Sıddık Ertaş, Aydos Dergisi’nden genç şairlere seslendi

Sevgili Genç Şair,

Hiç aklımda yoktu bu mektup. Diyelim, “yoğun istek üzerine” yeniden başladım mektuplarıma. İstekler yoğun muydu? Nicelik olarak yoğun olduğu söylenemez elbette; ama nitelik olarak oldukça.

Sevgili şair kardeşim,

“Allah hiçbir yere sığmaz ancak mü’min kulunun kalbine sığar.” buyruğu bize kalbin ne denli önemli olduğunu çok veciz bir şekilde beyan etmektedir. Kalpten her ne tecelli ederse makbuldür. Bu, bizim şiirimizin kaynağı hakkında da yol göstericidir aslında. Demek ki şairin, kalbini titretmeyen bir sözü mısra olarak sunmaması gerekir okura. Şairin kalbini titretmeyen hiçbir mısra okurun kalbini teğet bile geçemez. Allah’ın sığdığı kalpten neşet eden şiir bu kaynak yakınlığını içerik olarak da perçinlemelidir. Sözün en güzeli Allah’a aittir, sonra onun Yüce Elçisine. Sonra da şiir gelir bizim için. Ancak kutsal metinlerin evrensel söylemine sahip olan şiirler için geçerlidir bu. Allah’la arasına mesafe koyan şiirle, biz de aramıza mesafe koyarız unutma. Şiir ayet değildir elbette, olamaz da; ama ayetlerin evrensel ruhunu taşımalıdır. Müslüman bir şair her şeyden hesaba çekileceğini bildiği gibi yazdığı ve hatta yazması gerektiği halde yazmadığı şiirlerden de hesaba çekileceğini çok iyi bilir. Sadece bireysel acılara gömülmüş ve başkalarına duyargalarını kapatmış şiirden uzak durur / durmalıdır; bir tür bunalım üretme mekanizması işlevini gören nihilist ve popülist şiire de sırtını döner.

Popüler şiirin de nihilist şiirin de ömrü kısadır oysa bak ilahi kitaplara, asırlar geçtikçe etki alanlarını genişletiyorlar. Sözün en güzeline uymak varken modanın, magazinin peşinden mi koşacağız? Sevgili genç şair, Şiir senin adağındır. Hatırla Yüce Kitaptaki ilk adak öyküsünü, ona göre yaz şiirini. Hani Kabil nitelikleri vasat bile olmayan hatta kusurlu sayılabilecek bir adak adamışken kardeşimiz Habil en nitelikli adağını adamıştı da onun adağı kabul edilmişti. Yazdığın şiir kusursuz olsun ey şair. Kusurlu bir adağı/şiiri Allah kabul etmediği gibi kul da kabul etmeyecektir. Halkımızın (“halkımız” da ne? Milletimizin) hafızası, kötü şiiri zamanın karanlık sayfalarına gömecek yetkinliktedir. Dön de geriye bak: kaç şairin kaç şiirini hatırlıyorsun?

Son olarak şairim, Öyle şiirler yaz ki sana “Bu gün Allah için ne yaptın” diye sorulduğunda, şiir yazdım diyebilesin. Şiir tam olarak bunu söyletebiliiyorsa şiirdir. Gerisi angarya.

 

 

Sıddık Ertaş, Aydos Dergisi
İZDİHAM

 

 

 

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın