Rahime Kasım, Tina’ya Mektuplar II

“yeni evin ve komşularına duamdır

feyza özcan’a”

Sevmeye değer Tina,

Sana yazamadım, taşınma telaşındaydım. Geciktim biraz, herkes gibi geciktim. Beni affetmen için sana bir paket üzümlü çikolata aldım. Ne diyordum? Taşınma telaşındayım. Şimdi şaşırmışsındır, “evin deniz görüyordu neden taşındın?” diyeceksin. İşte şimdiki evin mutfağı daha büyük, asansör falan var,  komşular pencerelere çiçekler koymuş. Karşı komşum polismiş, tabi emniyet önemli. Bir komşuda pişirilenden bütün komşular nasipleniyormuş vesaire vesaire. Biliyorum inanmadın.

Evet, elektriğini suyunu hesaplamadan tuttum o evi. Semtini, park yerini, varoşluğunu, depozitini bilmeden tuttum. Çünkü balkonu onun günde iki defa göründüğü iskeleye bakıyor. Çünkü ben onun geçtiği sokaklara hiç böyle yakın olmamıştım. Çünkü ev adresini öğrendim ama oradan ev tutmaya kıyamadım. Belki benim de nazarım değer dedim. Günde iki defa görsem yeter. Biri gece için diğeri gündüz. Saat kaç oldu Tina?

Kızıyorum bazen herkese. Bana lanlı lunlu konuşma dedim bir kere hayata, babam öldü. Hayırlısı böyleymiş. Ama babamın ölmesi hayırlı bir şey değildir. Babamın ölmesi dünyanın en belalı şiiridir. Onun isminin babamın ismi olması da şiirdir. Parmağı parmağıma değmedi. Ama öyle bir bakış baktı ki, yemin ederim Tina, daha önce kimse bana böyle sarılmamıştı. Öhö öhö.

İsmine yenildim Tina. Yenildim ismini her duyduğumda. Ölüm döşeğinde birine dünyanın en güzel haberi geldi. Öleli birkaç dakika olmuş genç bir öğretmenin atandığı haberi evine ulaştı. Yağmurun yağmasına az kala çocuklar yeni bitirdi kumdan kalelerini yapmayı. Afet bölgesi incelemesinde evin bahçesine bir dede tarafından yapılmış salıncağa rastlandı. Küme düştüğü kesinleşen takımın kalecisi skoru 10-1 yapacak golü attı. Hep birlikte yenildik. Hepimiz en az bir kez yenildik. O’na beş kala yenildik. Mesela başrolüne kendimi koyduğum bütün hikâyelerin sonu kötü bitti. Dünya yenilmelerin sınandığı yer nihayetinde. Senin hikâyene ne yaptılar Tina?

Sana bir önceki şiirimde bahsettiğim bir adam vardı. Hani deli olan, hani deliliğine bana âşık olmasını delil gösterebileceğim adam… Hah işte o bana fena kızdı dün. Hak etmediğimi falan söyledi, evet biliyorum. Çok üzülmüş, onu çok incitmişim. Çay içecek hali bile kalmamış. Hıçkıra hıçkıra güldüm kendime gece boyunca. İnsan sevilmeyi de mi beceremez?

Kıymetli Tina, bu mektup sana.

İşte bunlar benim ellerim. İşte bu benim el yazımdır.

O’na çok selam söyle. Onu mutlaka gör ve mutlaka selamımı ilet.

Söyle ona pencereler açık uymasın. Kurşun olur, penceresine yağarım sonra. Bu arada hava durumunun Allah cezasını versin, ya güneşe alerjisi olanlara yazık. Yazık sevdiğim adama… Son söylediklerimi sözlerine katma. Kendine ve hikâyene iyi bak.

Sevgiler.

Yaban mersinini çok seven, Rahime.

 

 

 

Rahime Kasım

İZDİHAM

 

 

 

 

İzdiham 28 Çıktı. İzdiham 28. Sayısında da yine herkesten farklı, her şeyden özgün, her şeyden daha şiir. 28. Sayı ile İzdiham yepyeni bir yolculuğa daha başladı.  Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Bekir Şamil Potur, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Alper Çeker, Yunus Meşe, Emine Şimşek, Ferhat Toka, Bilge Çiğe, Mücahit Gündoğdu, Sema Evin, Meltem Gülname Kaynar,  Hatice Çay ve Yağız Gönüler hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham 28. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: