Sennur Sezer, Rıfat Ilgaz’a

Merhaba Rıfat Ilgaz,
Sesini hiç unutmamışım. Dün fark ettim. Yaşadıkça’nın diskini bilgisayarımın disk okuyucusuna yerleştirmiş, orada unutmuşum; bilgisayarı açınca bir an irkildim, sonra dalıp gittim.
Size bir dönemin tanıkları diye bakardık, biz geldik o yaşlara. Gençler, bizim size baktığımız gibi imrenmeyle değilse de “bu yaşta nasıl heyecanlanabildiğimize şaşarak” bakıyorlar. Doğduğun şehri gördüğümde şaşmamıştım. Şiirlerini dinlerken, okumadıklarını özlediğimi fark ettim. Kolunu kayışa kaptırmış Aliş’in “ihmalden” raporuyla haklarından oluşunun ne kadar güncel olduğunu düşündüm. Aliş’in şehirden gitmek zorunda oluşunun acısını. Başkalarının eskilerini giyen delikanlının hüznünü anlatan “Senin Neyin Eksik”i dinlerken, Leylaklarını Anlatıyorum’u okumak istedim. Bu kokusu rüzgarda, gösterişsiz leylaklar gibi doğal aşk şiirini.
Toplumcu şiirin güzeli hiç eskimez. Yazıldığı topraklarda işler düzelse de dünyanın bir başka yerinde gündeme gelir. Ama ne yazık ki bizim toplumcu ve toplumsal şiirler hiç eskimiyor yazıldığı topraklarda bile. Senin şiirlerinin çoğu için de böyle. Kışı zor atlatan ücretliler için yazdıkların, kiracılığın, erken ölen bebeğin için yazdıkların. Ve “Aydın mısın” sorusunun hiç gündemden düşmeyişine üzüldüm. Aydın olmanın tek başına bir işe yaramayacağını bizim kuşak erken fark etti. Sen, öğretmen oluşunun da desteklediği bilge tavrınla, bir aydının toplumsal olaylara müdahale etmesinin gereğini vurguladın durdun. Ama bilirsin, bir ülkenin antidemokratik koşullara tepkisi aydınların karşı koyuşuyla sınırlıysa, vay o ülkeye!
Yıldızlardan, aşktan söz etmeye bırakılmamış bir kuşaksınız. Para edecek işler yapmaya, bu olanağı da yazıda çizide aramaya zorlanmış bir kuşak. Şu güzelim dünyada doya doya gülemeden, acılarınızı uyutmak için arada bir araya gelip bir iki kadehin acısına sığınan bunu da şiirlerinde dile getirmekten kaçınmamış bir kuşak. Belki de; belki değil kesinlikle, yalnız sizin kuşağınızın yaşamının özeti değildir bu. Ne var ki, biz sizin kuşağın yaşadıklarıyla korkutulmaya çalışıldık. Bu yüzden inadına sizi örnek aldık. Sizin öykülerinizi dinledik. Bizim doğduğumuz yıllarda siz yeni çıkmıştınız edebiyat yoluna. Sen Sınıf’ın mimli şairi olduğun kadar, Hababam Sınıfı’nın ünlü yazarı olmayı başarmış biriydin Rıfat Ilgaz.. Şimdilerde bizim yola çıktığımız tarihten çok sonra doğanlar, bize bakarken imreniyorlar mı bilmem, ama bizim size duyduğumuz saygıyı duysunlar isterdim.
 Galiba bizim duyduğumuz saygıyı en güzel Can Yücel dile getirmişti:
“Ilgaz,
Anadolu’nun sen yüce bir dağısın
Eteklerinde kitaplar.”
Sennur Sezer
İZDİHAM
İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: