Şehmus Ay, Linç Ettirdiklerimizden misiniz?

http://www.izdiham.com/uploads/yazi/jmpBjN8rUw.jpg

 

 

Hepimiz bir gün çizmeyi aşabiliriz.

Hepimiz bir gün memleketimizin kolektif nefretinin nesnesi haline gelebiliriz.

Tehditkâr bir parmağın işaret ettiğini linç etmek bu memleketin politik kültürünün vazgeçilmez bir parçası. Hepimiz haddi bildirilmesi gerekenler listesindeki sıramızın geleceği günü bekliyoruz.

İşte o gün geldiğinde herkesin bildiği ama yine de kimsenin bildiğini bilmediği, bildiğini açıklamayı göze alamadığı kuvvetlerin hedef tahtasındaki yerimizi alırız.

Tetik parmağıyla işaret ederler önce. “İşte hain orada!” diyen fısıltılar ve giderek yükselen sesler duyulmaya başlar.

Gazete manşetlerinde, kusturucu ana haber bültenlerinde, yetkili ve etkili zevatın açıklamalarında linç edilecek olanlar en “müstehcen” halleriyle teşhir edilirler evvela. Bu tarz haberlerin verilme tarzını haklı olarak aşırı-gerçekçi, fazlasıyla detaycı hatta pornografik bulan düşünürlerin üzerinde pek durmadığı bir şey daha var: Bu tarz haberlerin kurgulandığı ve servise sunulduğu merkezler. İnce bir toplum mühendisliği ve gündemimizi güncel politik hesaplarına göre belirlemek için en hassas ve akla gelmeyen yerlerden yakalama hüneri gerektiren bu işi kotaran merkezler de aslında yabancısı olduğumuz kişi ve kurumlar değil. Mekanizma genelde aynıdır. Hepimiz çok iyi biliyoruz bunu. Sadece sıranın kimde olduğunu tahmin etmekte yanılma payımız vardır. Oysa gündemi dikkatli takip eder ve gündemi belirleyenlerin medyadaki ve siyasetteki sözcülerini kaçırmazsak sırada kimlerin bulunduğunu da pekâlâ bilebiliriz.

Hepimiz haddimizi aşma olasılığıyla birlikte yaşıyoruz. Hepimiz haddini aşanlara yöneltilen recmedici yönelimlerin tehdidi altında bulunuyoruz: Hain ve bir şekilde ekarte edilmesi gereken birisi haline gelmek dünyanın en kolay işi çünkü bu topraklarda.

Tehditkâr bir parmağın işaret ettiğini linç etmek bu memleketin politik kültürünün vazgeçilmez bir parçası.

İslami basına “irtica” diyerek onlara yönelik baskılara sessiz kalmak, Sol basına “yıkıcı ve komünist” diyerek kapatılmasını, yazarlarının tutuklanmasını görmezden gelmek, Kürtçe gazeteyi kapattıklarında diğerini de Bölücü yayın organıdır diyerek birinci ağızdan kapatmaya davetiye çıkartıp dağıtım şirketlerinin ambargosuna tabii tuttuklarında hiç duymamak, hatta alkışlamak, bundan mutluluk duymak. Bizden olmayınca herkesi kolaylıkla suçlayıp her tür baskıyı meşru görmek, linç edilmesi için çıkarılan fetvalara ortak olmak: Bu, linç harekatının bir parçası olmak, hatta çoğu zaman ilk taşı atanların arasında bulunmak demektir.

Egemenlerin işi bu: Komünist diyerek bu sınıflandırmaya girmeyen herkesi onları linç etmeye çağırıyorlar. Büyük bir iştah ve nefretle linç ediyoruz bize gösterilenleri. Bu kurbanlarla işimiz bitince, durup içimizden başka birilerine o tehditkâr parmağı doğrultup “bakın bunlar da mürteci, bunlar dinimizi suiistimal ediyor, laiklik elden gidiyor” diyerek bu sefer de onları linç etmeye zorlanıyoruz. İşin kötüsü onları linç edenlerin arasında daha demin komünist diye linç edilenler de vardır çoğu zaman.

Daha bitmedi. Sırada bölücüsü var, sırada vicdani retçisi var, başı örtülü “irticai simge”lerle devletin temellerini sarsmaya, devleti ele geçirmeye çalışan “örümcek kafalı, gerici” gencecik kızlar var. Yani bu liste böyle kolay bitmez. Vicdanlarını cerrahi operasyonlarla aldıranların tetik parmağıyla işaret ettikleri arasında her an birilerimiz yer alabilir. Bu memleketin ve bu memlekette farklı olanın makûs talihidir bu.

Günü geldiğinde hepimiz haddimizi aşabiliriz. Bu yüzden bize linç edilmek üzere sunulan kurbanlara ilk taşı atmadan evvel sıranın bir gün bize de geleceğini düşünmemiz gerekiyor.

Hazreti İsa meselindeki gibi: Günahkâr olmayan ilk taşı atsın.

 

 

Şehmus Ay

İzdiham


  

 

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın