Ramazan Ekici, I Harfinin Durumu ya da Şairin Hayatı Şiire Dahil

 

“I Harfinin Durumu” Abdüssamed Bilgili’nin ilk şiir kitabı. Kitap, İzdiham yayınlarından çıktı.

Abdüssamed Bilgili, 2007 yılından beri takip ettiğim bir şair. Bilgili, hayatı bir şiir inceliği ve işçiliğiyle yaşamaya çalışan biri. Alışamadığı şu hayata karşı geliştirdiği şairane tutum çoğu zaman onu rahatsız eder. Yani bir tür alışamama durumu. Bunu şiirlerinde gördüğümüz gibi şairin hayatında da görürüz. Her ne kadar artistlikler sergileyerek dilinde ve gövdesinde bunu saklamaya çalışsa da başaramadığını düşünüyorum.

Üniversite yıllarımdan beri beni en fazla heyecanlandıran şey iyi bir şiir okumak olmuştur. “ I Harfinin Durumu” nu okurken bazı şiirlerde bu duyguyu yaşadım. Kitap, on yedi şiirden oluşuyor. Şair, İstanbul Üniversitesi Türkoloji mezunu olduğunu belirterek “I Harfinin Durumu” ile ilgili küçük bir açıklama yapmış. Kitaba isim olan “I Harfinin Durumu” şiirinde “ kimse tam duyamaz ağrıyan kulağını / tek başına bir “ı” gibi direniyorum.” Şairin şiirindeki bu direnme bana kalırsa iki koldan ilerliyor. Birincisi çeşitli politik ve popüler söylemlerin yer aldığı ve çok da incelikli olma gereği duymadığı bir damar. Bunu kitapta yer alan “Bir Çayın Sıcaklığı Kaldığı Yerden, Şeyhname, A 10, Ben Halkıma Bakınca, Kara Yüzümle Üzümle Üzüntülerle Saymakla Sayılarla” şiirlerinde görüyoruz. Bu şiirler sanki okuyucusunun yüz ifadesini görmek için yazılmış. Bu şiirler çok derine inmemeye çaba gösteren, görünen, görünmek isteyen, bazen kelime oyunlarına, bazen seslere ve tekrarlara yaslanan bazen de kendini göstermek isteyen zekânın oyunları gibi. Tabi şair yazdığı şiirin farkındadır. Mesela “Bir Çayın Sıcaklığı Kaldığı Yerden” şiirinde “beni reel politiğe adapte eden sevgilim / yalnızım ve öç almak istiyorum” mısraları ve şiirin devamında “güzel kanatlı kuşların kibri var üzerimde” mısrasıyla bu farkındalığa işaret ediyor. Ardından “ biraz daha çalışmalısın ben dersine” diyerek şiiri tamamlıyor. Aslında bu şiirler özellikle İsmet Özel’den sonra İsmail Kılıçarslan’ın farklı bir boyuta taşıdığı şiirlerdir. Mustafa Kutlu bir yazısında “Bu ‘saydıran şiir’in babası İsmail Kılıçarslan’dır. ‘Rap şiir’ yazıyor. Bunu ona söyledim pek oralı olmadı. Ne yaptığının farkında değil. O kadar farkında değil ki pek çok şairin İsmail gibi yazdığını göremiyor. Şimdilerde Rap ile öfkesini kusuyor şairler.” demişti. “A 10” şiiri de tam böyle bir şiir “üniversite ırkı doğar kafa tasında piçler / piçler evet piçler hem piç sayılmaz ki küfür / adama hakkını vereceksin bir yüzüne tükür / başımız önümüzde diye elimizde kitaplar / vay neresine koyduğumun dünyası vay / adama bir bakarlar ya bakarlar / olmadı küfretmeyeyim; adamı hamile bırakırlar”. Estetik bir öfkenin peşinde olan mısralar değil. Bu damar benim Abdüssamed Bilgili’nin şiirine itiraz ettiğim kısımlar. Şüphesiz bu şiirlerin de farklı okuyucular tarafından sevileceğinden eminim.

Abdüssamed Bilgili şiirinin aktığı diğer damar, bir dip dalgası gibi çok kendini göstermese de onu büyük şiirin halkasına dâhil ediyor. Direnirken kendini var eden şiirler. Bu şiirlerde şairin varoluşunu görmekle birlikte beslendiği şiir kaynaklarını da görürüz. “Seninle Aynı Otobüse El Sallamak” şiirinde “ tutmak istiyorum, tutunmak istiyorum tutulmak istiyorum / aşkın denklemi salıncak gibi kurulsun içimizin bahçesine” mısralarıyla içindeki boşluğu doldurma isteğini görüyoruz. Özellikle “Bazı Şeyler, Ve Ben ve Dedem ve Ölüm, Kara Yazı, İç Derin Bir Sıkıntı” şiirleri bağırmayan ve insanı kuşatan şiirler. “Ve Ben ve Dedem ve Ölüm” şiirinde “ben en çok dedeme benzerim bir akşamüstü / boyum posum benzer / evcilleşmemiş sakallarım gözlerim kahverengi” der. Şiirin devamındaki “derinden vuruyor kalbim ırmaklar derine akıyor / deniz de var köyümüzde dedem yüzme bilmiyor” mısraları Abdüssamed Bilgili’nin sahip olduğu şiir kumaşını açık eden mısralar. Söz gelimi dedenin deniz olan bir köyde yaşayıp yüzmek bir yana yüzme bile bilmemesi bir medeniyet göstergesi olarak düşünülmeli. Kitapta sondan ikinci şiir olan “ İç Derin Bir Sıkıntı” şiiri Abdüssamed Bilgili’nin yetkin bir sese ulaştığını bize gösteren önemli şiirlerden biri. Okuyucusuna ulaşması dileğiyle.

Abdüssamed Bilgili, I Harfinin Durumu,
İzdiham Yayınları, 2017, 40 sayfa

Kaynak: Türk Edebiyatı Dergisi
İZDİHAM

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın