Sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan Kitabından Seçilen Cümleler

1-  “Hayat beni sıkıyor…” dedi. “Her şey beni sıkıyor. Mektep, profesörler, dersler, arkadaşlar. Hele kızlar? Hepsi beni sıkıyor. Hem de kusturacak kadar.” (s14)

2- Hiçbir şey istemiyorum. Hiçbir şey bana cazip görünmüyor. Günden güne miskinleştiğimi hissediyorum ve bundan memnunum. Belki bir müddet sonra can sıkıntısı bile hissedemeyecek kadar büyük bir gevşekliğe düşeceğim. İnsan bir şey yapmalı. Düşünüyorum: Elimizden ne yapmak gelir? Hiç! (s14)

3- Bana öyle geliyor ki, hakikaten yapabileceğimiz bir tek iş vardır, o da ölmek. (s14)

4- Mesela herhangi bir gün müthiş bir iç sıkıntısı seni boğar. Hayat sana karanlık, manasız gelir. İnsan, biraz evvel senin zırvaladığın gibi felsefeler yapmaya başlar. Hatta yavaş yavaş onu da yapamaz ve canı ağzını açmayı bile istemez. Hiçbir insanın, hiçbir eğlencenin seni canlandıramayacağını sanırsın. Hava sıkıcı ve manasızdır. Ya fazla sıcak, ya fazla soğuk, ya fazla yağmurludur. Gelip geçenler suratına salak salak bakarlar ve on para etmez işlerin peşinde, bir tutam otun arkasından koşan keçiler gibi dilleri bir karış dışarı fırlayarak dolaşırlar. Aklını başına derleyip bu pis ruh haletini tahlil etmek istersin. İnsan ruhunun çözülmez düğümleri bir muamma gibi önüne serilir. Kitaplarda okuduğun depresyon kelimesine bir cankurtaran simidi gibi sarılırsın.(s16)

5- Günün birinde ya çıldıracağız ya da dünyaya hâkim olacağız. (s17)

6- Böyle dümdüz beynim olacağına hiç olmamasını tercih ederdim. Muhayyile namına hiçbir şey yok yahu! (s23)

7- Sen dünyada ne kadar antikalık yapmak istersen hayat da önüne o kadar gündelik hadiseler çıkarıyor. (s24)

8- Şu muhakkak ki bugün olduğum gibi olmak istemiyorum. Büsbütün başka bir hayat, daha az gülünç ve daha manalı bir hayat istiyorum. Belki bunu arayıp bulmak mümkün.Fakat içimde öyle bir şeytan var ki… Bana her zaman istediğimden büsbütün başka şeyler yaptırıyor. Onun elinden kurtulmaya çalışmak boş… Yalnız ben değil, hepimiz onun elinde bir oyuncağız.(s49)

9- İçinde şeytan dediğin o şeyin en kıymetli tarafın olmadığını nerden biliyorsun? (s53)

10- Bu şeytan hepimizde vardır. Bizim sanatkâr tarafımız onun çocuğudur. Bizi gündelikhayatın dışına çıkaran, bize insanlığımızı, makine olmadığımızı idrak ettiren odur. (s54)

11- Hayat sahiden yaşanmaya değmeyecek kadar küçüklükler ve bayağılıklarla dolu! (s66)

12- Bazen çocuklara kitap parası kalmaz. En büyüğü dayatıyor, gırtlağıma basıyor, ona vermeye mecbur oluyorum, fakat ötekilerin dördü de kız, ellerinden ağlamaktan başka bir şey gelmiyor. Ben onları karşıma oturtur, kitap dedikleri şeyin lüzumsuzluğuna dair vaaz ederim. Dersleri zihninize nakşedin, derim, sonra benim bile ciddi kastetmediğim bu laflara onların nasıl inanarak kulak verdiklerini gördükçe hem gülesim hem ağlayasım gelir. (s76-77)

13- Dünyada şimdi onunla yan yana bulunmamamız kadar mantıksız ve lüzumsuz ne vardır acaba? (s79)

14- Acaba dünyada benim kadar manasız şeyler düşünen var mıdır? (s81)

15- Haydi, deniz kenarına bir yere gidip dolaşalım… Bugün canım insan yüzü görmek istemiyor; geniş, uçsuz bucaksız bir şeye ve sana bakmak istiyorum. (s90)

16- Bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret filan değil. İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile. Sadece bir yalnızlık ihtiyacı.(s92)

17- Hâlbuki omuzları üzerinde benimki kadar hummalı bir baş taşıyan insanlardan korkulmalıdır. (s99)

18- Dostlarımız, amirlerimiz, işlerimiz, derslerimiz var… Allah kahretsin hayatımız var! (s99)

19- Zekâmız olmasa daha iyiydi. Otlar, hayvanlar, bulutlar ve kayalar gibi yaşamak daha saadet verici, daha yorgunluksuz, daha manalı geliyor. (s154)

20- Kendi ruhunun pisliğini bu kadar yakından gören bir adam başkalarının temiz olacağına inanabilir mi? (s196)

21- Erkekler bazen ne kadar basit oluyorlar. Zannediyorlar ki, bir erkeğe karşı hiddet, hatta nefret duymaya başlayan bir kadın, hemen başka erkekler bulup boyunlarına sarılmak ister. Acaba bütün erkekler bizi bu kadar aptal mı zanneder?  (s231)

22- İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhimde çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum: Buna içimdeki şeytan diyordum. (s262)

23- Hâlbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması. İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu. İçimizde şeytan yok. İçimizde aciz var. Tembellik var. İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var. (s262)

 

Hazırlayan: Ayşegül KURT

İZDİHAM

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın