Werner Biermann, 1939 Yazı

Can Yayınları’ndan baskısı yapılan 1939 Yazı enteresan bir kitap.
Kurgusal bir dille yazılan tarih kitaplarını oldum olası çok sevmişimdir.  1939 Yazı, okuduğum bu tür kitapların en iyilerinden biri. Tarih böyle anlatılırsa, yani bir anlamda öykü anlatır gibi, sanırım etkisi biraz daha çok oluyor. Üstelik ‘history-story’ sözcüklerinin ilişkisini de unutmayalım.

Yanlış anlatmak istemiyorum: 1939 Yazı, bir kurgu kitabı değil. Belki öykü gibi gelen bazı yerleri tarih bilimi açısından ispatlanamaz ama yine de kitabın bir tarih kitabı, bir belgesel olarak okunmasına halel getirmiyor sanırım. Zaten Alman yazarımız aynı zamanda film yapımcısı ve yönetmenmiş. Onlarca belgesel çekmiş.

İkinci Dünya savaşının gelişini bilinen büyük olaylarla bilinmeyen küçük, kişisel olayları paralel okuyarak izliyoruz kitap boyunca. Daha da önemlisi Hitler yönetiminin savaş öncesi ülkesinde neler yaptığını görmek okuyanın kanını donduruyor.

1930’lar aynı zamanda bilim, edebiyat, sanat tarihi açısından büyük değerlerle dolu yıllardır. Kitabımızda özellikle bu yazarların, bilim ve spor adamlarının gün be gün neler yaptıklarını okumak, normal tarih kitaplarında adlarını bile göremeyeceğimiz kişilerin (bir kamp mahkumunun ailesi, tarlada çalışan ve sevgilisine mektuplar gönderen bir kız vb.) öykülerini okumak –yazar bunları günlüklerden, mektuplardan derlemiştir- bizde daha canlı kanlı bir karşılık buluyor.

Kitabın ana iskeletini tabiî ki politik olayların kronolojik sırayla gelişimi oluşturuyor. Ama kitabın özelliği bu büyük politik olayların önüne veya ardına o anda başka bir yerde olan ilgisiz gibi görünen bir olayı yerleştirmesi. Mesela, Hitler’in bir kararını anlatıyor ve hemen arkasından uzaklarda bir otel köşesinde viski içip radyodan haberleri dinleyen Hemingway’e geçiyor. Bir politik olayın ardından küçük bir çiftliğe veya fabrikaya gidiyoruz. Ama sonraları bu adamlar bambaşka olaylar ile tekrar karşımıza çıkıyor.

1939 Yazı, bize insanlık panoramasından bir bölüm sunuyor. Kitap bizi bir sayfadaki Hitler’li, Goebbels’li, Stalin’li, Churchill’li, Dr.Brandt’lı güçlü ama acımasız takim ile hemen karşı sayfadaki Camus, Georg Elser, Hosenfeld, Gustav Schröder, Max Schemeling, Agust Dickmann gibi insanlığın kahraman ve onurlu evlatlarının olduğu takım arasında seçim yapmamıza zorluyor. Çünkü bu maç yeryüzünde başka isimler ile sürer ve asla bitmez.

Behlül Dündar

İzdiham

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın