Osman Özbahçe, Adını Kapamadım Eğri Cümleden

Ben yürüdükçe ardımdan bir eğri cümle
Kahkahayı patlatır bir eğri cümle
Sağ işaret parmağının öğretmeni olup bir eğri cümle
Sallar sallandıkça kendini durduramaz bir de
Durmaz çünkü durduramaz hiçbir şeyi de bir eğri cümle
Başımın kestiği havayı
Ve durdurup trafik bozan bir kahkahayı

Bir şey bu benim yürüyüşüm
Amansız olmaktan yorulmuş bir yürek daha
Doğrulup yekinen bir çiçek
Bir çiçek daha benim yürüyüşüm
Havayı parlatan bir şey benim yürüyüşüm
Günü ağartan
Geceyi karartan bir şey benim yürüyüşüm

Bir yokuşun iki yanağında karşılıklı iki
Durup iki
Öpüp iki
Yanağından yokuşun
Bir eğri cümle dişi kalın
Kapanıp kadın
Açar mı sandın bu çiçek bağrını toprağa
Açar mı yürek yorulmuş amansız olmaktan bir daha

Bir şey! Bir şey başlayacak benim yürüyüşümden!
Atalarımın uçsuz bucaksız dağlardan

Kanıma attıkları keskin bir şey
Keskin
Keskin bir şey başlayacak benim yürüyüşümden

Rivayet odur ki ben gömleklerimle doğmuşum
Etimden önce gömleklerime dokunmuşum
Belki bundan ben hiç gömlek satın almam

Hiç unutmam yüreğim kesik horoz başı
Sandım zıplıyor dört bir yanda
Şu kırmızıya çalan düşmanın
Ne zaman dursam başlayan tamtamın

Beyaz mesai günlerinin rengidir artık oysa ruhum
Her gün gövdemde mesaiye kalmaktan
Bıkmış bir karınca sürüsü
Karınca sessiz
Mesainin bir yerine bir kıymık
Sessizce kesilip atılan bir yumruk

Hiç unutmam rüya ve çırpınmadan
Etime damlayan bir ses
Duyardım hiç durmadan kesilip açan
Durmadan, durmadan kesilip açan bir ses
Birlikte küçük bir karanlık getirdik aşka
Taş Baba Çelik Beyaz Kapı ve Duvar
Biz birlikte getirdik tüyleri demir
Pençeleri çelik bir kartalı
Nice ulu adamın beyninden
Geçtik soğuk ve ıslak
Bir yasa tadı bırakarak

Belki siyah
Yakışırdı mesai günlerine ama ben
Ne çok utanırdım siyahtan
Ne çok sarı ve yılan
İp ve düğüm
Dindirmezdi hiçbiri sarı ve yılan
İp ve düğüm
Atılıp atalarım
Ruhları gövdemde bir kartal sürüsü
Uçuşur gövdem aşıp uçsuz bucaksız dağlarda bir kartal sürüsü
Kanatlarıma inip kalkan gök
Kanatlarımda inip kalkan bir gök
Tanrım! İnip kalkan kanatlarımdan bir gök
Saçardım ben toprağa
Bir daha, bir daha, bir daha

Ne çok yoruldum amansız bir daha
Atalarımın ruhlarından etimin fare sürüsü bir daha
Atılıp ip ve düğüm, ip ve düğüm, ip
Ve düğüm
Ne çok bir
Bu düğüm

Ne çok atıldım ben birden
En çok siyahtan ve birden
Kimse kalmadı herkesten
Ne çok atıldım ben birden
En çok siyahtan ve herkesten

Arkadaşlarım
Şu bir
Masala benzeyen çocuklar

Rivayet odur ki çocukluğum bir masal ve bütün
Masallar için tam bir hayal kırıklığı
Bunu hiç unutmam
Belki bundan ben hiç masal anlatmam

 

 

Osman Özbahçe
İZDİHAM

izdiham-26-sayi

İzdiham 26. Sayı

İzdiham dergisi 26. Sayısında hiçbir yerde bulamayacağınız çok özel çalışmalar yer alıyor. Edebiyatla gençleri ve hayatı birbirine dost yapan İzdiham’ın bu sayısında Gökhan Özcan, Ercan Kesal, Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Baki Ayhan T., Murat Kapkıner, Güray Süngü, Zeliha Yurdaer, Onur Bayrak, Dilek Kartal, Yağız Gönüler, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, İbrahim Varelci Süleyman Unutmaz, Ferhat Toka, Selman Urluca, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Özer Turan, Çağatay Hakan Gürkan, Seda Bilici, Feyza Özcan, Beyazıt Bestami, Halil Kurbetoğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Mustafa Toprak, Öner Buçukcu, Fahrettin Dede, Dinçer Ateş, Turgay Bakırtaş ve Bülent Parlak gibi nitelikli eserler veren edebiyatçılar ile genç ve umut vaad eden isimler yer alıyor. İzdiham Maarif Takvimi, Lügatlere Güncelleme, Bulgarlar Ne Okuyor? Adlı çalışmanın yanı sıra bir de taziye ilanı yer alıyor. Dengenizi Kaybettiniz, başınız sağolsun. İzdiham’ı bir solukta okunacak bir sayıyla karşınızda. İzdiham dergisinin 26. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: