Özgür Akkaya, Kan Neden Demir Gibi Bir Tada Sahip ve Selin’in Diğer Tüm Ayrıntıları

‘Ne oldu lan ağzın yüzün Çernobil’den nasibini almış gibi’
‘Dalga geçme lan! Sen değil miydin o kız zengin,onun peşine düş,babası kızın peşini bırakman için sana para verir diyen?’
‘Evet bendim. Ne oldu verdi mi çeki? Hahaha’
‘Gülme lan! He verdi. Önce yakamdan tutup çekiverdi sonra bir güzel kafayı yüzüme indirdi. Kız babasına sapık var peşimde demiş sapık! Kızın yanına bir kilometreden yakın görürse halısahadaki eksik adam yapacakmış beni’
‘O nasıl tehdit lan?’
‘Ne bileyim oğlum. O cümleyi dinlerken yerdeki çakıl taşlarının hangisi Wilma’ya hangisi Bety’e benziyor diye düşünüyordum. Belki de başka bir şey söyledi. Epey uzun çınladı kulağım o kafadan sonra.’
‘Hahaha. Ulan iyi dövmüş yalnız. Hadi camiiye gidelim,elini yüzünü yıkayalım’
Camiiye en son 14 yaşımda mahalle maçından sonra susadığım için girmiştim. Dini bütün bir insan olmasam da suyu içtikten sonra şükür etmeyi bilirdim. Aradan sadece 4 sene geçmiş oysa. En son ne zaman şükrettim bilmiyorum.
‘Mahallleye geri dönmüş Selin’
Ağzımdaki kanlı suyu bi tur daha çevirip yuttum. Demir tadına yakın olan tada dilim hızlı alışmıştı. Daha önce demir yememiştim ama öyleydi tadı biliyordum. Ablama üniversite sınavında sormuşlar. Cidden kanda demir varmış meğer. Hemoglobinin ‘hem’ grubu. Gereksiz tüm bilgiler aklımdaydı. Kan neden demir gibi tada sahip ve Selin’in diğer tüm ayrıntıları. 2 yıldır görmesem bile saçı ne kadar uzamıştır,şimdi neresine geliyordur söyleyebilirdim.
‘Müteahhitler tamamlamış arsalarındaki binayı. Geri gelmişler onlar da’
‘Yürü gidelim. Kan var mı dişimde?’
‘Yok yok yürü. Olsa bile göremez zaten 6.kata taşınmışlar’
Gözü hep yüksekteydi Selin’in. Bir an önce büyüyüp zengin olmak istiyordu. 10 katlı binan 6.katına taşındıklarına göre daha yükselmek ve büyümek için çok katı vardı.
Binanın önüne gelip Erdal ile karşı kaldırıma oturduk. Erdal ile doğuşumuzun arasında 9 gün var. Önce o doğmuş sonra ben. Ondan sonra aramızda hep 9 gün var olarak büyüdük. Hep o önde gitti. Mahalle maçında ilk golü o attı. Bir kızın gögüslerine ilk o dokundu. Ben 9 gün sonra mı bilmem ama hep Erdal’dan sonra dokundum. Yine de hiç övünmedi benim yanımda. Hep önümde olduğundan çalılar ilk onun tenini kesti. Ben düzleştirdiği yolda yürüdüm.
Binanın dış kapısı açıldı. Hışımla ayağa fırladı Erdal. Omzunun üstünden kapıya doğru baktım. Selin çıkmış. Saç tahminimde yanılmışım. Selin saçlarını küt kestirmiş. Yakışmış da üstelik. Erdal Selin ile gözgöze gelince selamını esirgemedi.
‘Hoş geldin Selin. Özledi bu mahalle seni’
Selin’in cevabını beklemeden ben de verdim selamımı.
‘Hoş geldin Selin. Beslediğin kediyi belediye zehirledi. Öldü’
‘Bir gün şuraya iyi haberle gel be Özcan. Hoşbulduk Erdal. Ben de sizi özledim’
Ne demek iyi haberle gelmedin ya ne demek iyi haberle gelmedin?! Galatasaray Uefa kupasını kazandığı gün ilk Selin’in kapısına gelmiştim. ‘Selin çık gel. Avrupanın da en güzeli sensin artık’ demiştim. Ayıp ulan şimdi bu yaptığı!
‘Selin akşam parka gelsene,laflarız’
‘Olur Erdal gelirim. İyice bir yerleşelim de eve.’
Selin benim ilk aşkım. İlk beyaz saçım. Buradan taşındığı gün çok kavgalı olmamıza rağmen söz vermiştik birbirimize. Düğünümüzü mahallenin ortasındaki geniş alanda yapacaktık. Ben süsleyecektim orayı. Sözünden caymış mıdır acaba?
Akşama kadar Erdal ile mahallede turlayıp parka geçtik. Selin’i bekledik. Selin bir türlü gelmedi. Erdal’a mesaj attı çok sonra. Arkadaşında kalacakmış bugün o yüzden gelemeyecekmiş. Daha önce hiç geleceğim dediği bir yere gelmemezlik yapmamıştı. Sözümüzü de unutmuştur kesin. 2 gün sonra doğum günüydü. O zaman konuşabilirdik bu konuları.
Selin 2 gün sonra da gelmedi parka. Aldığım doğum günü hediyesini ablama verdim. Bir daha da gitmedim kapılarının önüne. Erdal’dan arada alıyordum haberlerini. Onun mesajlarına cevap veriyordu bir tek.
Aradan rahat bir ay geçti. Erdal geldi bize erkenden. ‘Çıkalım,gezelim’ dedim. ‘Boşver evde duralım. Sıcak bugün’ dedi.
Akşama doğru davul zurna sesi geldi.
‘Aaa bak mahallede düğün var lan. Hadi gidelim gençlerle takılırız. Belki Selin de gelir,özür diler benden. Affederim.’
‘Yok Özcan ya otur çok güzel bir film başlayacak şimdi’
‘Ulan 8 saattir evdeyiz şu kutunun başında. Sıkılmadın mı?’
Erdal cevap vermedi. Kırmamak için oturdum izledim filmi.
‘Film de bitti. Bari aşağı inip nefes alalım.’
‘Tamam kapının önünde oturalım biraz’
Aşağı indik. Çocuklar koşa koşa yan sokağa girmeye başladı. Üst komşu Nurten teyzenin oğlu bağırdı.
‘Özcan abi,Erdal abi yardım edin düğün arabası geçecek şuradan önlerini keselim’
‘Kalk lan Erdal çocuklara yardım edelim’
Erdal’ın cevabını beklemeden çocukların peşine düştüm. Bir güzel yola ip çekme düzeneğini kurdum. Araba köşeyi dönünce çektim ipi. Araba durdu. Damat camı indirdi. Zarfları havaya attı. Havadaki zarfların arasından Selin’i gördüm. Erdal bana,ben Selin’e,Selin damadın tam gözlerinin içine bakıyordu. ’18’ine girdiğinde evlenebilir’ diye çıkan yasaya küfür ettim önce. ‘İlk sözü kime verdiyseniz onunla evlenebilirsiniz’diye yasa çıkartmam için rahat 15 yıl gerekliydi. Arabanın camı kapandı. Çocuklar zarflarla bakkala koştu.
Erdal hala yüzüme bakıyordu. Bu sefer çalıların tam ortasındaydım.
‘Üzülme lan! Daha güzelini buluruz sana. Söz’
‘Bana söz verme Erdal. Sen de gidersin. Davulun sesi uzaktayken hoştu Erdal. Kalbimde çalıyor şimdi’
Kaynak:  Ayı Dergi / Özgür AKKAYA
İZDİHAM
İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: