Süleyman Unutmaz, Muhtaç

“Öyle bir isyan şiiri var ki ben onu yakalayacağım”

Öyle bir isyan şiiri var ki ben onu yakalayacağım
Atlar damar damar karanlıkla sevişirken
Karanlıkta seçilen parmaklarımla
Şiirin kızları köpürürken ağzımda
Metropolleri bir işaretim yıkmaya yetecek
Ben o şiiri kızıl bayraklarımla yakalayacağım
Kar yağarsa devrim
Milyonlarca komünist olacak şiirlerim
Öyle bir işgal şiiri var ki onu ben tutuşturacağım

Kanından geçilmiyor yokluk çarşıları
Sevgilim olursan adını Suna koyacağım
Mabetlerin ikonların duaların dinlerin olacağım
Hava durumundan kıyamet vaktini öğreneceksin
Kelimeler kusacaksın ciğerlerinden
Telaşla bir anne edineceksin kendine felçli
Havva’dan düşen yaprakla örteceksin kalbini
Cennetin çatı katlarından benle söyleşeceksin
Öyle bir iman şiiri var ki ona ben yakalanacağım

Cehennemin tebessümü ateşin gözleri var
Dudağı var zehirin kaderini öptükçe
Şimdi faşistler kadar yalnız Allah gibi uykusuz
Bombalar altında Berlin çırılçıplak Kudüs’sün
Çınlayan kainatsın sen bodrum katlarında
Yaralısın hayvansın yaralı bir hayvansın
Ağzından çıkan duman şehrinin sisi olmuş
Mutsuzken yakışıklı mutluluğa yalansın
Hafıza kadar zalim ekmek gibi soğuksun

Bize acımak için parklar var odalar var
Biblolar var yatakta mezarda dualar var
Bize acımak için kızlar doğuruyorlar
Sabahları ayetler uyandırıyor onu
Ona bir yıldız vermiş Allah omzundan düşürmüyor
Çantasında bahçeler defteri güneş suyu
Bize acımak için her gece gökten Allah
Her gece sabır gibi bu siyah melek
Bize acımak için Allah fısıldıyorlar

Bize acımak için durmadan yaratılan
Uzatan saçlarımı parmağımı uzatan
Acımak için babam nasıl da yaşlanıyor
Annemin gözlerinden akıyor çocukluğum
Merhamet kin tutuyor ölür gibi gemiler
Bize acımak için zorbalaşıyor devlet
Bize acımak için herkes aklına hasta
Seviştikçe yutuyor sinemaları şehvet
Bize acımak için ceset tazeliyorlar

Tırnakları bir aşkın dizlerine gömülü
Açılan ekranlardan bekliyoruz mehdiyi
Gökyüzünden bakınca bakınca sefaletten
Kalabalıkken yağmur kar yapayalnızken
Bakınca yorulunca o karanlık cennetten
Kaybettiğin hayatı ararken silinirken
Örümceğin kalbinden geçiyorken günlerin
Göğsünün kafesinde dikenli kuş saklıyken
Bize acımak için şarkılar yapıyorlar

Öyle bir şiir var ki Allah’ın ezberinde
Ben onu yudum yudum dilime çekeceğim
Ben onunla her gece ateşten seccadeler
Ben onunla her gece dağlar yaratacağım
Aşık olacak bana bu nankör yalnızlığım
Ben onunla kendimi sonsuza boğacağım
Hakikat nefesimle var kılacak kendini
Yıkacağım zamanın gavurca geçişini
Yıkacağız körelten alçak matematiği

Süleyman Unutmaz
İZDİHAM

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın