Rahime Kasım, Bu Ayrılığı Ben Seçmedim

En sevdiğim dergi artık Türkiye genelinde yayında, en sevdiğim şarkıcı artık popüler, en sevdiğim şiiri geçen bir dizide okudular. Bunlar iyi şeyler gibi görünüyor, bilmiyorum. Benim değil artık o dergi, o şarkı, o şiir. Benim olduğunu sandığım şuracıkta bir canım vardı, olmadığını o candan giderek hatırlattılar. Gittiler. Ne kadar kolay çıkıveriyor şu kelime ağzımdan. Kaburgama bir şey sorulamıyor artık. Gittiler. Buradaki çoğul eki, malum insanın giderken yalnız olmadığını düşünmemle alakalı da olabilir. Yalnız değildi. Benim pencerelerim, açık kapılarım, düşe kalka kaldırımlarım, su oluşumla gitti. Mantıklı şeyler yazmaya çalışıyorum ama ne alakası vardı da gitti?

Sanki bugün âşık olduğu adamın adını dünyanın bütün kadınlarının ağzından duyan biriyim. Yarın seçim var. Bu ayrılığı ben seçmedim. Hayat hıçkırıkları ardı ardına dökerek ağlayan birinin cümlelerindeki “n” sesi. Belli belirsiz, belki dile vuramıyorum sancısını ama kalbimde uyuyan yetimlerin yatakları sallanıyor. Yetim dedim. Güneşe yakın, çölün kumuyla oynayarak büyümüş beyaz yüzlü çocuklar neden yetim kaldı, onu da bilmiyorum. Siyah yüzlü olsalar ne fark eder, bir kere daha bilmiyorum. Bir çocuk ölüsü haberi hangi ideolojinin başarısı oluyorsa onlar cevaplasınlar bu soruyu. Gönlünün bir sevdiğiyle –bu yalnızca sevgili demek değil ey şairler- aynı kaptan hiç yemek yememiş insana da deva sorulmazmış. Bırak, biz masamıza ayrı ayrı tabaklar koyacak kadar ilerlemiş bir devirde yaşıyormuş gibi yapmayalım. Olmaz mı?

Annem mevsimlerden bahsedilmeyen bir yazı okumayı sevmediğini söylemişti. O adam parmaklarının yarısı kesilmiş o eldivenleri giydi. Açıkta kalan kısımları adına bizim evde musluklar dondu. Bakınız bu ayaklarımı kaynar suyla yıkadım, üç çift çorapla kapattım, kaloriferin üzerindeki mandalina kabuklarını halıya attım. Yarın seçim var. Bizi ayıran bu yoldan yürüdüğümden beri ayaklarım hiç ısınmadı. Yarın seçim var. Ben bu yolları alıkoyamadım aramızdan. Allah’ım, bazı yaratılmışlar bayağı güzel gülüyor. Yarın seçim var. Vallahi ayrılığı ben seçmedim. O kadar güzel büktü ki boynunu, bir üzülmek bir insana ancak bu kadar yakışırdı. Yarın seçim var. Eğer o seçtiyse, bütün gidenler haklı.

Biri ona söylesin montuna güvenip içine ince tişört giyip artistlik yapmasına gerek yok.

Yarın seçim var. İçinden adın çıkmayacak sandıkları yakmak farz, ne barışı? Zaten ayrılık bir seçim değil, bir zorunda bırakılıştır canım.

 

Rahime Kasım
İZDİHAM

izdiham-26-sayi

İzdiham 26. Sayı

İzdiham dergisi 26. Sayısında hiçbir yerde bulamayacağınız çok özel çalışmalar yer alıyor. Edebiyatla gençleri ve hayatı birbirine dost yapan İzdiham’ın bu sayısında Gökhan Özcan, Ercan Kesal, Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Baki Ayhan T., Murat Kapkıner, Güray Süngü, Zeliha Yurdaer, Onur Bayrak, Dilek Kartal, Yağız Gönüler, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, İbrahim Varelci Süleyman Unutmaz, Ferhat Toka, Selman Urluca, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Özer Turan, Çağatay Hakan Gürkan, Seda Bilici, Feyza Özcan, Beyazıt Bestami, Halil Kurbetoğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Mustafa Toprak, Öner Buçukcu, Fahrettin Dede, Dinçer Ateş, Turgay Bakırtaş ve Bülent Parlak gibi nitelikli eserler veren edebiyatçılar ile genç ve umut vaad eden isimler yer alıyor. İzdiham Maarif Takvimi, Lügatlere Güncelleme, Bulgarlar Ne Okuyor? Adlı çalışmanın yanı sıra bir de taziye ilanı yer alıyor. Dengenizi Kaybettiniz, başınız sağolsun. İzdiham’ı bir solukta okunacak bir sayıyla karşınızda. İzdiham dergisinin 26. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: