Mazlum Mengüç Yazıları

Mazlum Mengüç, Taze ölüyü anımsatıyorken bakışım

Ben elinle eteğinle bir çektim neşemi. Sen, yüzün vardı da gülmedim mi sanıyorsun? Peşinde bunca zevat, peşinde atlılar Peşinde kılıbık o takvimle gününe gün dememi bekliyorsun. Sesin kırılıp sen’im göğün içinde kalmasa Taze bir ölüyü andırmamış olsa ağzım faraza gözlerim olsa ve sana bir uçurumdan aşağı bakar gibi bakmasam Körlüğüme …

Mazlum Mengüç, Evlerinin Ögü Yonca

Biraz daha yürürsem anlayacağım; Neden durakta bekleyen halk kadar Çiçeklerini nizami sulayan kadınlar da mağlup sayılmaz. Neden ağzımın kenarında duran kırışıklığın adı susmak Neden uzak denince konu hep dönüp dolaşıp ağrıyan yanlarıma gelir Misal kalp. Misal iyiyim iyiyim. Sanki göğe baksam anlayacağım; kuşların da uçmaktan başka çaresi yok. Öyleyse neden …

Mazlum Mengüç, Masaya Talan

Masaya bir ağırlık , aklıma iç dik yokuş, ve yürümek; yeşil sandaletli bir mesafe.. Epeydir kendimi böyle yanlış, böyle seninle deniyorum. Aslında masaya bir virgül diyecektim aklını kaçırmaktan korkmasaydım Gözlerime bırakılan bu tedirgin kürt, bu hayretsiz bakış Bu azalan verimler kanunu da olmasaydı, ‘ O yorgun kışı 3. dünyanın içine …

Mazlum Mengüç, Bir Şehri Uyanmak

Bir şehri uyanmışsındır şimdi. Hayret etmeyi bakışlarından söktüğünden beri hatırlayacağın ne varsa şehrin kentsel dönüşümüne dahil edilmiştir yani unutman gereken yerdesindir şimdi. Müthiş haklısındır. büsbütün kendinle müthiş kalabalık. Bense.. büsbütün kendimle burada, bu şehirde anlamayı bıraktım. Çok şaşırıyorum artık, iyi geliyor gözlerime. Ben şaşırdıkça yukarıda Allah var. Sonra yerde sen, …

Mazlum Mengüç, Otobüsname

Otobüsten inince ilk iş sigara yakanların adına diyebilirim ki; yanılanların yeridir dünya. Ve sen kendini saçlarından asmışsın dünyaya. Son bir kez daha pişmanlığımı yanılıp Bir tokaya teşekkür etsem benim de saçlarım çıkacaktı belki de Belki ben de haksız ama galip dönecektim düşünmekten. Oysa sen ısrarla mağlup döndüğüm bir sokakta yürürken …

Mazlum Mengüç, Bir Varmış, Bir Yokmuş

Misafirlikte utanan yanaklarından başlıyor tarih Ölü kelebekler geçidi karnında kursağında bir dünya dokunsam, ağlanacaksın. Duvarına boya denk gelmiş bir slogan gibiyken adın biri eliyle geçip gitmeye bırakmış seni Geçer demiş, ayaklarını karnına çekip hüzünlenişindeki annesizliğe Sen, adını ağrı kesicilerle unutmuşsun, O, pazarda elma alırken bile sevmiş. Tarih dersini geçmiş sansınlar …

Mazlum Mengüç, Memur maaşıyla uzay mekiği alacağım

Beni hiç ses gelmeyen evlerde balo olduğuna inandırmaya çalışıyorlar. Babası fakir olanların hep fakir öleceğine falan. Bak diyorlar, Bir yolu en çok koşarak unutabilirsin… Uçağın anne terliği gibi bir şey olduğuna o zamanlar iman ettim. Çok sonradan yine onlardan duymuştum genç yaşta ölmenin bir alim geleneği olduğunu . En erbabı …

Mazlum Mengüç, Sayın Seyirciler

Kendime, kendime diye başlamayı seviyorum. Çün hüznü mutlak ithal; renkli patikleri botlarının üstündeki üzgün kızların. Avurtları, yazları ribes ribrum, kışları frenk üzümü. yazları kışlarıma; davul bile dengi dengine. yani artık, yazları da çetin geçecek söz veriyorum kendimeVirgülleri ve kendimi hep yanlış yerlerde kullanacağıma şahitler huzurunda, bir kez daha; evet sayın …