Teselliler

Bir anlamda, sıkıntı içinde olan İlkçağ insanının yaşamına yönelik psikolojik yardımı anlatıyor. Tümüyle İlkçağın yazınsal türüne özgü bir edebiyat olan ‘Teselliler’, Romalı filozof, devlet adamı ve tregedya yazarı Seneca’nın ahlâkla ilgili on iki kitapçığının teselli üzerine olan üç yapıtını simgeliyor.

Seneca, yapıtında üç ayrı kişiye tesellide bulunuyor. Romalı bir kadına, annesine ve İmparator Claudius’un dilekçe yazmanı Polybius’a. Tabii bütün bunların yanı sıra, ‘Teselliler’, stoacı felsefeye bakmak anlamında da bir olanak sunuyor. Tıpkı Seneca gibi İlkçağın tüm stoacı filozofları insanların vicdanlarını ‘yöneten’ bir tür özel görevli işlevi görüyorlar. Özellikle yakınlarını kaybedip, bu kaybetmenin acısına dayanamayanları öncelikli olarak teselli eden stoacı filozoflar, seslendikleri kişinin mantığına ve duygularına yöneliyorlar.

Eserinde, seslendiği insanın tüm yaşamsal bilgisine sahip olarak onun acısını dindirmeye yeltenen Seneca, kabul edilmiş geleneksel, kuramsal faktörleri de yanına alarak, acı çeken kişinin önce bunlar karşısındaki yükümlüklerini hatırlatmayı ihmal etmiyor. Yardım ettiği kişinin sıkıntısını ele alırken, ahlaki pratiklere dikkat çeken düşünür, ardından da, söz konusu kişiyle derinlikli duygu ortaklığını çağrıştıracak bir duygu paylaşımı sergiliyor.

Teselliler, psikoanalitik yöntemlerle ilgili de düşündürten bir anlama sahip. İlkçağın edebiyatı da diyebiliriz eser için. Ama her şeyden önemlisi de tümüyle stoacı düşünceyi içeren metin, bugün gelinen noktada ‘ölüm’ ve ‘yaşam’a atfedilen düşünce özlerini daha iyi anlamamız açısından da bir işlev sahip. Zira karşılıklı yardımlaşmaya, felaketler karşısında erdemli olmaya, başkalarının yaşam koşullarını düzeltmek için çaba göstermeye, insanın huzur bulmak için kendini olduğu gibi kabul etmesine; şan, şöhret, para, mülk gibi varlıkların aldatıcı, geçici, aynı zamanda, insanı kendi özünden uzaklaştıran olumsuz bir durum olması içeriğine sahip olan stoacılık; günümüze ait dinsel öğretilerin yanı sıra, sosyalizasyonla ilgili çağrışımları da harekete geçiriyor.

Seneca, kitapta yer alan üç tesellisinden ilkini Marcia’ya yazmış. Dört çocuğundan erkek olan ikisini peşpeşe kaybeden Marcia, “ona en güzel umutları vaat eden” ikinci oğlu Metillius’a ağlıyordur. Üç yıldır acısı dinmemiştir. Seneca’nın Marcia’ya yazdığı tesselli metninin belli aşamalarla ilerlediğine tanık oluruz. Marcia’nın “yürekli bir kadın” olduğuna yönelik vurgularla başlayan teselli, daha sonra karşı savlarla, ölüm ve yaşamın anlamına yönelik stoacı düşünce örneklendirmeleriyle, sözkonusu düşüncenin yapı taşlarını oluşturmuş diğer filozofları övgüyle ilgili teselli yöntemlerini kapsar; ”Geleceğin her zaman belirsiz olmasının ve güzel günlerden çok, kötü günler göstereceğinin dışında şu da var: gök yolculuğu insanlarla ilişkiyi erkenden terk eden canlara son derece kolaydır: onlar çirkefe çok fazla batmamışlardır. Maddeye bulaşmadan ve dünyevi ögelerle çok fazla etkilenmeden kurtulmuş olanlar, ilk vatanlarına doğru hafif bir uçuşla yükselirler ve onları kirleten ve bozan her şeyden daha kolay kurtulurlar.”

Annesi Helvia’ya yazdığı ikinci teselli ise, ‘Teselliler’in en etkili bölümlerinden biri olarak dikkat çekiyor. İçtenlikli yazılmış bir metinle, diğerleri arasındaki farkı ortaya koyan söz konusu metin, sürgün edilen Seneca’nın, annesiyle karşılıklı mahrumiyetlerinde yaşadıkları acıyı yansıtması açısından anlamlı. “Seni kalbura çeviren en kötü yara, bunu kabul ediyorum, sonuncu yaradır. Sadece deriyi yırtmadı bu yara, tam bağrına, gövdene kadar işledi. Ama acemi bir asker en küçük sıyrıkta çığlığı basar ve düşmanın kılıcından daha çok hekimin elinden korkar, oysa kılıçla doğranan tecrübeli bir asker, sanki söz konusu kendisi değilmiş gibi, kımıldamadan ve inleyip sızlamadan yaralararının temizlenmesine katlanır.”

Seneca’nın üçüncü tesellisini, İmparator Claudius’un azatlısı Polybius’a yazdığı metin oluşturur. “Güçlü olduğu kadar aşağılık” biri olan Polybius kardeşini yitirmiştir. Söz konusu metni “Polybius’a yaranmak” için yazan Seneca, “yağcı, tek düze ve özensiz biçimiyle, yazarının yeteneğine de, karakterine de hiçbir onur kazandırmayan” bu yapıtıyla ne yazık ki istediği bağışlanmayı sağlayamaz.

Aysel Sağır

İzdiham

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın