Ömer Lekesiz, Hem Şair, Hem Kalleş, Hem de Ahlaksız

Şiirle ilgili son iki yazımla, sanal ortamdaki ahlaksızlığa vurgu yapan “Evdeki Akrep” adlı yazılarıma verilen “ortak tepki”ler şiir hırsızlarıyla, isimsizliğe ya da kod isimlere sığınarak ahlaksızlık yapmayı maharet bilenlerin aynı kişiler (yani şairler) olduğunu açıkta ortaya koymuştur.

Demek ki, cibilliyetsizliğini isimsizlikle perdelemek her zaman tam saklanmayı sağlamamakta, karanlıktan kurşun sıkmayı (kalleşliği) marifet sayanlar –önünde sonunda- kurşunu işte böyle kendi ayaklarına sıkmaktalar.

Her üç yazımda da olaya değil olguya göre konuştuğum dolayısıyla şair adı ve site adı zikretmediğim halde ilgili tespitlerimin isabeti karşısında şiddetli bir gocunmayla ortalığa dökülen maskeliler, saklanmak için başlarını kuma gömen devekuşularına döndüler.

Bunların kimlik’leri değilse de (ki böyle bir şerefe kendi bilinçli tercihleriyle zaten layık değiller) kim oldukları şimdi daha iyi bilinmektedir.

Siz, şiir vasıtasıyla sadece sefaletlerini ürettikleri için şair olmayanlar, şair olamamanın karşılığı ahlaksızlık yapmak değildir.

Edebiyat isimlerin dünyasıdır. İsmi olmayanın isimsizlikle isim yapması eşyanın tabiatına aykırıdır.

Sen Z, sen C, sen K, sen O, sen H, sen D, sen A, sen S, sen Ğ, sen X, sen Y, sen W… Adlarınız her neyse şair olmanız, yazar olmanız önemli değildir, insan olmanız önemlidir!

Adının şerefiyle insan olmak, adsızlığın şerefsizliğiyle şair olmaktan daima daha iyidir.

Görünmemeniz güvenceniz değildir çünkü “ortak tepkiniz” sayesinde artık öyle bir görünüyorsunuz ki bunu fark ettiğinizde asıl siz çok şaşıracaksınız.

Adım Ömer Lekesiz! Hatasıyla, sevabıyla, eksiğiyle, fazlasıyla ve ille de kendi adıyla Ömer Lekesiz olarak söz konusu üç yazımla  var olmanın, yazıyor olmanın ve aydınlıkta durmanın sorumluluklarından birini daha yerine getirmeye çalıştım.

Şeytanın kucağında hüviyetlerini kapatmış olarak oturmanın verdiği cesaretle ilgili yazılarıma, düşüncelerime dil uzatanların hükmü, bir mum alevinin yanması ve ve sönmesi esnasında oluşan eser kabilindeki karanlığın hükmü gibidir.

Hem yalnız başına kaldığında hem insan içine çıktığında hem bilgisayarın başındayken hem de onun uzağındayken kendi “adına” onuruyla, asaletiyle, cesaretiyle, vakarıyla sahip çıkan ünsüz, ünlü, az tanınan, çok tanınan şairleri tenzih ederek bu konuyu bu bağlamda ilk ve son kez yazdım.

Anlayan anlar, anlamayan karanlığında havlar.

 

Ömer Lekesiz
İzdiham

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın