Ufuk Akbal, Fragman: O Yaz

Ufuk Akbal yazdı.

“Tekrarlayayım. O yazı size hiçbir zaman layıkı ile anlatabileceğimi sanmıyorum. Sanmayacağım. Kitabın kapağı kapandığında, benden bir miktar nefret ettiğinizde, beni hiç sevmeyeceğinizi kendi kendinize beyan ettiğinizde, beni hafızanızın köhne depolarından birine atacağınıza ve ömür boyu orada kalacağıma kendi kendinize söz verdiğinizde yani sırf bunları yapmış olmaklığımla aslında hafızanızdan rol çalacağıma şimdiden şerbetliyim.

Ben Allah’tan James Joyce olmadığım bilgisini bana yeniden ve yeniden tebliğ etmemesini, gücümün-kudretimin hududlarında gezmekten bitap düştüğümü, can önlerinde ufarak intihar temrinlerime engel korkularımla aynı odaları paylaşmaya imtihanlı olduğumu, bana yeni şeyler söylemesi gerektiğini istediğimde mi oldu acaba bütün bunlar? Yazgıya dair şerh düşemezdim, oysa ki. Yazgı bizden çıkan değil, bize girendir bilirim.

Espri anlayışı, sense of humour, ironi. Kalın cümleler kurmak için ince bir zekaya sahip olmak gerekliliği, iyi sevişebilmek için üslûp sahibi olmak gerekliliği, evveliyatında irtifa kaybını engellemek için yiğitliğe bok sürdürmemek, verili pozisyonu “evet, şimdi buradayız” tevekkülüne dönüştürmek gerekliliği –  bu imtihanları geçebilmem lâzım. Belki bana o zaman inanırsınız.

Vallahi de billahi inançlıyım. Katı olan her şey buharlaşabilir, rejimler değişebilir, iktisad tarihini yeniden yazacak krizler meydana gelebilir, modern zamanların kurguyu alt üst eden ve hiç de oyuna benzemeyen mekanik taarruzu ruhlarımızı köşeye sıkıştırıp iğfal edebilir, insanlıktan çıkabiliriz. Ama inanç beni dik tutuyor. Telefonla Erhan’ı arıyorum, telefonla İbrahim Çubukçu’yu arıyorum, telefonla “cemaatin yatay görgüye değil, dikey estetiğe sahip ne kadar kalemzade, dostbaz şahsiyeti varsa” çaldırıyorum. 1 cevapsız arama. 2 cevapsız arama. 3 cevapsız arama. 7-8 ile 13 arasında meşgul tonu. Şarjın bitmiş olma ihtimâli. Bir camide gördüğüm “Hakk ile hemhâlken halk ile irtibatı kesiniz” uyarısının tatlı anısı. Please try again later’la nihayetlenen anonim ve gayet şuh kadın sesi…”

 

Ufuk

İZDİHAM

DERDİ YOK

İzdiham Dergisi 32. Sayısında birbirinden güzel yazılar, şiirler, çıldırmalar, öyküler ve denemelerle okuyucusuyla buluşuyor. Kapakta viyolonsel çalan Vedran Smailovic.  Bosna yerle bir edilirken her enkaza smokinini giyerek ağıt yakan Vedran’ın iç burkan hikayesini okuyacaksınız. Arka kapakta ise saçlarını üfleyince tarak uzattığımız Naim Süleymanoğlu. İzdiham, unutulmaz bir sayı daha sunuyor. İzdiham Dergisi 32. Sayısına Buradan Ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın