Salim Nacar, Barbarların İstifası

Salim Nacar şiiri.

ı.

ilk kez roma’da gladyatör çarşılara doğru
bir otomobil merakıyla truva dedi, senet karşılığında
yılbaşıydı, merasimler, ordular, tulumbalar
şehzade başından rahvan bir atlı,
kuş tüyü yastıklarda gurbeti ezberlerken
baktı ki uykusundan uyandı şehir.

roma’da her gladyatör üzerinde arap entarileri
tek kumaşın altında def-i hacet için
salkım saçak armutlar taşıdı bin yıl.

küçük elli büyük yüz, her çağda o mistik ve sidik kokan söylence.

tarık bin ziyad ey!
yakıyorum gemileri, çoğu kez çanakkale
çoğu kez endülüs, meydanın orta yerinde
tarihe bir gladyatörde rumeli’den rum’dan varsın
ispanyol arabı varsa etnik kuşkulardan kuşlar havalansın hey!

gladyatör yeni kıtada denendiğinde def-i hacet için
taştan oyulmuş bir mağrip istedi çaşıtlardan
çünkü rivayettir, o çocuklar yaktığında
yeni kıtanın eski sahiplerini
gövdelerine yazacakları lahitten
taşlara musa dökülecektir.
olacak ki soldan esen rüzgâr hurma dallarını üşüttüğünde
lale devrinde kara mustafa paşa,
sokak aralarında kemale ererken
alnı açık bir zulümle malum eksiltili divan,
şimdi bile okunaklı parıldıyor

gladyatör ve ne mutlu!

her sabah takriben sekiz sularında
içilen yeminler bir taslak oluşturacak kadar çok
ve generalim aynı zamanda kendisi tarih hocamdır
halay başına geçtiğinde
tüm atlaslar ters çevrilip yeni karaya sokulurdu

tuvalet duvarlarında medeniyet simsarları
tosunun torunları en cevdet paşa halleriyle
tarih-i kadim’e şerhler düşürürdü.
fikret duysa promete’yi şehirde bir tıkırtıya dönüştürdüklerini eğer
işte yedi kocadan arta kalmış fahişe çok ecnebi bir tahlildi diyecekti
bütün müsteşrikleri doksan beşe doğrudan çakarak.

ıı.

ben tarihten kalmayı fikret’ten kalmaya yeğlerim.

ııı.

gladyatör sabah uyandığında lezzet testleri
akşam uykuya döndüğünde konserveler
posta trenleri, ekspreslere doğru artık artan bir yoğunlulukla
hava trafiklerine doğru artan bir yoğunlulukla
bir gladyatörü bitkin ve dişlerinin arasında bir et parçasını
kürdanla temizlerken bulmak ihtimali artan bir yoğunlulukla
çoğalsa bile düşler alnı açık koşular da diye hala
toz kondurmayabiliriz tarihe

umumi helâlar umumiyete geçiş ücretli
peçeteler ücrete dâhil ve kolonyalar
kolonileri hatırlatıp gözleri dolduracak kadar
alkol komasında ümit burnuna çektiriliyor.

yahudi doğmuş olsaymışım.
şu ölürken bacakları şehvetle titreyen atın
kasıklarını neye doğru sulandırdığını bilirdim.

seçmen kütüğü başında tırnaklı bir gladyatör
yurttaşlar rujla ilgili her ikilemin kavşağında
parmak uçlarında roma nişanı
yanaklarında osmanlı tokadı tahvil senetleri
zulümlerde tavan yapıyor özgürlük diasporası.

fikret kuş gibi ötmeyi deniyor aşiyan’da
devr-i istibdat’ın matem kuşlarıyla bir olup
ve akif tavrı yekpare bir ses bütün seslerden
gladyatörün parfüm kokularına dadanmasını
birden unutuyorum.

helâların tarihi yazılacaksa eğer bir gün
en verimli çağı olacak bu
latince sıçmayı öğrenen gladyatörün
ıv.

şimdi ve her zaman için
herkes biraz ortodokstur
taharet söz konusu edildiğinde.

 

Salim Nacar
İZDİHAM

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: