Vaveyla Dergisi 4. Sayı Çıktı

“Her şey isyanla başlarken biz inkarla devam ediyoruz.
Ve inanın bu inkar bizim en doğal isyanımızdır.
Geciken biz değildik geç gelen trenlerdi.
Nihayet zaman bize mekana hükmetmeyi öğretti.
Sesimiz gür olmasa da en az sessizlik kadar ürkütücü.
Şimdiden nedensiz bir teşekkürü hoş görmeniz dileğiyle…
Bize düşen şatafatlı bir yalnızlıkmış, şatafatlı cümleler kurmaya gerek yok!

Diriliş neslinin mimarlarının takipçileri ve mirasçıları olan gençlerin bir araya gelerek çıkardıkları Vâveylâ Dergisi kısa bir sürede Türkiye’de tanınan ve beğenilen bir dergi haline geldi. Derginin çekirdek kadrosunu oluşturan ve yazı işleri müdürü Ali Tosun’un “Absürd Şiir”i, yepyeni bir şiir anlayışıyla okuyucunun karşısına çıkıyor. Ve imtiyaz sahibi Nuri Benk’in zamana karşı bir şaşkınlık belirten dizeleri kelimeleri görüntülerden sıyırarak okuyucuyu bir labirentin çıkmazlarına hapsediyor.

Bunun yanı sıra genel yayın yönetmeni Yunus Taşdemir; -ben dünyaya serçe parmağımla karşı geleceğim- cümlesiyle toplumla edebiyatçının küskünlüğünü belirtirken bizleri, şiirin uçsuz bucaksız anlamlarında bir gezintiye çıkarıyor adeta. Ve karanlık sesiyle çağların ötesinden bir çığlık gibi suskunluğunu absorde eden Mehmet Ekinci, ölü bir şehrin damarlarında bir dirilişe çağırıyor cümleleri.

Güven Adıgüzel’in -Kadraj Hataları- şiiri kimi zaman bizleri Humeyni’nin nemli kirpiklerine götürürken, ihtilalin orta yerinde bırakıyor bir savaşçı zaferiyle. Ve akabinde kesif zamanların postmodern rüyalarında Bilal Can’ı görüyoruz. Şimdi de Rabia Boran’ın kendisiyle olan savaşı şiirde bir iç çekişme ve itiraf olarak diyalog cümlelerinden oluşan güzide bir tat bırakıyor.

DERGİNİN MASRAFLARI BURSLARDAN!

Tek gelirleri bursları olan bu gençlerin, reklam almamalarındaki sebep ise; edebiyatın saygınlığına aykırı olduğu ve Kapitalizm’in ruhunu edebiyatın dışında tutmak istediklerinden kaynaklanıyor. Böylesi bir aşkla yola çıkan bu gençlerin daha şimdiden Türkiye genelinde 20 temsilcilikleri bulunuyor.

MUHTEMEL OLMAYAN BİR YAŞAMIN KEŞFİNE HİCRET

Bazen Mehlika Sultan’a hicret ettiler, çoğu zaman Aysel’i savdılar başlarından ve vakit tamam olunca da Abbas’la çilingir sofrasına oturdular. Günün şartlarına kulak tıkayıp, tüm zamanların içinde acımasızca bir yakarışa dönüverdi cümleleri yazmalıydılar yazmasalar olamayacaktı! Kendilerine hayali yaşamlar temin edip yazdılar ve sustu herkes onlar yazdıkça. Dileriz ki, kalemden morarmış parmakları içlerindeki Vâveylâ’yı daha da gürleştirir.
İzdiham

 

 

 

 

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın