Ufuk Akbal, Kötü Yalancılar İyi İnsanlardır

 İyilerden iyi yalancı çıkmayacağı, çok açıktır. 

İyiler – İşler iyi gitsin diye; daha çok yalan söylerler – ve sürekli bu yalanların onları karşı tarafa dahil edeceği korkusuyla ve olayları tamir etmek adına daha da çok yalan söylerler. Daha çok yalanla, daha kısa sürede ve daha çok söylenmiş yalanla, bir yalan ekonomisiyle sürat, haz ve lezzet arasında tekinsiz bir döngüye girerler.

Amansız yalanlar, birbirlerini yalanlayan yalanlar. Yalan burada hakikatin yerine ikame olunur. Çünkü yalancı profesyonel olmadığı için, yalanları ile arasındaki mesafeyi iyi ayarlayamaz. Yalan onu yavaş yavaş öldürür. Yeniden ona bir ruh üflemez. O bir yalan makinesi değildir. Şu süreç bitsin ve bu yalanlar da gidecek, hayatımdan, der.

Oysa yalanlar bir kez girdiklerinde – gitmemeye kendilerini adarlar.

İyi adamlar, iyi yalancı değildirler; ama yalancıdırlar. Çok yalan söylerler. Birbirlerini yalanlarlar. Her sözleri birbirlerinin düşmanıdırlar artık. En kötü yalanı söylerler. En iyisini seçmek konusunda yeteneksizdirler. En iyi yalan, en uç ihtimâldir; onlara akılları ermez. Ermedikçe, hırpalanırlar. Hem kendilerini hem çevrelerini amansız bir şekilde hırpalarlar. Yalanlarda onlara ait bir şey vardır, artık.

Yalanlarla örerler, zamanla, hayatlarını.

Sanki, Batı’ya ne kadar gidilirse, Doğu’ya gidileceği gerçeğini bulacaklarmış gibi, o gerçekteki asalet gibi, o gerçekteki asıllı asalet gibi, daha çok yalanın onlara doğruyu hediye edeceğini düşünürler.

Yalancının en son umursadığı şey, yatsı vakti ve mumdur.

Yalancı yalanların bir an önce bitmesini ister. Bir an önce bitsin – ve yalansız o adaya dönülsün. O huzur adasına.

Sonra düşünedurur; hepiniz yalandınız, yalanı yaşadınız, yalanlaydınız ama beni işbaşında yakaladınız, ben artık damgalıyım; bu damga benden hiç gitmeyecek.

27 yaş da geçti ve 28’den sonra artık insan ölümünü kendi seçemez.

Artık bir yalanı yaşamaya en isteksiziniz o’dur.

Kötü yalancı en çok kötü insan olmaktan korkar.

Orada hakikatle metafor arasındaki mesafe ümitsiz ve tekinsiz bir şekilde büyür. Bir daha kucaklanamayacak şekilde, büyür büyür ve büyür.

Ve sorulur, ince sızılı sorusu Akdeniz’in;

En yalancımız hangimiz? Ama siz bu soruya cevap olarak beni seçtiniz.

 

Ufuk Akbal

İZDİHAM

izdiham-26-sayi

İzdiham 26. Sayı

İzdiham dergisi 26. Sayısında hiçbir yerde bulamayacağınız çok özel çalışmalar yer alıyor. Edebiyatla gençleri ve hayatı birbirine dost yapan İzdiham’ın bu sayısında Gökhan Özcan, Ercan Kesal, Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Baki Ayhan T., Murat Kapkıner, Güray Süngü, Zeliha Yurdaer, Onur Bayrak, Dilek Kartal, Yağız Gönüler, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, İbrahim Varelci Süleyman Unutmaz, Ferhat Toka, Selman Urluca, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Özer Turan, Çağatay Hakan Gürkan, Seda Bilici, Feyza Özcan, Beyazıt Bestami, Halil Kurbetoğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Mustafa Toprak, Öner Buçukcu, Fahrettin Dede, Dinçer Ateş, Turgay Bakırtaş ve Bülent Parlak gibi nitelikli eserler veren edebiyatçılar ile genç ve umut vaad eden isimler yer alıyor. İzdiham Maarif Takvimi, Lügatlere Güncelleme, Bulgarlar Ne Okuyor? Adlı çalışmanın yanı sıra bir de taziye ilanı yer alıyor. Dengenizi Kaybettiniz, başınız sağolsun. İzdiham’ı bir solukta okunacak bir sayıyla karşınızda. İzdiham dergisinin 26. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: