Seyfi Teoman Filmi

Seyfi Teoman Filmi

 

Seyfi Teoman’ın ‘Bizim Büyük Çaresizliğimiz’i arkadaşlık, dostluk, aşk ve aile gibi hayatımızın olmazsa olmazları üzerine ‘ezber bozan’ yaklaşımıyla ilgiyi hak ediyor.

İlk filmde hatırı sayılır bir başarı yakalamanın; eleştirmenlerin, festival jürilerinin beğenisini kazanmanın her zaman olumlu sonuçları olmuyor. Çünkü, böylesi afili başlangıçlar yaratıcının bir sonraki eserine dair beklentileri de yukarılara taşıyor.
Seyfi Teoman da bu isimlerden birisi. İlk filmi ‘Tatil Kitabı’ ile rüştünü ispatlayan Teoman’ın ikinci filmi ‘Bizim Büyük Çaresizliğimiz’e dair beklentiler de yüksek haliyle. Üstüne üstlük filmin Berlin Film Festivali’nde yarışmış olması da bu duruma hizmet ediyor.
O zaman fikrimizi baştan söyleyelim. Bence Seyfi Teoman ikinci filmiyle beklentileri karşılıyor. İki nedenden ötürü, birincisi: ‘Tatil Kitabı’na ilişkin görüşler muhtelif olmasına rağmen, hemen herkesin üzerinde uzlaştığı şey ortada iyi bir yönetmenlik olduğuydu. Teoman, burada da yaptığı işe hâkimiyetini konuşturuyor. İkincisi: Daha çok ‘durum hikâyesi’ olarak tanımlayabileceğimiz ilk filmiyle bu kadar iyi eleştiriler almışken “En kestirme yol bildiğin yoldur” demeden, bir roman uyarlamasıyla ‘metin hikâyesi ’ne geçme iddiası dikkate değer.
Önce film, sonra kitap 
Film hakkında uzun süredir yazılıp çiziliyor ama bilmeyenler için kısa bir özet geçersek: ‘Bizim Büyük Çaresizliğimiz’, lise yıllarından itibaren çok iyi arkadaş olan Çetin ve Ender’in ‘aşkın’ dostluğu üzerine. Bu iki adam, onca yılın ardından hayallerini gerçekleştirip aynı evde kalmaya başlıyorlar.
Ancak bir arkadaşlarının üniversitede okuyan kız kardeşi Nihal de bir süreliğine onlara katılmak zorunda kalınca, bu rutin bozuluyor.
Barış Bıçakçı’nın aynı adlı romanını henüz okumamış olanlar için bir tavsiyede bulunmakta yarar var. Önce filmi izleyin, sonra kitabı okuyun. Böylece filmi izlerken romanla karşılaştırma tuzağına düşmezsiniz. Ancak istemeden de bu tuzağa düşmüş birisi olarak, şunu söylemeden geçemeyeceğim. Filmin belki de tek sorunlu tarafı Ender ve Çetin arasındaki ilişkinin verili olarak seyircinin önüne gelmesi. Film boyunca uygun anlarda bu ikilinin dostluğunun temellerine ilişkin ipuçları verilse de bunu yeterli bulmayanlar olabilir.
Filmin Berlin’deki gösterimin ardından Çetin ve Ender arasında adı konmamış bir ‘eşcinsel’ ilişki olduğu yorumları ise fazla zorlama bulduğumu belirteyim. Seyfi Teoman’ın dediği gibi bence de “Perdede görünenden fazlası yok.”. Ender ve Çetin’in memleketteki ortalama ‘erkek’ algılarından, hırslarından ve iktidar kurma heveslerinden uzak karakterler olmaları; geçmişte kadınlarla yaşadıkları ilişkiler hakkında verilen ipuçları ve Nihal’e olan duyguları birleştirildiğinde ortada içinde ‘cinsellik’ barındırmayan bir ‘aşk’ durumunun varlığından söz edilebilir ki, bu durumun ‘normal’ olmadığı ama ‘varolabilir’ olduğunu söylemek gerek.
Ankara başrole çıkıyor 
Filmin en güçlü yanlarından birisi de Ankara. Ankara’nın kültürel karakteri böylesi bir ilişkinin yaşanmasına olanak sunduğu gibi, kent dokusu da bunu güçlendiriyor. Seyfi Teoman, filmin büyük bölümü evde geçmesine rağmen kamerasını dışarıya çıkardığı bölümlerde, kentin bu olanaklarını sonuna kadar kullanmayı başarıyor.
Türkiye ’nin en iyi erkek oyuncularından birisi olan İlker Aksum içe dönük olan Ender karakterine başarıyla hayat veriyor. Ama Çetin’i canlandıran Fatih Al’ın performansı Türkiye sineması için yeni bir keşfin habercisi gibi. Nihal’i canlandıran Güneş Sayın ise fazla derin olmayan karakterinin olanaklarını sonuna kadar kullanıyor.
‘Bizim Büyük Çaresizliğimiz’, arkadaşlık, dostluk, aşk ve aile gibi hayatımızın olmazsa olmazları üzerine ‘ezber bozan’ yaklaşımıyla ilgiyi hak ediyor. Aynı zamanda genç bir yönetmenin sinemadaki ikinci sağlam adımı olarak dikkat çekiyor.
Bizim Büyük Çaresizliğimiz 
Yönetmen: Seyfi Teoman 
Senaryo: Barış Bıçakçı (roman) -Seyfi Teoman 
Oyuncular: İlker Aksum, Fatih Al, Güneş Sayın, Taner Birsel.
Şenay Aydemir
İZDİHAM
Kaynak: Radikal

 

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın