Yağız Gönüler, Sondan Bir Önce

“Gönül nedir bilene gönül veresim gelir
Gönülden bilmeyene hissiz diyesim gelir.”
– Sadettin Kaynak, Nihâvend (Eda Karaytuğ’dan dinlemek gerektir.)

Ayaklarımda son abdestimden kalan
Hem yumuşak hem hesaplı peçete parçaları
Beni sonsuz bir mesaiye uğurluyor Allah’ım
Keşke bıraksalar öyle bir kılacağım ki
Hızıma ram’ler yetmeyecek tesbihte ve tespitte
Akıllara durgunluk verecek gönül erliğim
Büyük konuşuyorsam bil ki sendendir, kabul et
Sondan bir önce

Aşırı yük yazıyor asansörde ben binince
Kiracı olduğumu anlamış gibi yazıyor
Hep aynı şeyleri diyormuşum gibi yazıyor
Utancımdan görünmez olsam keşke, kendime çok iyi baksam
Bunlar nasıl laflar değil mi Allah’ım
Sen her şeyi görürken ve her şeye bakarken
Sana inanmayana bile ekmek verirken
Sondan bir önce

Gerekirse susarım nasılsa bilirsin sen ne diyeceğimi
Her şeyin en doğrusunu ve en güzelini bildiğin gibi
Ne kadar zor Allah’ım senin işin de
Oysa biz hiçbir şeyi bilmesek bile
Yalnız seni bilsek yetecek, bilmiyoruz
Yardım et, iki avuç dolusu duam var
Her ikisi de sana, kabul et
Sondan bir önce

Hiçbir alanda önemli bir yerim yok
Sadece iki metrekare, tespih ve takke
Beyaz yakalılar bunların hiçbirini bilmiyor Allah’ım
Özellikle de insan kaynakları ve muhasebe
Hâlbuki hepimiz çalışıyoruz aynı gökdelende
Türlü türlü mallara başlık yazıp satıyoruz, sen öyle yazdın diye
Onlar konuşsun hep, yalnız sen affet
Sondan bir önce

Bir marka olmadan bin dokuz yüz seksen altıdan beri
Tüm tüketicilerime artık beni tükettiniz be
Demek istiyorum Allah’ım yüksek müsaadenle
Sabah asık suratlı, öğlen çekilmez, akşam sıkılgan
Beni sen böyle yaratmadın biliyorum
Beni ben bu hâle getirdim biliyorum
Bana akıl ve fikir ver, yolumu göster
Sondan bir önce

Çok acayip şeyler oluyor bir kıtayla anlatayım
Yazarlar beni fan sayfalarına çağırıyorlar
Geçen gün Orhan Veli beni takip etti mesela
Ölen insanlar yakamıza yapışıyorlar Allah’ım
Öyle çürük, öyle yosma, öyle karışık insanlar
Haramları önlerinde helalleri artlarında
Beni koru, beni gözet, beni kolla
Sondan bir önce

Her şeye rağmen güzel şeyler de oluyor anlatayım
Rüya görmeye başladım mesela ve yazmaya da
Seni daha fazla anar oldum ve daha fazla düşünür
Hesap kesim tarihinden evvel seni daha çok
Daha çok daha çok aramak istiyorum Allah’ım
Böylece kendimi bulur yeni şiirler yazarım
Kulun olayım, kölen olayım
Sondan bir önce

Diyeceklerim bunlardan ibaret
Diyemediklerim bunlardan çok başka
Onları da sen yaz kaderime haddimi aşmayayım Allah’ım
Ama bil ki her şey senden, sana ve senin için
Onun için Türkiye şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketidir
Bu asırlarca senin çok hoşuna gitmiştir, eminim
Daha da emin kalayım, mümin kalayım
Sondan bir önce

Yağız Gönüler, Mahalle Mektebi, 25

İZDİHAM

 

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: