Selçuk Oktay, Edebiyat İnternete Kayıyor, Dergiler Ölecek

 

 

  Özgür Uçkan, edebiyat dergilerinin yüklendiği hayati beslenme işlevini bugün edebiyat bloglarının üstlenmeye başladığını belirtiyor. 

 

 

 

Türkiye’de edebiyat alanında etkinliği artan kişisel ve kolektif edebiyat blogları geleneksel yöntemlere ciddi alternatifler sunuyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Özgür Uçkan, bir dönem, önemli edebiyat dergilerinin yüklendiği hayati beslenme işlevini bugün edebiyat bloglarının üstlenmeye başladığını belirtiyor.

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de blog alemi her ne kadar Facebook, Twitter gibi mikro-blog özelliği olan sosyal medya mecralarından etkilense de sadece edebiyat alanında değil, yaşam kültürüne yönelik bloglarda da önemli bir gelişme söz konusu. “Blogdan Al Haberi” isimli kitabın yazarlarından biri olan İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Aslı Tunç, Türkiye’de seyahat, moda, yeme-içme kültürü gibi bloglarda müthiş bir patlama yaşandığını söylüyor. Tunç, “Blog alemini Türkiye’de bu başarılı blogların ayakta tuttuğunu söyleyebilirim. Yaşam kültürü alanlarında kendine isim edinmiş ve oldukça okuru takipçisi olarak kendine bağlamış blogcular var” ifadelerini kullanıyor.

Blog kültürü gelişiyor

Tunç’un belirttiği bu durum blog alemi ile ilgili istatistiklerle de iyice ortaya çıkıyor. Dijital mecralar konusundaki araştırmalarıyla bilinen comscore.com’un verilerine göre Türkiye, online nüfusun blogları ziyaret etme oranları sıralamasında dünyada 4. sırada yer alıyor. Comscore.com’un verileri, Haziran 2011 itibariyle Türkiye’de internet kullanıcılarının yüzde 81,9’unun bloglara eriştiğini gösteriyor. Bu rakam Türkiye’de yaklaşık 19,5 milyon kişinin blog aleminde olduğu anlamına geliyor.

 

Bu rakamların gerçekleşmesinde blog kültürünün gelişmesinin önemli payı bulunuyor. Dr. Özgür Uçkan, hem blog yazarları hem de okurları açısından blog kültürünün dünya ile eşzamanlı olarak Türkiye’de de gelişme gösterdiğini vurguluyor. Bilindiği üzere Türkiye sosyal mecralara katılan kişi sayısı açısından dünyada önemli bir konuma sahip. Türkiye’de bloglar ve blog kültürü bu durumdan elbette ki etkileniyor. Prof. Dr. Aslı Tunç’un da belirttiği gibi Türkiye blog çağından hızla mikroblog çağına geçen bir toplum imajı sunuyor. Ancak sosyal medyaya gösterilen bu ilgi blog kültürüne katkılar da sunuyor. Dr. Özgür Uçkan bu durumu şöyle açıklıyor: “İnternet kullanıcılarının gerçek zamanlı ve kitlesel paylaşım imkânı sunan sosyal medya sitelerini yoğun olarak kullanması blogların güncellenme oranını azalttığı gibi, yeni blog açılmasını da olumsuz olarak etkiledi. Ama blogların kendilerine özgü yapısı, odak alanlarda derinlemesine içerik üretimi sağlamaları, onların tamamen ortadan kalkmasını engelleyecektir diye düşünüyorum. Sosyal medya, öte yandan blog içeriklerinin paylaşılarak daha geniş kitlelere ulaşmasını da sağlıyor.”

Sansür bloggerları zorluyor

Tüm bu gelişmeye rağmen Türkiye’de blog alemi açısından dikkat çekilmesi gereken bazı olumsuz noktalar da bulunuyor. Sanal alemde hissedilen sansür blog alemini zorlayan en temel sorun olarak öne çıkıyor. Kendisi de kolektif edebiyat bloglarında yazılar yazan “İnternetime Dokunma” hareketi temsilcilerinden Fırat Can Tokuri, internete yönelik sansür hareketlerinin bu dünyayı zorladığını, bunun yanında bu duruma karşı ciddi bir tepki oluştuğunu belirtiyor. İnternetime Dokunma Hareketi’nin sanal alem üzerinden düzenlediği eylemler kısa zamanda yüz binlerle ifade edilen katılımlara sahne olmuştu. Dr. Özgür Uçkan, son dönemde Türkiye’de de Arap Baharı’nın etkisi ile blog içeriklerinde politik unsurların etkisinin arttığını, bu tip içeriklere yer veren blogların sansürden daha fazla etkilendiğini belirtiyor. Uçkan, “Türkiye, internet sansüründe yüz kızartıcı bir skora sahip. 5651 sayılı İnternet Yayıncılığı Kanunu, Terörle Mücadele Yasası ve Türk Ceza Kanunu ile on binlerce web sitesi erişime engellendi. Türkiye’de wordpress.com ve blogspot.com gibi geniş blog platformları bile erişime engellendi. Sansürün de ötesinde, bloglardaki muhalif içerikler veya sosyal medya paylaşımları yüzünden birçok insanın hukuki kovuşturmaya uğradığına veya tutuklandığına tanık oluyoruz. Bu “korku operasyonları”, elbette amacına ulaşıyor ve blog yazarlarını, genel olarak internet kullanıcılarını oto sansüre zorluyor” diye konuşuyor.

Selçuk Oktay – Deutsche Welle Türkçe (6 Eylül 2012 

 

 

İzdiham

 

 

 

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın