Yağız Gönüler, Sana Söz Yine

Baharlar gelecek ama önce dinle
Geçmişini ödünç ver bana
Bu asla romantik bir talep değil
Çünkü sana kıştan bahsediyorum
Kış bu
Doğanların daha çok öldüğü
Ölenlerin galiba daha çok güldüğü
Çocukların da arada kaldığı
Bir garip, ciddi ve sinirli bir mevsim
– Bazı kıta sonları insanın dışını yansıtabilir-

Beyazlara iliklenmiş gibiyim
Önüme servis edilen tavsiyelere uymayınca neden
Peşi sıra hayırlar diziliyor önüme
Güneşin, kaldırımlar gibi caddelere sokulduğu sabahlara
Neden yorgun başlıyorum ben
Her gün insanlar gibi kaçıncı yüzünü takınıp da inen
Akşamlara ne borcum var ki
Eve dönerken ne alayım
Bu asla duygusal bir soru değil
Sorun şurada:
Halkı mecaz bir kelime sanan devlet
Niçin yönetim kurullarına inanıyor mesela

Başımın ucunda bir salıncak, cak cak cak
Adımlarıma sakız yapışmış sanki
Uzayınca hiç ekmek kalmıyor
Kısalınca yemeğe yetişiyorum
Hak denince terliyorum
Yok yok İslamcılık değil, telifimi Allah verir
Tenkit etmeye niyetim yok her olanı biteni
Ama tasdik etmeye de
İnsanı en çok ne üzüyor diyeyim mi
Hiçbir şey
Kabahat insanı hiçbir şeyin üzmemesi
Saklama çünkü her şey ortada
Ben de çaresizim, onlar da, sen de
Çaresizsiniz Türkiye, çare de sizsiniz

Bu kış hüsrana uğradık
Bak işte yine bir çaresizlik benden bize götürdü şiiri
Burası iyi, burada kalalım

Yağız Gönüler
İZDİHAM

 

  İzdiham Dergisi, 34. Sayısında birbirinden nitelikli yazılar, Türk edebiyatında ilk kez yayınlanan belgeler; sinemada ilk kez gösterilen senaryolarla okuyucularına merhaba diyor. Siz de eğer İzdiham okurken dergiden yankılanan müziği duymak isterseniz İzdiham’ı kaçırmayın. Üstelik grafiker her şeyi anlatmışken. İzdiham 34. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.  

Bir Cevap Yazın