Onur Bayrak, Kızkardeşsizlik

“galiba yapamayacağım” deyip de yaptığın şeyler

ne olmak istediğimi anlatabildim mi
elini alnımda bir defa bile duymadım
burada halbuki ile başlayan bir mısra olmayacak
sen ve ben tarihin hiçbir yerinden iki portre
özgeçmişimizi yazamazlar, özümüz rehin verildi
karşılığında içinde dünler ve yarınlar olan bir hayat
içinde acılar ve şakalar olan duru bir keder
aslına bakarsan her şey biraz ucuza gider
bu tüccar dünyada
o yüzden çok da şaşırmamalıyız

gerçek olmayan hiçbir şeyi şiire katmasam
yalnız senin güzel parmakların benim bozuk alnım
çünkü dokunmak gerçeğin en yakınıdır kızkardeşim
çünkü dokunulmaktan başka hiçbir şeyi olmayan adamlar vardır
hele de benim gibi yersiz lafların toplandığı bir sözlüksen
bu benzetmenin ne demek olduğunu bilmesen de olur
neyin ne demek olduğunu kimse bilmiyordu
birisi kalktı ve isimler verdi
sonra her şeyi bilen bazı ukalalar türedi

ilk lafı merak edilen şanslı bir bebek de
son sözü sorulan şanlı bir mahkum da olamadım
şimdi sıra bana gelmiş gibi
kendimden söz etmem gerekmiyordu
bu senin şiirin
başkasının şiirinde kendisinden bahseden şair haindir
ve henüz vurulmamıştır
alnından

dünyaya adaleti biz getiremezdik
ama bana adaleti sen getirebilirdin
adalet sözcüğünün hangi kökten türediği umurumuzda olmazdı
toprağın rengiydi adalet, bir şahinin avlanması
herhangi birinin vesikalık fotoğrafı
ıslak otlar üzerinde çıplak ayaklarla dolaşmak için edilen ısrar
senin ellerinle benim alnım arasındaki mesafesizlikti adalet
biz bunları bilirdik

kızkardeşim konuyu anlamışsındır
ben burada yapayalnızım
tıpkı …………………………………………. gibi yalnızım
yukarıdaki boşluğu sen doldur
gibi ile yapılan benzetmeleri sevmiyorum
ama hiçbir şey de anlatılamaz bir şeye benzetilmeden
aramızda bir de dil problemi çıkmasın şimdi
kalbimle sevmek ve dilimle yenilmek istemiyorum
içimde sanki ………………………………….. var
içimdeki boşluğu sen doldur
kesinleşsin artık aslında bana ne olduğu

kimseye bir şey anlatmak zorunda değilim
yıllarca özgürlüğü bu sandım
işte şimdi halbuki ile başlayan bir mısra geliyor
halbuki özgürlük herkese her şeyi anlatabilmektir
her şeyi bir vecizemin altına sığdırarak bitiriyorum
“olmayanlara inanmamalı, olanlara kanmamalıyız”
kızkardeşim seni çok seviyorum

Onur Bayrak
İZDİHAM

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın