Turgut Uyar, Bir Süregen İlkbahar

Dursun Ali’yi mi sordunuz nevşehir’den, dışardadır, almanya’da
“karanfil suyu neyler”i söyler durmadan
nevşehir koca bir şehir, bakmadan kim geçebilir yanından

Seyfettin’i mi sordunuz, dışardadır, almanya’da
“adına gül denen menekşe”yi hatırlar durmadan
aslında ne menekşe ne güldür hatırlanan
topluca bir coşkunluğa varıldığı zaman

şöyle ki, bir türkü sanki alır götürür kimsesizliği
münşen’de, kölün’de, şutgard’da falan

ateş sönmez rüzgarın sesinden, tersine parlar
önüne durulmaz olur artık harından

ha, Süleyman’ı sorduysanız, o içerdedir, türkiye’de
Muzaffer’i sorduysanız, o da içerdedir, türkiye’de

Hasan da içerdedir, türkiye’dedir, Mümtaz da türkiye’de
Behice de öyle ülseri depreştiği zaman

yeni bir türkü bozar gider beyazlığın adını
şakır şakır bir yağmur gibi belleklerde kalan
ve hatırlanır bir atın susuzluğu

Arif’i mi sordunuz, dışardadır, almanya’da
çalışır
Seçkin’i mi sordunuz, içerdedir, türkiye’de

Mevlut’u mu sordunuz, içerdedir, türkiye’de
okunur
uzun bir gün olarak ağustosta, içerde
Yusuf’u sorduysanız, rize’den, o dışardadır, almanya’da
gelecektir tabancasıyla
karısı buradadır, türkiye’de çocuklarıyla

Murat’ı sorarsanız, içerdedir, türkiye’de
her allahın günü beşe bölerek uykusuzluğunu
“gülün narkını” hesaplıyor durmadan

şimdi, ayışığı bir kız çocuğu adının tercümesidir, amma
kendisiyle uyuşulmaz değildir hiçbir zaman

kardeşleri görünümündedirler bir asi karanlığın
hepsi
Dursun Ali, Seyfettin, Muzaffer’le Süleyman

hepsi solgundur evet, karanlıktadır şimdi hepsi
nerden biliyorum derseniz, işte ordan burdan

ben söyledim bunu, katip yazdı, öbürleri bildiler
çünkü nasıl bir yazdı, kaçıncıydı koşup geldiler

Mustafa nasıl yazdı Behiç’in sesini, bilmedim mi
çünkü bana kalırsa kötü bir yazdı

çünkü herkes gidip gelirken ayaklarıyla ve motorlarıyla
Sadun’la Behiç’in içi kapkara bir beyazdı

önce diyelim ki şiir bir kuşkudur
bir otobüs yolcusunun kimliğini taşır
bir şarkı olup bir sonbaharda
onulmaz bir güzelliğe ulaşır
ve yitirip rengini bir akşam saatinde
olur olmazlaşır
kardan almaz belki rengini
ve düşmez

şimdi biz haberi nerden verelim derseniz
solgun ama aydınlık olanlardan
bir taraf olanlardan
söğütlerden de olur, kavaklardan da
ve çamlardan
yırtılıp giden adamlardan
ve durup duran adamlardan
içerden, dışardan türkiye’den, almanya’dan
ve solgun ama aydınlık olanlardan

Mahir’i sorarsanız, dışardadır, türkiye’de

Turgut Uyar, Büyük Saat (YKY: İstanbul, 2008), s. 510-512.

İZDİHAM

izdiham 38. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.


İzdiham’ın 38. Sayısı çıktı. Birbirinden genç ve usta kalemlerin yer aldığı bu sayıda Yıldız Tilbe’nin edebiyattan ve şiirden de bahsettiği röportajını okuyabilirsiniz.

 
Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Atakan Yavuz, Turan Karataş, Mehmet Narlı, Yasin Kara, Hakan Göksel, Seda Nur Bilici, Enes Aras, Burak Süme, Erhan Tuncer, Dilek Kartal,  İbrahim Varelci, Melda Zirek, Meltem Gülname Kaynar, Tuğçe Kaplan Şahin, Faruk Sarıkavak, Ecem Aktaş, Yunus Meşe ve daha birçok yazarın şiirlerine, denemelerine, hikayelerine ve incelemelerine rastlayacaksınız. Büyük keyif alarak okuyacağınız bu sayının kapağında müzik de var.
izdiham dergisinin 38. Sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın