Saadet Derya Yazgıç, Türk Tiyatrosu’nun İki Kraliçesi Afife ve Bedia

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda geçen sezon başlayan Hayal-i Temsil oyunu bu sene de yoğun bir ilgiyle seyircisiyle buluşmaya devam ediyor. Yönetmenliğini Yiğit Sertdemir’in yaptığı oyunda Hümay Güldağ, Şebnem Köstem ve Yiğit Sertdemir oyunculuklarıyla bizleri hayali bir temsilin dünyasına davet ediyor. Oyun aynı dönemlerde farklı yerlerde tiyatro için yaşamış iki kadının hikâyesini anlatıyor seyircisine. Afife Jale ve Bedia Muvahhit yaşarlarken aynı sahneye hiç çıkmamışlar. Hayal-i Temsil oyunuyla da olsa bu iki kadını aynı sahnede seyretmek her şeyden önce çok büyüleyiciydi.

Oyunu seyredince fark ettiğim bir şey de Afife Jale ve Bedia Muvahhit hakkında bilmediğim ne kadar çok şeyin olduğuydu. Meğer bu iki güzel kadını aslında ne kadar az tanıyormuşum. Bedia Muvahhit’in Yunanca bildiğini, Yunanistan’dan gelen tiyatrocularla Othello’da Desdamona’yı Yunanca oynadığını, eşi Ahmet Refet Bey’i çok genç yaşta kaybettiğini, oğlu Sina’yı turnelerden provalardan aylarca göremediğini bilmiyordum. Afife Jale’yi ise hayatımda ilk defa liseye giderken okuldaki bir panoda görmüştüm. İlk kadın pilot, ilk kadın muhtar, ilk kadın belediye başkanı gibi ilk kadın tiyatro oyuncusu olarak onun da bir resmi panoda yer alıyordu. On beş on altı sene önce gördüğüm o fotoğrafı hayatım boyunca unutamadım. Sahneye çıkmak için ödediği bedelleri, sahneden uzak tutulduğu dönem yaşadığı acıları o günlerde bu kadar çok bilmesem de gözlerindeki hüznü hafızama kesinlikle kazımış ve beni sadece bir fotoğrafla etkilemişti Afife Jale. Jale’nin kendi koyduğu bir isim olduğunu ve “çiğ damlası” anlamına geldiğini de oyundan öğrendim. Selahattin Pınar ile olan aşkını, morfine bağımlılığını da bilmiyordum. Benim için Hayal-i Temsil oyunu; bu iki güzel kadınının sadece oyuncu olarak adını bilmemden öte insan olarak tanımamı, korkularıyla aşklarıyla tutkularıyla birlikte onları sevmemi ve onlara hayran olmamı sağladı.

Oyunun yazarı Ahmet Sami Özbudak. Her yanıyla insanın kalbine dokunan muhteşem bir oyun yazmış. Bazen hüzünlendiren bazen tebessüm ettiren bolca düşündüren ve sinirlendiren biyografik bir oyun olmuş.

Dekor tahtadan duvarlardan oluşuyor. Fakat duvarlardan açılan bölmeler, çekmeceler bizi tarihin farklı zaman ve mekânlarına götürüyor. Bazen Bedia Muvahhit’in odası bazen tiyatroda bir kulis bazen Afife Jale’nin zaptiyelerden kaçıp saklandığı makine dairesiyle karşılaşıyoruz. Mekânlar değiştikçe ve zaman ilerledikçe oyundaki kişilerde görülen değişim de doğal bir süreç olarak karşımıza geliyor. Bedia Muvahhit evleniyor, anne oluyor, Afife Jale Anadolu’da turneye çıkıyor, Selahattin Pınar ile tanışıyor. Oyuncular geçen zamanda yaşlanıyorlar ve bütün bunlar hayatın doğal akışı içerisinde seyirciye çok güzel bir şekilde yansıtılıyor.

Yiğit Sertdemir’i sahnede Makyör Dikran, Selahattin Pınar, Ahmet Refet Muvahhit, doktor, pavyon işletmecisi Boris, zaptiye rolleriyle seyrediyoruz. Sayamayacağım kadar çok karakteri sanki hepsi başka biri canlandırıyormuşçasına oynamış. Bir bakıyorsunuz Ahmet Muvahhit oluyor sonra Dikran sonra Boris sonra bir bakıyorsunuz Selahattin Pınar oluyor. Hatta aynı anda hem klasik bir Othello’yu hem de köylü bir Othello’yu oynuyor. Ben şahsen Yiğit Sertdemir’i takip etmekte epey zorlandım.

Hümay Güldağ deyince de aklıma hep Vişne Bahçesi oyunu geliyor. Bundan sonra elbette Bedia Muvahhit de gelecek. Şebnem Köstem’i ise bu oyunda ilk defa Afife Jale rolüyle seyrettim. Afife Jale’yi daha çok sevmemin nedenlerinden biri de Şebnem Köstem’in başarılı performansı oldu. Ayrıca oyun boyunca Zihni Göktay, Toron Karacaoğlu, Erhan Yazıcıoğlu, Engin Alkan ve Hakan Arlı’nın sesleri de dış ses olarak oyunculara eşlik etti.

Afife Jale ve Bedia Muvahhit iyi ki varmış. Bizlere çok çalışmanın, hayal etmenin ve hiç vazgeçmemenin ne kadar gerekli olduğunu öğrettikleri için, sahneye çıkıp orada bir çiğ damlası gibi parladıkları için…

Rahmet olsun bu iki güzel yürekli kadına.

Emeği geçen herkese teşekkür eder ve iyi seyirler dilerim.

 

Yazan: AHMET SAMİ ÖZBUDAK

Yöneten: YİĞİT SERTDEMİR

Dramaturgi: SİNEM ÖZLEK

Kostüm Tasarımı: NİHAL KAPLANGI

Işık Tasarımı: CEM YILMAZER

Müzik: TULUĞ TIRPAN

Koreografi: CİHAN YÖNTEM

Efekt: KADİR ARLI

Kukla Uygulama: CANDAN SEDA BALABAN

Yönetmen Yardımcısı: SEDA FETTAHOĞLU, ÖZGÜN AKAÇÇA, AYŞECAN TATARİ

Süre: 150 DAKİKA / 2 PERDE

OYUNCULAR

HÜMAY GÜLDAĞ, ŞEBNEM KÖSTEM, YİĞİT SERTDEMİR

Oyuna bilet almak için:

http://www.ibb.gov.tr/sites/sehirtiyatrolari/tr-TR/Sayfalar/Oyun.aspx?oyunid=461

Saadet Derya Yazgıç

İZDİHAM

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın