Özer Turan, Korkuyoruz

Çok bildik bir hikâye vardır: Büyük insanlardan birisi talebeleriyle dolaşırken yol kenarında hiçbir şey yapmadan oturan bir adam görür ve selam vermeden geçip gider. Dönüşlerinde aynı adamın bu sefer bir çubukla yeri karıştırdığını görür ve bu sefer selam verir. Öğrencileri, az önce neden selam vermediğini sorduklarında, o zaman hiçbir işle meşgul değildi ama şimdi bir şeylerle ilgileniyor, der.

Bu hikâyeyi düşünüyordum dün bütün gece. Sistemin uydurması. Çünkü sistem öyle oturan, hiçbir şey yapmayan insanı istemez. Çarkın işlemesi ve düzene hizmet etmesi gereklidir. Hem hiçbir şey yapmamak insan için pek mümkün görünmeyen bir olgu. Yani insan, yemek yemeden, yürümeden, sigara içmeden durabilir fakat düşünmeden asla. Dışarıdan hiçbir şey yapmıyormuş gibi görünen insan aslında düşünüyordur. Ve sistem düşünen insan istemez. İnsan dediğin, söyleneni yapmalı sadece, yorum getirmeden, ilerisini gerisini sorgulamadan, düşünmeden yani sadece işlemeli.

Geçenlerde bir arkadaşımı aradım, ne yapıyorsun, dedim. Bir çöp kutusunun yanında çömelmiş, duvara yaslanmış öylece oturuyorum, üstelik yağmur yağıyor, dedi. O an ne büyük bir hayranlık duymuştum ona karşı. Tabi ona söylemedim.

Evet, böyle insanlara rastlamak herkese nasip olmuyor. Yani bir düşünsenize, hatta işe kendinizden başlayın, en son ne zaman böyle bir duruş sergilediniz. Böyle bir isyanın ve direnişin içine en son ne zaman girdiniz. Evinizde mesela kitap okumadan, yemek yemeden, televizyon izlemeden ya da dışarıda, yanınızda birisi olmadan, müzik dinlemeden, sigara içmeden, yağmurdan kaçmadan ne zaman böyle bir tavır içine girdiniz.  Ya da böyle bir manzaraya ne zaman şahit oldunuz…

Hiçbir zaman değil mi.

Evet, çünkü bizler korkuyoruz. Kendi kendimizle baş başa kalmaktan korkuyoruz. Düşünmekten, yanlışlarımızla yüzleşmekten, sistemin içinde yer almak adına yaptığımız kişiliksizliklerle karşılaşmaktan korkuyoruz. Sahip olduğumuz yüzlerin fazlalığından, gurursuzluğumuzdan, çaresizliğimizden korkuyoruz. Ben sistem içinde zamanı gelince tükürülecek bir balgamdan başka bir şey değilim, diye haykırmaktan korkuyoruz.

Bir dünya, gruplar halinde dolaşan kör ve sağırlardan oluşan. Kimsenin kimseyi tanımadan sebepsizce gruplar oluşturduğu ve yine sebepsizce grupları dağıttığı bir dünya. İnsanların her gün gittikleri yollarda attıkları adımları bile aynı olan, başlarında bir dünya sıkıntı olmasına rağmen ağlamayan ve hiçbir olayın güldüremediği insanlarla dolu bir dünya.

Aşık olduklarını asla tanımadan ölen insanlar.

Öyle bir dünya ki iki grup var; birinci grup uyurken diğer grup uyanıyor ve diğerleri uyuduğunda birinci grup uyanıyor. Birbirleri için çalıştıklarını ve bir birlerini sevdiklerini söylüyorlar. Fakat hiçbirisi diğeri uyanıkken uyanık değil. Uyansa bu insanlar aynı anda nasıl olurdu acaba.

Bir çöp kutusunun yanında çömelip, sigara içmeden, gelip geçenleri izlemeden, yağmurdan kaçmadan öylece otursalar, ama hiçbir şey yapmadan sadece otursalar, öylece işte… uyanmaktan korkuyoruz.

Özer Turan

İzdiham

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın