Ozan Kaçar, Mazeret

Baldırından ısırlmış şu kuduz hayata.

ölmek için iyi mazeretim yok daha
sakarlık, hastalık, kaza, intihar hatta cinnet
hepsinde telef olacakmıĢım sanki
yani pisipisine yani yok yere bir genç ölüm
üzer annemin çocuklarını bu son
ölmek için iyi bir mazeretim olsa
ne kadar dayanabilirim
baldırından ısırılmış şu kuduz hayata
göbeğime batırılan iğneyi içimde kır
ne olur bir mazeret bul bana
bul ki bu hayvan gibi deşilmiĢ dargınlıktan feragat
edeyim
gittikçe büyüyen peltekliğimden, etimi uykumda
cımbızlayan çocukluk korkularımdan da
orağını iyi bile
kursağımda hazır bıçkılıyorken kendini Allah
mar yavrularını salın sürülere
soğukluk ciğerime kadar işlesin

ölmek için buruşturmuşken kendimi
bu alışmışlık da neyin nesi?
bu aşk hangi namussuzun malumu?
baygınlık bana hangi akrabamın mirası?
sorularıma karşı durun, bahçenizi çitleyin
soldurabilirim yoksa kasımpatılarınızı
gece konuşan ağustoslarınızı
ben ölümü denemekten geliyorum
çocuklarınızı içeri alın

gecenin çürüğünü dişleyen Kıptiler
bülbül ağızlı yazgımın damarlarını kesmeye
geldiklerinde bilek bakırdı bilek sapına kadar bakırdı
hadım edilmiş geniş zamanlarda darlık yaşadım
bitti-çenem dağıldı-kuştu uçtu-yerdi göçtü
bir göl habire kuruttu kendini
bir dağ habire yaktı kendini
sesimi külle boğdu komşum
blues tükürdüm

 

 

Ozan Kaçar

İZDİHAM

 

  İzdiham Dergisi, 34. Sayısında birbirinden nitelikli yazılar, Türk edebiyatında ilk kez yayınlanan belgeler; sinemada ilk kez gösterilen senaryolarla okuyucularına merhaba diyor. Siz de eğer İzdiham okurken dergiden yankılanan müziği duymak isterseniz İzdiham’ı kaçırmayın. Üstelik grafiker her şeyi anlatmışken. İzdiham 34. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.  

Bir Cevap Yazın