Süleyman Unutmaz, Cennetle Müjdelenen 11. Kişi Aksi İspat Olunana Kadar Benim

Ne zaman tıraş olmaya başlasam- sakal tıraşı- Napolyon’un askerdeyken taburumuza söylediği “ tıraşınızı sabahları olun” cümlesi gelir aklıma.

–  Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok.

Ne zaman tırnaklarımı kesmeye başlasam, bir dostumun sevgilisinden söz ederken kullandığı – ki ben sevgili sözcüğüne hiç alışmış saymam kendimi. Çünkü ben karakalpliyim.- “ Beni o kadar çok seviyor ki tırnaklarımı bile kesiyor” cümlesi aklıma gelir.

– Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok.

Gökyüzüne bakıp durma sevgilim. İnan orada bile kelimelerden başka bir şey yok!

– Ama anlatacaklarımın da bununla bir ilgisi yok.

Pazardan 4’e bölünmüş narlar alıyorum her hafta. Narcı öyle satıyor onları. Bazen onlardan değil de bölünmemiş olanlardan almamı, onların vitrin olduğunu söylüyor ve ben bölünmemiş olanlardan almıyorum.

–  Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok.

Tam pasajın kapısını açıyorum ki arkamdan bir çocuk sesi kulaklarımı boyluyor: “Aaa anne okuldaki adam!” Beni göstererek. Böyle diyor ufacık bir ufaklık. Bıraktım kahkaham benden önce girsin pasaja.

–  Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok.

“Beni seviyor musun” der adam. “Hayır” der kadın. “Beni seviyor musun” der adam. “Hayır” der kadın. “Beni sevmediğini duymak istiyorum” der adam. “Seni sevmiyorum” der kadın.  Adam tekrar bunu duymak ister. “Seni sevmiyorum” der kadın. “Beni seviyor musun?” “Seni sevmiyorum.” “Beni seviyor musun?” “Seni sevmiyorum.” Ve bir zaman sonra adam kadının kendisini sevdiğini bildiği için seni sevmiyorumları seni seviyorumdan daha çok sevmeye ve daha mutlu dinlemeye başlar.

“Beni sevmiyor musun” der adam. “Seni sevmiyorum” der kadın.

-Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok.

Kendisini korkuları üzerinden ifade etmeye başladı. Bu da bir yok oluş meselesidir. Meselidir. Mahvolduğuna inanmaya başladı. Bana yazdığı mektup şöyle bitiyor: “ Ben, mutsuzken de Allah’ın varlığını iliklerime kadar duymak istiyorum”. “Mahvolduğuna inan ve kaldığın yerde yaşamaya devam et” dedim.

– Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok

Akıllı tarafı deliliğine, deli tarafı akıllı tarafına isyan eden iki kişilik bir adamdan söz ettim kendime. Deliliği aklının, aklı deliliğinin ölesiye farkında. Istırap budur! Ve mütemadiyen yaşanan geçişler ve mütemadiyen yaşanan geçişler…

– Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok.

Cennetle müjdelenen 11. kişi olmam, cennetle müjdelenen 11. kişi olduğum anlamına gelmez. Türkçenin dindar bir sokağına rahmet yağarsa ve Türk şiirinde bir akşam vakti adında bir şiir yazarsam ve kullanırsam “püskürtmek” ve “mülkiyet” kelimelerini o şiirde ve annemin yüzüne aydınlık bakabilirsem, üç çocuk İsra suresi.

– Ama anlatacaklarımın bununla bir ilgisi yok.

Her şeyin sebebi müziktir.

Her şeyin sebebi müziktir.

Her şeyin sebebi müziktir.

Ellerimi nereye koysam ikinci yenidir.

Yunus Emre’ye hak vermek için yaşıyoruzdur.

Soğuk hava yoktur, yoksulluk vardır.

Limonata içenler de hüzünlü olabilir.

–Burada piyano sesleri olacak.

 

Süleyman Unutmaz

İZDİHAM

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın