Tom Robbins, Bilgelik

Bireyselliğimiz bizim tek varlığımızdır. Onu güvenlik uğruna ya da tüm toplumun çıkarları uğruna değiş tokuş etmeye, elden çıkarmaya razı olanlar bulunabilir. Ama onu koruyan, hayatın buruk yollarında onu hep yanında taşıyan, sevgide, düşüncede ona sadık kalan, sabah yıldızınca kutsanır.

Bilgeliği ellerinde tutanlar, onu her gelen serseme öylece sunamazlar. İnsanın onu alabilmek için hazırlanmış olması gerekir. Yoksa ona yarardan çok zararı dokunur. Ayrıca bilgeliğin o duru sularında yalpa vuran bir sersem suyu bulandırınca zararı herkese dokunur. Demek ki bilgiyi arayan insan önce sınanmalı, buna layık olup olmadığı anlaşılmalıdır. Öğretmenin kaba davranması o sınavın evrelerinden birincisidir.

Doğduğumuz zaman yuvarlak, keskin, saf bir yüzümüz vardır. İçimizde evren bilincinin kırmızı ateşi yanar durur. Ama yavaş yavaş, bizi, ana babalar yer, okullar yutar, sosyal kuruluşlar emer, kötü alışkanlıklar kemirir, yaş ise tüketir. Sindirildiğimiz zaman, tıpkı ineklerdeki gibi altı mideden geçtiğimiz zaman, pis bir kahverengi tonunda çıkarız.

Kendimizi kandırırken savaşı din gibi önemseriz. Savaşı da, dini de kucaklarız. Genellikle ikisini aynı anda kucaklarız. Bunu, ölümü yenme aracı olarak kullanmak amacıyla yaparız. Ama ikisinin de ölümü geriletmeye zerre kadar yararı olmaz. Tarih boyunca ölümün en yakın dostu, eli bıçaklı din adamı olagelmiştir.

Sıradan insan, ölümden bu kadar nefret ettiği için hazırdır savaşa gitmeye. Düşman onların gözünde ölümü temsil ediyor. Hükümetin propaganda değirmeni düşmanı duygusuz, her şeyi yiyen bir canavar gibi gösteriyor. Demek savaşa gittiğimiz zaman soylu bir amaç uğruna gidiyoruz. Hayat adına savaşıyoruz. Ölüme karşı. Amacımız ölümü yok etmek. Bunun saçmalığını göremeyişimiz de ölümden böylesine çok nefret ettiğimiz için. Öyle nefret ediyoruz ki, onun yürüyüşünü durdurmak için öldürmeye, hatta ölmeye bile hazırız.

 

 

 

 

 

Tom Robbins

İZDİHAM

 

 

 

 

 

 

İzdiham Dergisi 35. Sayı Haziran-Temmuz 2018 Başarıya giden yolda uykusu gelince yatanların dergisi İzdiham yine müthiş bir sayı ile okuyucuların karşısına çıkıyor. Birbirinden değerli yazılar, şiirler ve bölümler var 35. sayıda. Ve dünyaca ünlü bir isimle röportaj. Dünya basınında uzun bir aradan sonra Çakal Carlos ilk kez İzdiham’a konuştu. Üstelik Paris’te yattığı hapishanede yapıldı bu röportaj. Dergiye buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın