Yağız Gönüler, Önce Romantikler Ölsün

Sen, bir türlü kapıma dayanmayan kış
Hem güçlü hem yitik, hep beyaz hep yarım
Resim bilseydim seni işsiz piyanistlere anlatırdım
Sonra operalara inerdi kaşların, hepsi birden
Ya da belki bir köyde, usulca saklanmış iki kanaviçeye
Şaşkın en az üç bakışın tığlanırdı
Böyle başlanmaz bir şiire
Derse The North Face giyen İslamcı
Onu şöyle vururum ben de: lan sana ne?

Kampüslere bırakılan kedilere şahit olup
Babalarına babalık taslayan
Çocuklara
Elbet uzanabilir senin merhametin
Anandan öğrendiğin
Benjamin’in boyu kadar
Ama sana çiçeklerden ve türlü sevgilerden
Bahsedecek sadeliği bırakmadılar
Ne bıraktılar dersen
İçimdeki kavgaya dışımdaki sövgüye
Bir de hesaplaşmaya inancım kaldı
Klarnet de çalarım istersen

Ben, hiç tamamını büyük harfle yazmadığım soyadımı
Koca bir zırh bildim de öyle yürüdüm
Gönülcülere güldüm paralı erlere tükürdüm
Metrobüslerde diplomasi tarihi okudum, mandalina soydum
Birkaç tetikçi birkaç da çete mensubu tanıdım
-İkisi de intihar ve ölüm kadar ayrı/benzer şeyler-
İnananların ölmekte olduğuna inandım
Karın ortasında açan güneşe hiç inanmadım mesela
Şemsiyelere ve trekking botlarına
Country şifonyerlere ve kişisel bakıma
Özal’a, Aselsan’a, Finansbank’a
Montrö boğazlar sözleşmesine ve 26 Nisan 1986’ya da hatta
Niye diyecek olursa Canon Eos 5D Mark 3 kullanan İslamcı
Ona da şunu soracağım
Lipton mu içiyorsun yoksa
Selam mı verdin papaya

Yürüyen merdivenlerde burslu öğrencilerin
Nelerden bahsettiği umurumda değil
Çünkü anaları
Yayla çorbası kaynatırken
Liseliler ganyan oynuyor
En dış kulvardan Osmanlıca geliyor
Sahi
Sen mezar taşlarını okuyordun
Şu dayımınkini de okusana
Ne kadar borçla gitmiş belki yazar orada
Bilmiyorum ve çok sıkılıyorum
Üç bin yüz doksan dokuz liran var mı
Apple iPhone 6 Plus 64 GB (Space Grey) alacağım
Sıkıntım geçer o zaman
Diyor bir İslamcı
Eminim birkaç İran filmi izlemiş kadınlar
Çocuklarına sakallı animeler izlettirip
Kocalarının ideolojisini benimseme
Bir de superfresh yemekler yapıp
Takke örme hayalindeler
Benim gibi ülserler bunlara çok güler
Sen de gül ve geç, o da imandandır

Kıt’a dur
Bir kavgaya çağırır gibi
Rahatlıyorum
Bir gün
Bekir Sıdkı Sezgin
Dinlersin diye

“Akşamın olduğu yerde.”

Yağız Gönüler
İZDİHAM

 

 

 

 

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın