Şeref Bilsel, Taşrada Hüznün Gölgesi Uzar

süslenip bir yangına gideriz seninle
rüyanın gümüş kapısına…
akşamın kadehi kırılır dizlerimizde
evler, ağzında bir parça tabutla gelir
ve başlar sıkıntı mermerde.
süslenip bir yangına gideriz seninle
dağlardan çalı çırpı toplayan sesimiz
bayırların ve kanaviçelerin üstüne
yemin eder.
duvarda eski tüfekler,
yanlış uzatılmış bir cumartesi gibi
parklarda salkım saçak aşklar
ve kadınlar ses altında,
yüklü gözlerle bakar dallara
kar yağar iğnelerin ucuna
kapıların ve gözlerimizin arkasını eskiten
kar yağar, ırmaklar lekelenir.
yokuşun dibinde kılıçlar ıslanır,
testiler kırık
terk edilmiş köyler gibi üstümüz
ve akşamın kanatlarında hıçkırık.

süslenip bir yangına gideriz seninle
dalgın bir sahur vakti kalır bizden
kalbimizi yoklayan bu zâlim merhamet
bu çiçekleri kurumayan perdeler
nicedir camlar açıklansın diye bekler

süslenip bir yangına gideriz seninle
buğudan bir göl kıyısı kalır bizden
yine de ip atlar çocuklar
dünyanın üstünde
göğümüzdeki haritalar düşsün diye
kül oluyor gittikçe trenler.

 

 

 

Şeref Bilsel
İZDİHAM

 

 

“Biz yazılıya çalışmıştık, hayat bizi sözlü yaptı.” İzdiham Dergisi’nin 30 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye. İzdiham Dergisi'nin 30. Sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın