Vedat Eğilmez, Hırsız

Bir hırsıza nasıl davranacağını bilemeyecek kadar nazik.

Adım henüz hiçbir olaya karışmamışken
Temiz bir ziyareti hırsızlık yapmak için
Değerlendirmek istemem korkunç;
En güzel elbiselerimi ve en güzel duruşunu saçımın
Evimde pahallı mobilyaların
Hesabımda baş döndürücü rakamların
Varlığını anımsatacak şekilde
Yanıma almam dehşet;
Ve izleyeceğim yolun gönlümdeki haritası
Müthiş planlarımla
Sana gelmiştim.

Kapı aralık…
Böyle bir ziyarete erken gelmişsen eğer
Yakalanırsın…
Yemek kokusu geliyor içerden…
Geç gelmişsen
Çalmayı düşündüğün her şeyi
İkram edilmiş bulursun kendine.
Ayakkabılarımı eşikte sessizce çıkardım.
Şaşırdın,
Kapı açık mıydı diye sorulmaz hırsıza
Konukların fazlaydı – dört kişiydik-
Çaldım duymadınız… Duyulmaz zaten
Benim çalmak istediklerim
Senin atmak istediklerinse eğer…

Gözlerin üzerimde ne aradı bilmem:
‘Çalmayı düşündüğü şeye uzanamayacak kadar kısa
Hatalarına geçerli mazeret bulamayacak kadar mahcup
Bir kalbe sığamayacak kadar kaba’,
Bulup gördüğü üzerimde…
Tanıttım kendimi:
‘Duygusal bir psikopatım ben
İçimden şiirler yazar kalbime jiletler atarım
Nükleer bir güç alır bundan gözlerim
Zamanın bana verilmiş her anından
Korkmam kendime oyuncak trajediler yaratırım.’

Bir hırsıza nasıl davranacağını bilemeyecek kadar iffetli,
Ayaklarımın varlığı
Gözlerinde
Gidebileceğime bir umut olacak kadar temiz,
Kendime bile zarar verebileceğime
Endişe edecek kadar masumdun…
Sıradan bir suçluya çevrilmiş
Uluslar arası hukuka aykırıydı kullandığın bu silahlar
Güzelliğin üzerimde kazanılmış bir zaferdi zaten.

Zekâ
Bir yerde istenilmediğini anlamaktan başka ne işe yarar?
Akıllı olmak
Yenilgiyi kabullenmekten başka ne kazandırır insana?
Gecenin ve gözlerinin şerrinden kaçarak
Yine sana sığındım.

Çalınacak değil kırılacak şeyler çoğu.
Kapıya kadar suskunluk
Ve masanın üzerinde
Dört senelik bir dalgınlık saklıydı
Ben gelene kadar.
Bir kalp kırılır gibi kırıldı vazo
Sitemkâr sözler, tamamlanmamış cümleler gibi
Döküldü içindekiler
Rasgele bir laf, dalgın bir dokunuş açıkçası…

Gitme zamanı, gelme sebebidir her evde
Bunu bütün kapılar bilir.
Gerçi halimden de anlaşıldığı üzere;
‘Bu akşam seni enjektöre çekip
Damarlarıma zehrederek
Kendimi zehirlemek istiyorum.
Sıkıntılı bir gece vakti vücuda yayılıp
Eşiz acılarla öldürmeye ehilsin belli
Şöhretin, yılanları akrepleri evcil kılmış âlemde.’

Kimse görmeden aldıkları değil
Farkında olmadan kırdıklarıdır
Bir hırsızın çaldıkları.
Kalp ve hayaller… Bir de vazo…
Ödünç almaktır gerisi
Gerisi emsallerine karşılık değişmektir
Güzel sözler ve vaatler… Bir de yeni vazo…

 

Vedat Eğilmez
İZDİHAM

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: