Recep Kayalı, Kurgu Problemi

‘’Avuçlarımda ölü hayvanların düğünü var’’ . Ölü hayvanların düğünü. Güzel imge. Şunu not alayım.  Ben bu imgeyi bir öykünün içinde kullanırım. Tamamdır. Neydi konumuz. Hatırladım.Adamımız Oğuz Atay’ın  ‘’Demiryolu Hikâyecileri ‘’isimli öyküsünden fazlasıyla etkilenmiştir. Gezgin bir şairdir. Feribotlarda, trenlerde, şehirlerarası otobüs terminallerinde şiirlerini satarak hayatını devam ettirir. Sadece başka bir şehre gidebilecek kadar para kazanır. Çoğu zamanda bu gitme eylemini planladığı zamanda gerçekleştiremez. Ama olsun. Önemli olan hayata şiir ile direnebilmektir.  Adam bir gün vapura biner.  Vapurun pervaneleri denizi gıdıklar. Deniz köpürerek kahkaha atar. Adam denize bakar.  Tek gözünün olmadığını hayal eder. Oyunbaz biridir şairimiz. Her vapura bindiğinde korsanmış gibi hisseder.  Tek gözünü boynundaki muskasıyla kapatır.  Bak bu güzel oldu.  Öykünün adı geldi aklıma Köstebek Körlüğü olacak öykünün adı. Allah’ım öykü yazarken çok heyecanlanıyorum. Eğer kendinizi seçkin okur kitlesine dâhil ediyorsanız Karahindiba dergisinin bu ayki sayısında öyküyü okuyabilirsiniz. Çünkü Karahindiba Dergisi sadece seçkin kitapçılarda.  Şu Köstebek Körlüğü daha bitmeden beni rahatlatıyor.  Bitmemiş öyküyü bir daha sesli okuyorum.  Okudukça yeşeriyor içim. İç yeşermesini bilirsiniz. Bilmeyenler sevdiğinin adını söylesin.

Kapım çalıyor. Sağ ayağım karıncalanmış. Üstüne oturmuştum. Sanki karıncalar yere dökülecekmiş gibi ayağımı yere vuruyorum. Gitmiyor gıdıklayan karıncalar. Kapıyı açıyorum.  Kapıcı çöpü soruyor.  Adamın üstünde bir sevecenlik. Kocaman bir domates düşünün ve o domatese Ayhan Işık bıyığı takın işte bizim kapıcı ona benziyor. Şu kapıcı gibi bir karakteri, öyküye yerleştirmek geçiyor aklımdan. Onu her yere muhabbet kuşuyla giden emekli bir edebiyat öğretmeni olarak hayal ediyorum. Şairimizden bir şiir satın alıyor. ‘’Çöp yok abi’’ diyorum. Başımla selam verip ‘’İyi geceler.’’.  diliyorum. ‘’Şey’’ diyor Kapıcı. Sesi kapının arasına sıkıştığından kapıyı kapatmıyorum. ‘’Buyur abi’’. Başını öne eğiyor.  Hatırladığım için mutlu olduğum bir mahcubiyetle bana bir kilim uzatıyor. ‘’ Bu nedir abi ‘’ diyorum.  ‘’Bizim oğlana ders çalıştırdığınız için. Eğer kabul ederseniz’’. Kilimi alıyorum. Kilime bakıyorum. Eski bir kilim. Kirli beyaz üzerine geniş mavi, ince kırmızı, koyu yeşil,  sonra tekrar geniş mavi şeritler var. Sıralaması aynen böyle şeritlerin. Ne yapayım bunu. Ne işime yarar. Evde halı bile yok. Almazsam olmaz ama. Üzülür. Üzülmesin diye gülümsüyorum. ‘’ Ne gerek vardı abi .‘’ diyorum. İğrenç bir samimiyetsizlikle yapıyorum bunu. ‘’ Çocuğun işine yaradıysa ne mutlu bana’’. ‘’Allah razı olsun ‘’ diyor ’’ . Kilimi gösteriyor. ‘’ Elinizdekini annem dokumuştu. Kilimciydi. Şimdi görmüyor gözleri. İyice yaşlandı zaten elleri falan titriyor .’’. Kilim dünyanın en değerli şeyine dönüşüyor artık.  Kirli beyazın üstündeki şeritler hayat damarları gibi atıyor avucumda.  Kapıcı iyi akşamlar dileyip gidiyor. Ona çocuğunu müsait bir zamanında tekrar göndermesini söylüyorum. Sevinerek iniyor merdivenleri.

O merdivenlerden inerken aklımdaki öykü kayboluyor. Dokuma tezgâhının dibinde ayran içip koca bir salatalığı ısıran, hiçbir şeyden haberi olmayan küçük erkek çocuğu göz bebeklerime oturuyor.  O çocuğun hikâyesini yazmaktan başka bir şey düşünemiyorum. Kapıda bir sürü ayakkabı. İçerden Kur’an sesleri geliyor. Kör kilimci kapının arkasında ağlıyor. Kapı arkalarının anneler rahat ağlayabilsin diye var olduğunu hatırlıyorum. Ev soğumasın diye kapımı kapatıp salona geçiyorum.

                                                                                                    

Recep Kayalı

İZDİHAM

 

 

 

 

izdiham-26-sayi

İzdiham 26. Sayı

İzdiham dergisi 26. Sayısında hiçbir yerde bulamayacağınız çok özel çalışmalar yer alıyor. Edebiyatla gençleri ve hayatı birbirine dost yapan İzdiham’ın bu sayısında Gökhan Özcan, Ercan Kesal, Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Baki Ayhan T., Murat Kapkıner, Güray Süngü, Zeliha Yurdaer, Onur Bayrak, Dilek Kartal, Yağız Gönüler, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, İbrahim Varelci Süleyman Unutmaz, Ferhat Toka, Selman Urluca, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Özer Turan, Çağatay Hakan Gürkan, Seda Bilici, Feyza Özcan, Beyazıt Bestami, Halil Kurbetoğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Mustafa Toprak, Öner Buçukcu, Fahrettin Dede, Dinçer Ateş, Turgay Bakırtaş ve Bülent Parlak gibi nitelikli eserler veren edebiyatçılar ile genç ve umut vaad eden isimler yer alıyor. İzdiham Maarif Takvimi, Lügatlere Güncelleme, Bulgarlar Ne Okuyor? Adlı çalışmanın yanı sıra bir de taziye ilanı yer alıyor. Dengenizi Kaybettiniz, başınız sağolsun. İzdiham’ı bir solukta okunacak bir sayıyla karşınızda. İzdiham dergisinin 26. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: