Süleyman Can Portakal, Siz Gidin Barbarlarım Bana Bez Bebek de Yeter

 

Bir üçgenden içeri girmek istiyorum
tut beni Tanrım, o üçgenden içeri bırak
biri ne kadar küçük, ne kadar pembe
ben neyi çiğniyorum bir yanlarım açık
biri ne kadar filozof
hem açık hem çarşaf üstünde
neyi diliyorum şişman kızlardan
şişman kızlardan dilenmenin zamanı mı şimdi
ben üçüncü barbarın kestiği saçlarımı istiyorum
ama birden toprağa çekilen bir babaannenin
elleri elimde şimdi
arapça bilen akrabalar var, ne aç
kaç zaman geçti atılan pabuçlarım var
söyleyin ikinci barbar, bu pabuçlar daha mı dar
siz şimdi uyumak, yarına güzel olmak zorunda mısınız
siz yürüyerek üçgenlerin içine girmiyor
yürüyerek tarihin içine girmiyorsunuz
siz küçük burnunuzu kime saklıyorsunuz
annenizin en noktalısı annenize ne oldu
çamurdan kızların ellerini tuttum
benim babaanneme ne oldu
gördüm ki kasabanın kralları bile çamurdan
birinci barbarın tırnağı da inadına uzuyor
– dedim artık bez bebek de olur
bez bebek de yeter bana, parmağımı bez bebek de emer
belki büyür bilya oynar
sokaklarda sol memesi açık gezerdi kadınlar
evet evet, bez bebek de olurdu
hem elleri barbar ellerinden daha güzel
daha ince daha uzun daha lirik
bir elinden ben tutardım
bir elinden babaannem
Süleyman Can Portakal 
İZDİHAM

 

  İzdiham Dergisi, 34. Sayısında birbirinden nitelikli yazılar, Türk edebiyatında ilk kez yayınlanan belgeler; sinemada ilk kez gösterilen senaryolarla okuyucularına merhaba diyor. Siz de eğer İzdiham okurken dergiden yankılanan müziği duymak isterseniz İzdiham’ı kaçırmayın. Üstelik grafiker her şeyi anlatmışken. İzdiham 34. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.  

Bir Cevap Yazın