O Mısralar Var Ya

http://www.izdiham.com/uploads/yazi/TrtkDdeqbK.jpg

 

 

bilgisizler için korkunçtur koca dalgalarıyla deniz
mevsimlerin huyunu bilen, gökte ayın geçişini öğrenen
kalplerin kapısını açmayı iyi bilenlerinki gibi
öğrenmiştir rüzgârla ve denizin sert halleriyle pişmeyi
denizin ehli olup tecrübeyle ölçen belirsizlikleri
 
Ebubekir Eroğlu
(Yedi İklim, Ağustos 2014)
 
 
 
 
 
 
Ben bir harf için muhteris olur muyum?
Sokağın ilerisinde göğün ağarmasını
Yağmuru taşıyan bulutu biraz da mevsimin 
Çıkarabilirim bakarsınız kendimi buralardan
Garip bir mesele gibi görülecekse eğer
Yasemin olur çiçeklerden üzerinde yolumun. 
 
Nurettin Durman
(Yedi İklim, Ağustos 2014)
 
 
 
 
 
 
Hep bir uğultu çınlar durur yanı başımızda
Âdem ne yana düşer o büyük aynada 
 
Seyfettin Ünlü
(Yedi İklim, Ağustos 2014)
 
 
 
 
 
 
biz ıslığımızla ısındık ıssızlığınızda
dişlerinizden geçerken ziyanla ve ziyanla
nehirden kaçıp okyanusa dağdan karaya
sığınıp bir gelişle bineğimiz kutsanırken 
çatlar sunağınız daha üflemeden
 
Serdar Kacır
(Yedi İklim, Ağustos 2014)
 
 
 
 
– Dışardan bakınca gördüğün doğru 
dolaşır dururum açık sularda 
rüzgâr doldurmasa yelkenlerimi 
deniz birden bire patlamasaydı 
sana sığınmayı düşünür müydüm 
içimden geçenler geçmedi senden 
kentine yaslandın seyrettin beni 
bir ışık yakmanı yanaş demeni 
karanlıklar boyu bekledim durdum 
göçmen kuşlar gelip geçti üstümden 
sana uçan allı turnam dönmedi.
 
Tayyib Atmaca
(Yedi İklim, Ağustos 2014)
 
 
 
 
 
 
 
istanbul mu bu çöplüğünde inci telâşı
memleket kursaklarında yorgun harfler
 
İsmail Söylemez
(Yedi İklim, Ağustos 2014)
 
 
 
 
 
 
 
pazarımız kuruldu dostlar
kafesten çıkardığımız kuşun kanatları satılıyor
paha biçiyorlar diline
ve kiralıyorlar gözlerini de
 
Raşit Ulaş
(Yedi İklim, Ağustos 2014)
 
 
 
 
 
 
 
azalıp çoğalırdım, telâşsız
üzerinde taş sektirilemeyen
kıvrım kıvrım kollarım   
kükreyen çağlayanlarım vardı
dağlara baş kaldıran 
çok gözler gördüm 
aşka susuz
bir denize mahkûm olunca 
anladım susuzluğumu
meğer suymuş aşkı öğreten bana
 
Ahmettahsin Erdoğan
(Yedi İklim, Ağustos 2014)
 
 
 
 
 
salim kafayla mümkünü yok bu kentin
kentin eklem yerleri kalabalıklaşarak 
alışveriş merkezleri kalabalıklaşarak
kalabalıklaşıyor kalabalıklar kalabalıklaşarak
kadından anne sesi çıkmıyor kalabalıklaşarak
 
Abdurrahman Ekinci
(Yedi İklim, Ağustos 2014)
 
 
 
 
 
serçe parmaklarına kına yakan genç erkekler
onlarla ben, hep bir saklının gölgesinde konuştum
 
siz dâr-ı dünya diyorsunuz
ben, leş kargaları
matemim var 
ve satılacak daha birçok şey
 
ruhum benim, bir melekti
düş gördürürdüm ona
ona, balçıktan boyunbağı
-ve bilmem siz ne dersiniz-
kül elerdim sabahları
 
sabah, hep bir kara haber gelirdi
 
Mikâil Söylemez
(Yedi İklim, Ağustos 2014)
 
 
 
 
Yüz elli sene sonra
Hiç olmaz ama bir gece yaşlanırsam eğer
İçimi hiçbir yarı mamul madde
Hiçbir uyuşturucu içimi yatıştıramaz artık
 
Artık biz biliyoruz sen de bil
Sırf güle bezesin diye kendini
 
Çiçeklerden bir çiçektir karanfil
 
Bahadır Dadak
(Yedi İklim, Ağustos 2014)
 
 
 
 
 
 
 
Perdeleri çektim
İçerde miyim kim bilecek
Kim bilecek kendimde miyim
 
Hatice Çay
(Yedi İklim, Ağustos 2014)
 
 
 
 
 
 
 
Yeniksin çünkü şaşkın yürüyorsun 
iş sana kalsa hüznü de aldıracaksın
bir sigara yaptığında sabah için
bir iskemle çekilmiş gibi hayata
seni ters köşeye yatırmışlar
olsun
 
Ali Yıldız
(Yedi İklim, Ağustos 2014)
 
 
 
 
 
Cızırtı dolu defterleri,
Kimimize gömdün, kimimize seslendin?
Kirpik ucu acıları hangi karıncaya bıraktın?
Tükenmeden, bitmeden
Ses gelecek mi?
 
Cemile Ukba Dilber
(Yedi İklim, Ağustos 2014)
 
 
 
 
 
Parasız yatılıların ilk haftalarında
Ağlama odaları olur, sessizce dinlerdim
Yirmi sene evveline bir karavanla, biraz ışık
Alır Hasanoğlan’a götürürdü beni.
 
Komidinin üstünde kime sıkılacak bir mermi
Söylesene anne ben bu güzel çocukluğun
Ben bu çiçek açan geçmiş zamanın
Zekâtını sana mı vereyim?
 
Bak bahar zaten cunta gibi bir şeydir sevgilim;
Ama sen yine de uykuna biraz zencefil kat,
Parasız yatılıları düşünme,
Şu anahtarları tut,
Belki Üzünç diye bir bina da buluruz;
Onun yangında kaybettiği koşuya
Sen bir karınca miktarı sus.
 
Melike Kılıç
(Yedi İklim, Ağustos 2014)
 
 
 
 
 
 
Bu sis temizlenecek
Bebekleri kör doğurtan bu sis
Kitapları hapseden bu sis, gidecek
 
Enis Özel
(Yedi İklim, Ağustos 2014)
 
 
 
 
 
Beni bu sonbahar yağmurları ısıtır
Zarif bir hançer verseler elime
Yusufçuk kuşundan elçim ve ıtır
 
Mustafa Yıldız
(Yedi İklim, Ağustos 2014)
 
 
 
Fatma Şengil Süzer hazırladı.
İZDİHAM
 
 
 
 
 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın