Ömer Erdem, Bu Bir Veda Değil

Bu bir veda değil, bir büyük yazarın bir büyük şairin arkasından yüksek konuşmasıdır. İki kez ölümün ebedi yüzünün karşısına geçmiştir Zweig ve onun bir gül dikeni marifetiyle hayattan kopardığı lirik şaire, bir dost ve sanatçı olarak vazifesini yerine getirmiştir. Bu çağlar, bizde de kimi örneklerini gördüğümüz böylesi nutuklarla doludur. Şimdiler de değil şairler, değil mezarlar, değil ölüm, neredeyse her şey sessizliğin “zul(u)metine” zevkle bırakılmaktadır.

Nedir söylediği Dünün Dünyası yazarının, sözünün özü tam olarak nedir? Vaktiyle yerine getirilmeyen sorumlulukların etkisiyle bir tür vicdan temizliği midir yaptığı? Hayır, hayır. “Katıksız bir şair”in, onun neden katıksız ve saf bir şair olduğunun araştırılması, soruşturulması, hükme bağlanmasıdır. Yetmedi, kendisinden yaşça büyük bir sanatçının “… gençler için nasıl bir eğitici gücü olduğunun, insan olarak düş kırıklığı yaratmayan, meşgul ve teklifli olmayan, sadece yapıtıyla ilgilenen, onun yaptığı etkiyle ilgilenmeyen, asla eleştirileri okumayan ve kendisine asla hayran bakılmasına izin vermeyen, asla röportaj yapmayan, son ana kadara her yenilik için olağanüstü merak duyan büyük bir şair görmenin ne demek olduğunun bir düşünülmesi”nden bahsedilmesidir. Türkiye’de dileyen her kuşak bu cümleden nasibini alabilir. Ve “şiirsellikten (daha da) sapmış dünyamızda şairin bugün de mümkün” (olup olmadığını) düşünebilir!

“Birçok insan gören, neredeyse tüm kentlere yolculuklar yapan” şair, esasta saklanan bir kişiliğe sahiptir. En patırtılı çağda aktüalite bakımından bu kadar sessiz geçmesinin sırrını bu kişiliğe bağlar Zweig. Onun “küçük adımlarla birden bitivermesine” atıf yapar. Belki de geçmiş, gelecek ve şimdiyi aynı anda toplayan şiirsel algı onu böylesine saf, kapalı yapmaktadır. Kendi seçimi olan yalnızlık sonuçta “dilden en uç noktasına, artık pek anlatılır olmayanı talep etmeye” çıkmaktadır. “Salt kavranabilir olanın tasviri, artık görülmeyenin metaforu (olmaktadır) onda” çünkü.

Rilke’nin şiirsel eylemini açıklamak bakımından, duygu, yaşantı ve unutuş kavramlarını yerinde ve açınımlıca ifade eder Zweig. Daha yirmi yaşındayken ünlü bir şairin, duygu yükünün anılarla meyvelenip taşması sonra da metaforik bir unutuş kristaline dönüşmesi nasıl da mümkün olmuştur? Birkaç cümleyle bile olsa, adım adım, her kitabında nasıl bir estetik ve zihinsel aşama katettiğini söyleyiverir konuşmacı. Bu haliyle, arkadan söylenmiş kof ve övücü sözlerden uzak kalınması gerektiğinin örneğini sergiler. Söz söz yontar adeta konuşmasını.

Müzik, sözün müzik olup ahenklenmesi ve zamanda akmasını özellikle vurguluyor Merhamet yazarı. Bir satranç ustası titizliğiyle kuruyor söz hamlelerini. “Söz içimizde bir tek onun içinde eksiksiz müzik olmuştu.” Ve asıl önemlisi, ölüme karşı yapılan bu ölümsüzce konuşma, ölümün şairde neye dönüştüğünü de düşünüyor. “… ölüm bile- o bile Rainer Maria Rilke’nin şiirinde büyük ve somut bir biçimde tüm gerçekliklerin en safı ve gereklisi olarak öne çıkar”. Sezer Duru, bu güç ve güçlü konuşmanın ruhunu vermek için hayli dikkat gösterir.

Alman dilinin bu iki ustası “kendi hayatlarının şiirini yazan” bu iki deha, sözü saf düşüncenin aralığında mayalayıp tek saatleri “yazar ve şair olarak” geçmemenin nimetini tadanlar, konuşma boyunca şimdilik hayatta kalan “… bu binlerce boğucu insanın içinden yalnızca birinin şair oluşunun dünyevi nedenlerle açıklanamaz ve aynı biçimde aramızdan ve aynı zaman dilimi içinde yaşayanlar arasından neden onun şair olduğunu açıklayamaz” deyişinin en saf deyimle alçakgönüllüce dile gelişidir. Bu bir veda değildir. Yaratıcı ölümsüzlüğe göz kırpıştır.

RİLKE’YE VEDA
Stefan Zweig
Çeviren: Sezer Duru
Edebi Şeyler, 2015
88 sayfa, 12  TL.

Kaynak: Ömer ERDEM – Radikal Kitap
İZDİHAM

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın