Onur Korkmaz, Mektuplar

                                                                                                                                                                             xx/xx/2016

sevgili ilayda

Bu yazıyı bir mektup olarak düşündüm ancak postacı ortalarda yok.

Daha önce hiç mektup yazmamıştım, almadım da. Bizim çağımızda bu bir eksiklik değil. Ve çağ, evet bizim çağımız, ikimizin, yani hem senin aynı anda da benim olan çağ. Eğer sen de bunu bir mektup olarak kabul edersen sanırım bu yazdığım ilk mektup olacak. Lütfen et.

Bu yazıyı bir mektup olarak kabul edersen bile; bu, birisine gönderdiğim ilk mektup olmayacak. Bilmek; belki ne hakkın, ne isteğin. Umursadığından değil ama postacı yüzünden değil. Lafı açılmışken, günün birinde Liverpool şehrinden şu an hiçbir insanın bilmediği bir adrese ve iyi bildiğim bir isme o mektubu postalayacağım. İşte onun göndereceğim ilk mektup olmasını planlıyorum. Planlarımızı hayata geçirdiğimizde mutlu olmalı mıyız peki; yoksa sadece hayaller için mi böyle bu? Öyleyse mutlu olmak için hiç şansım yok ve ne şanslıyım ki istemiyorum da.

Eğer istersen bu yüzden benim adıma sevinebilirsin. Bu arada bu mektubu da bir prova gibi düşünmeni istemem. Bu da kendi çapında bir mektuptur. Diğer mektubu çoktan yazdım bile, bundan önce, sadece kâğıda dökmedim henüz. Düşünce formunda aklımda duruyor ve her yere benimle birlikte geliyor. Her yere benimle birlikte gelmesinin sebebi, fikirlerin kurşun geçirmemesiyle aynı.

Bu sebep; onu benden bir parça yapmaz ama onu benimle aynı olana göndereceğim, Liverpool şehrinden ve mümkün olursa da Albert Dock civarından. Bu mektubu ise şimdi yazıyorum; işte tam şu anda 05:13’de. Tarihi ise sadece sana söylerim. Eğer sorarsan. O mektubun ilanı diye de değil sana yazıyorum bunu. Sana neden bir mektup yazdığım sorusunun cevabı ne yazık ki bende de yok. Muhtemelen biraz can sıkıntısıyla tepkimeye girince hani şu ısrar edebilmedeki marifetimi merak edip, neden diye sorduğun zaman sana cevap olarak verdiğim durum var ya işte o; velhasıl kelam sıkıntıyla tepkimeye girince bu durum, nur topu gibi bir mektubun oldu.  Bu yalandı ama ben sana yalan söylemem. Enes istedi; dedi ki: Bir mektup yazsana benim Almıla’ya yazdığım gibi. ‘’Bana özen’’ dedi; ‘’beni taklit et de her yerde söyleyeyim, havam olsun’’. Enes’i mi kıracağım. Yazdım gitti. Bu arada beni bütün sosyal mecra, mecmua ve mec bilmem neylerden engellemene bayılıyorum. İyi ki varsın

allahaısmarladık
onur

Onur Korkmaz

İZDİHAM

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın