Ahmet Erhan Yazıları

Ahmet Erhan, Gülşiir

Gece yarısı, karanlık bir bozkırda Işıklar içinde akan bir tren kadar yalnızım içinde onca insan, içinde dünya. Soluk soluğa, demirden bir ırmağa mahkûm Ve bilmeyen sonsuzluk nedir, Haklı olan kim bu kargaşada? Ateş ve su, yaşam ve ölüm, irin ve şiir Ucu bucağı olmayan bu çığlığın Ortasında nasıl barışılabilir? Anlamak …

Ahmet Erhan, Erteleme

Ben yenildim, öyleyken de saçlarım uzarmış Anladım Hayatım ve tırnaklarım Bir cenin umuduna aldandım Yalnızım sapına kadar. Ya erenler Hüznümün alnımda münhal bir arsası var Ölüm iki parsel,  hayata kandım Ben yenildim, böyleyim, tüyübitmedik ölüm Ardımdan konuşur ve bankadaki hesabıma Göz diker Ben yenildim, 60 x 1,72 olarak yere serildim …

Ahmet Erhan, Milattan Önceki Şiirler

I her şey bir acının bilincine varmakla başladı. bir taşı kaldırıp atmakla, bir kapıyı açmakla… bir el, hep bir şeyler yazdı, biz doğduktan bu yana kağıtlara şimdi bütün yaşadıklarım karalama kağıtlarında kaldı.bir kalem kendi kendine yazar bu şiiri. insanlar işlerine gider, ben acıya giderim. bir günde bütün isalarımı çarmıha gerer …

Ahmet Erhan, Ölmek Yasak

Yaşamak, yeni bir emre kadar yasaklanmıştır. Bundan böyle kimse soru sormayacak. Şairlerden ve peygamberlerden Çekmediğimiz kalmadı bunca yıl, Başımıza gelmedik bela… Tarih konuşuyor, dinleyin! Kapılar sürgülenecek ve özellikle geceleri Kimse sokağa çıkmayacak. Gelecekten ve güzel günlerden söz etmek serbesttir; Ancak, simge olarak “güneş” kullanılmayacak. Herkes kimlik kartına, Kullanıldığı maske sayısını …

Ahmet Erhan, Oğul

Anne ben geldim, üstüm başım Uzak yolların tozlarıyla perişan Çoktan paralandı ördüğün kazak Üzerinde yeşil nakışlar olan Anne ben geldim, yoruldum artık Her yolağzında kendime rastlamaktan Hep acılı, sarhoş ve sarsak Şiirler çırpıştıran bir adam Kurumuş kuyunun suyu, incirin Sütü çoktan çekilmiş Bir zamanlar dünya sandığım bahçeyi Ayrık otları, dikenler …