Saadet Derya Yazgıç, Alevli Günler

 

Bundan böyle Saadet Derya Yazgıç, izdiham.com için tiyatro metinleri yazacak. Hoşgeldi. 

Birbirini çok seven üç arkadaş.

Birbirlerinin tüm yaşadıklarını aynı zamanda yaşayamadıklarını bilen üç çocukluk arkadaşı… Çocukluktan tanışıp hayatlarını çok farklı tercihlerle şekillendiren bu üç arkadaş, büyürken birbirlerinden kopmamışlar. Biri (Bahtiyar Engin) mahallenin kasabı olmuş. Oyundaki en iyi kalpli, en şeker karakter. Mutfak önlüğüyle sofrayı kurup kaldırması, çay demlemesi bilhassa eşine olan aşkı bence diğer erkeklere de örnek olacak özellikler. Bir diğeri (Yıldıray Şahinler) muhasebeci olmuş. Esasında çok katı gibi gözükse de arkadaşları için her şeyi yapabilecek kadar gözü kara dört dörtlük bir dost kıvamında kendisi. Biri de  (Cem Davran) Türk kültürü profesörü olmuş. Eserekli pimpirikli biraz garip bir tip. Normalde tanısanız ne bileyim komşunuz ya da okulda hocanız olsa hiç sevmezsiniz. Tuhaf bir şekilde tiyatroda izleyince çok seviliyor. Tam adlandıramadığım halde ben de çok sevdim bu karakteri. Selin Yeninci’yi ise avukat rolünde görüyoruz. Para koparma meraklısı insaniyetten nasibini almamış bir avukat kendisi. Erkan Can bürokrasiyi temsil ediyor. Devletin değişik kurumlarında çeşitli kademelerinde her biri birbirinden renkli karakterlerle karşımıza çıkıyor.

Oyunun başında üç arkadaş rakı sofrasında oturup sohbet ederlerken profesörümüzün lenf kanserinden öleceğini öğreniyoruz. Şaman olduğu için öldükten sonra yakılmak istediğini ve ruhunun ancak bu şekilde rahata ereceğini söylüyor. Arkadaşları ilk başta bu isteğe itiraz etse de sonra ona hak veriyorlar ve bunu nasıl yapabileceklerini düşünmeye başlıyorlar.  Daha sonra üç arkadaş Diyanete gitmeye karar veriyor. Diyanetten aslında çok da olumsuz bir yanıt almıyorlar. Nüfus cüzdanındaki “İslam” ibaresinin yerine “Şaman” yazılması gerektiği öğreniliyor. Nüfus Müdürlüğüne gidiliyor ve işler düzeleceğine her seferinde daha da karışık bir hal alıyor.

Irmak Bahçeci’nin yazıp Yıldıray Şahinler’in yönettiği, Cem Davran, Bahtiyar Engin, Yıldıray Şahinler, Selin Yeninci ve Erkan Can’ın oynadığı oyun, adını da çok beğendiğim İstanbul Halk Tiyatrosu’nda izlemeniz için sizleri bekliyor.

Irmak Bahçeci 1983 doğumluymuş. İlk defa benim yaşlarımda birinin yazdığı bir oyunu seyrediyorum. Doğrusu çok mutlu oldum. Bundan sonra seyirci olarak önyargısız belki de beğeneceğime yönelik bir önyargıyla Irmak Bahçeci’nin yazdığı oyunlara gidebilirim.

Bahtiyar Engin’i Şehir Tiyatroları’nda Nazım Hikmet’in Yolcu oyununda izlediğimden beri çok seviyorum. Cem Davran’ı ve Yıldıray Şahinler’i de yine Şehir Tiyatroları’nda Doğum Günü Partisi oyununda yan yana izlemiş ve çok beğenmiştim.

Yine de bence oyunun kralı Erkan Can. Erkan Can’ın varlığı hatta sesinin tonu bile oyunu güzelleştirmeye yetmiş. Özellikle Nüfus Müdürlüğünde canlandırdığı karakter muhteşem. Fakat daha fazla ipucu vermiycem. En iyisi siz gidin oyunda seyredinJ

Oyunun büyük kısmı Cem Davran’ın canlandırdığı Tarık Öztürk’ün salonunda geçiyor. Salon oldukça sade döşenmiş ve çok samimi olmuş. Salonun ortasında yirmi sene boyunca sönmediği söylenilen bir ateş var. Duvarlarda masklar var. Kitaplar var. Yani sahnedeki salonda tam bir yaşanmışlık hissi var.

Oyun boyunca sahnenin iki yanından açılan kapılardan ise Erkan Can’ı görüyoruz. Hatta çıksa da görsek diye bekliyoruz. Gerçi o çıktıkça kahramanımız Tarık Öztürk’ün işi zorlaştıkça zorlaşıyor.

Sahne geçişleri ise oldukça farklı yapılmış. Kefene sarılı biri var ve iki kişi sağdan soldan çekiştirerek onu taşımaya çalışıyor. Bu bir kere başlı başına çok komik bir sahne. Fakat bir yandan da sanki oyunun finalini azıcık bozmuş bence. Sahne geçişleri sırasında kullanılan müzik de oldukça akılda kalıcı ve oyunun temposuna uygun olmuş.

Oyunun müzikleri arasında Şamanizm’e ait birtakım şarkılar da zaman zaman karşımıza çıkıyor. Özellikle Erkan Can’ın söylediği şarkı çok hoşuma gitti.

Farklı düşüncelerin ve inançların toplumda var olması gerektiğini ve aslında bunun bir gereklilikten çok bir zenginlik olduğunu, insanların farklı düşünmelerinin birbirlerini sevmelerine ve arkadaş olmalarına engel olamayacağını hatırlatan ve bunu yoğun bir mizah duygusuyla harmanlayarak yapan çok güzel bir oyun olmuş.

Erkan Can’ın dediği gibi “Tiyatro iyidir.”

Gidiniz lütfen… 

Yazan: Irmak Bahçeci

Yöneten: Yıldıray ŞAHİNLER

Dekor&Kostüm: Barış Dinçel

Işık Tasarım & Uygulama: Efe Sümer

Oyuncular:

Cem DAVRAN

Erkan CAN

Yıldıray ŞAHİNLER

Bahtiyar ENGİN

Selin YENİNCİ

Yönetmen Yrd : Özge Çatıkkaş – Tuğçe Kıltaç

Dekor Uygulama: Muhammet Topraktepe – Mustafa Topraktepe

Görsel Tasarım: Emre Erdem

Bilet almak ve fragmanı izlemek için: http://www.istanbulhalktiyatrosu.com/

Saadet Derya Yazgıç

İZDİHAM

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın