Oğuzhan Bükçüoğlu, Öncesi Ve Daha Öncesi

Müntehir olmak bizim tercihimiz değildi
Menekşe, elbette ister gül yaprağı olmayı
Hükümdar yine âleme hükümdar
Garipler ve şaklabanlar
Saraylarda ölmeyi iyileşmek sanıyor
Ampirik kölelerin yoksulluktan gizlendiği
Dikenlerin ellerimize haddini bildirdiği diyarlarda
Hem iktidar, hem muhalefet yıkıyor evlerimizdeki döşeği.

Duygu panayırında hiç satılmayan duygular
Merhamet, namus, Allahu Ekber dağındaki vakar
Yerimizde duramıyoruz, bir yerimiz bile yok
Sırtımızda ağrılar, grevler, başarı yaltakçıları
Hepsi kendilerine dargın görünmez kimlikçiler
Avemelerde biriken tortular, ajitasyon artıkları
İnsan için nihayetinde hep nifak var
O da doğum günü kutlayanlar
Ve doğduğunda ölenler
Hangi yola koyulsak
Hangi çıkmazdan dönsek
Cırtlak sloganlarda sapak avuntular
Önce sağa sonra sola, sonra hep birlikte toprağa
İtidalden mahrum ideolojilerde gömülü tiyatral valsler
İnsanlar, ırmaklar ve sınırlara hücum eden kan
Biri oksijen sömüren, diğeri göğü kirleten soluklar
Balkanlardan estikçe medeni sürtüklerin doktrinleri
Anlamalıydık
Körüklü petrol avcıları gerekli değil dünyaya
Değil latin harfleri, kadın-erkek eşitliği
Değildir insan hakları
Kaçıncı sürümüdür devletçilik palavrasının
Kaçıncı sürüsü batıcı denen yalancıların.

Pop şarkılar dinleyen şairlerden bıktık
Ten yüklü meyhanelerin pürçeklerinde
Hop oturup hop yatarken kaknem kalabalıklar
Elbet biz de isterdik zenginler gibi kakmayı
Kakılınca bildik
Övüncümüzdü fakirlik
Halbuki
Önümüzden mortgagelerle alındı imkânların alayı
Sanki sorulmuş gibi bir de hayıflandı köstekli beyzadeler
Sanki su varmış gibi modern taslarda yalanıp durdular.

Fabrika bacalarından taşan sanayi devrimlerinde
Fayrap buharının endülüs göğünü görmeyen gözleriyle
Moğolların bir tek bizi sağ bırakmasının bir anlamı olmalı
Olmalı ya Rabbi, her geceyi fecre
Fecri felaha götürmenin bir hikmeti olmalı
Kalpleri tırnaklarla sürmek bir mana bulmalı
Yolların makyajının akmasından
Durmadan arabalara yol vermekten usandık.

Önyargılardan sınırların içinde ve dışında
Residenceları ümran belleten yalan
Demokrasi mitinglerinde imtiyaz dilencileri
Meğerse bizim vatanımızmış
Damarlarını kesemediğimiz putlarımız
Aynada bakmaya utandığımız devşirme dertler
İntihar prospektüsleri, capital kaktüsleri
Öyle ya, danışmanlar tanışmasınlar kendileriyle
Nobranlar sorup durmasın artık
Müntehir olmak bizim tercihimiz değildi
Tıpkı böyle rezilcesine yaşamak gibi.

 

 

 

 

Oğuzhan Bükçüoğlu

İZDİHAM

 

 

 

 

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın