Saadet Derya Yazgıç, 12 Maddede Tiyatroya Neden Gitmeliyiz?

 

Yerli ve yabancı tiyatro ve dans topluluklarının izleyiciyle buluştuğu uluslararası bir etkinlik olan İstanbul Tiyatro Festivali, bu sene 13-26 Kasım tarihleri arasında yapılacak. Festivalde 2 hafta boyunca yurtdışından 6, Türkiye’den 13 oyun ve yan etkinlikler, 18 farklı mekânda tiyatroseverlerle buluşacak. Ben de biraz bu festivali de bahane ederek sizlere kendi tiyatroya gitme nedenlerimi yazmak istedim. Hayatınızda hiç tiyatroya gitmemişseniz belki bu yazıyı okuduktan sonra bu festivalle tiyatroya gitmeye başlarsınız. Belki de belli mi olur tiyatroyu çok ama çok seversiniz. Bence tiyatroya bir şans verin. Neden mi? Çünkü:

1.Tiyatro hem beyne hem de kalbe hitap eder. Seyirciye herhangi bir konuda düşünme, muhakeme etme ve karar verme ihtiyacını hissettirir. Empati yeteneğini geliştirir.

2.Tiyatro hayatı anlamlandırmayı kolaylaştırır. Çünkü tiyatro hayatın ta kendisidir. Hayatta olan her şey tiyatroda da vardır.

3.Tiyatro aşktır. Namık Kemal’in de dediği gibi “Tiyatro aşka benzer. İnsanı hazin hazin ağlatır ama verdiği acının gücünde bir başka tat bulunur. Tiyatro evrene benzer insanı doya doya güldürür ama yansıttığı tuhaflıklar, gülerken ağlamak için istekler doğurur.”

4.Tiyatro; başka bir mekâna, zamana ve dünyaya kolayca geçebilmeyi sağlar. Hayal gücünü ve iyimserliği arttırır. Pozitif düşünmeyi öğretir.

5.Tiyatro izlemek insana kendisini özel ve değerli hissettirir. Yani tiyatro aynı zamanda iyi bir psikologdur da.

6.Tiyatroda, geçmiş ya da gelecekte yani herhangi bir zamanda yaşayan herhangi bir insanı çok kolay bir şekilde tanıyıp izleyebilirsiniz. Bu bazen hayali bir karakter olduğu gibi bazen de tarihten tanıdığımız gerçekten yaşamış bir insan olabilir. Aslında bunun pek de bir önemi yoktur. Önemli olan sizin o karakteri sevip sevmemenizdir.

7.Tiyatroda dekor ve kostümlerin de sayesinde oyunun hikâyesine kendinizi kaptırabilir. Oyunun türüne göre herhangi bir duyguyu üst seviyede coşkulu bir şekilde yaşayabilirsiniz.

8.Tiyatroda özellikle müzikal seyrediyorsanız çok güzel şarkılar dinleyip ruhunuzu şenlendirebilirsiniz. Belki de daha önce hiç dinlemediğiniz müzik türlerini keşfedebilir ve hayatınızın geri kalanında da bu müzikleri dinlemeye devam edebilirsiniz.

9.Tiyatroda seyirci de oyunun içindedir. Sahne aralarında dekorun değiştirilmesini izleyebilirsiniz. Oyundaki herhangi bir karaktere sinirlenip bir başkası için üzülebilirsiniz. Rolü gereği bayılan bir oyuncuyu gerçekten bayıldı zannedip korkabilir. Şapkayla birlikte yanlışlıkla çıkan bir peruğa kahkahalarla gülebilirsiniz. En sonunda da alkışlarınızla güzel bir oyun izlediğiniz için teşekkür edebilirsiniz. Bütün bunlar benim için tiyatronun vazgeçilmezleridir.

10.Tiyatro göze ve kulağa hitap ettiği kadar aynı zamanda burna da hitap eder. Bazen sahnede pişen bir yemeğin kokusunu alırsınız. Bazen sahnedeki oyuncunun parfümünün kokusu gelir burnunuza. Bazen de sahnedeki oyuncular Türk kahvesi içerken sizin de canınız Türk kahvesi içmek isteyebilir.

11.Eğer siz de isterseniz tiyatroda izlediğiniz her oyun, size kendisinden bir parça hediye edecektir. Bunun için kendinizi oyunun akışına bırakıp izlemeniz yeterlidir.

12.Tiyatro her zaman vardı ve umut ediyorum ki her zaman var olacak. İspanyol şair ve oyun yazarı Lorca’nın da dediği gibi, “Tiyatrosunu desteklemeyen bir ulus, henüz ölmemişse bile, ölmek üzeredir.” Bu nedenle tiyatroya gitmeyi hiçbir zaman unutmayalım ama en çok da tiyatro bize ait ve bize dair olduğu için tiyatroya gidelim.

 

 

Saadet Derya Yazgıç

İZDİHAM

 

 

 

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın