Ümit Yılmaz, İncir Ağacı

Gece yorganını örttüğü zaman bu şehrin üstüne
Sokak lambalarının hepsi aynı anda yanar
Aynı anda suratıma kapanır tüm sokaklar
Gönlümün ortasındaki yirmi yıllık incir ağacı
Yapraklarını serpiştirir zihnimin her köşesine
Çiçekleneceği günden ümidimi kesmiş
Dolaşıp dururum etrafında
Haşırtılar eşliğinde

Kargaları çok sevdim bu soğuk sahrada
Buzulları delip beliren kaktüsleri ve akasya ağaçlarını da
Okşamayı denesem kanım damlayacak yere
Aklım kalacak eğer uzaktan seyredersem
Öyle çok sevdim işte

Bilmediğim diyarlardan esecek sıcak bir samyeli bekliyorum
Zihnimi süpürecek ve kapatacak sokak lambalarını bir bir
Yine gece olacak elbet lakin önümü görebileceğim
Narin kabuklarından kurtaracağım tüm esir meyveleri
Besteleteceğim onları dallardaki kargalara
Kimseler bilmeyecek ne demek istediklerini

Bir kesik açıyorum yavaşça incir ağacımda
Yara yerinden çiçekler açıyor şaşırıp kalıyorum
Kovuğundan işittiğim serçe sesleri yerine
Dillerinden anlayabildiğim kargaları tercih ediyorum
Dibinde oturacağım bir ağacım olmadıktan sonra
Ne yapılır ki kuş cıvıltılarıyla
Bilmiyorum

 

 

 

Ümit Yılmaz

İZDİHAM

 

 

 

 

  İzdiham Dergisi 36. Sayı   Ağustos-Eylül 2018   İzdiham 36. Sayısını söyleyemediklerini sessizliğe emanet edenlere ithaf ediyor.  Siz de okurken bu dünyanın gürültüsünden uzaklaşacaksınız.  Bu sayının sürprizi Sadri Alışık’ın hiç bilinmeyen ve yarıda kalmış filmi olan Ayyaş’ın hikayesi ve hiçbir yerde yayınlanmayan fotoğrafları.  İzdiham, büyük keyif alacağınız bir sayı ile karşınızda.   Dergiye buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın