O Mısralar Var Ya

O Mısralar Var Ya

 

 

Her şeyden ve bir şeyden habersiz geldi

Kıyı kentlerinden, ışıl ışıl köpüktendi

Dedi kahkaha matemi delip geçer mi

Sana elma soyayım buz buzu çözer mi

Gök dediğin soyunmuş bir yarısı dünyanın

Dar yolları yar ben suları salıvereyim mi

Sana yağmur değmemiş iki kiraz vereyim mi

Getirsin gece bir tavşanın gözlerini

Hiç kırlangıç görmemiş bahçeyi gezdireyim mi

Sesli harflerin cennetiyim sen keklik dedin mi

Dedi doldur, seni tekrar göreyim mi

 

 

Cevdet Karal

(Yedi İklim, Temmuz 2014)

 

 

 

Kim ki dağı bildi unutmuştur kendi kendini

Bir hace sofrasından yayılınca silsile

Çocuklar büyümüştür masal gülleri

solmuştur

Tarih şu bizim tarihimiz

Evvel zaman olmuştur ahir zamanda

 

 

Seyfettin Ünlü

(Yedi İklim, Temmuz 2014)

 

 

 

Miladı ilk yaratışla başlatan bakışların var

Ne Meryem mahzunluğundan ne İsa kırgınlığından

 

Yazanın kıyılarında inersin derinliğine

Ve yangınlar seyredersin yazının kıvrımlarından

 

 

Mehmet Aycı

(Yedi İklim, Temmuz 2014)

 

 

 

O kadar yalnızdım ki o yıllarda

Sesim bile yankılanmazdı

Kendi sesimi bile duymazdım o yıllarda

 

“İyi olacak” demezdim kimseye

“İyi olacak” duymazdım hiç kimseden

Oysa yankılansaydı bir ses

“İyi olacak” cak cak cak

 

 

Suavi Kemal Yazgıç

(Yedi İklim, Temmuz 2014)

 

 

 

Bıraksan ışığını avlulara

Yağmur benizli bir söz ulanır evimize

Bıraksan çoğaltabilirim sonsuz olanı gözlerimle

Kalbindeki nefhayı yağmalayabilirim korkmadan

 

 

Gökhan Serter

(Yedi İklim, Temmuz 2014)

 

 

 

Yol verdiğim evhamlarmış aslında

Yol boyunca gördüğüm

Vazgeçtiklerine rastlamak gibi

Yabancı

Tüm çöplerin aynı kokması gibi

Anlamsız

 

Hep mi buhran şimdi dünya

Hep mi kördüğüm…

 

 

Ahmet Cora

(Yedi İklim, Temmuz 2014)

 

 

 

Bu hüzzam teknesinde yoğur kendini

Bak bu senin gamzen bu senin sesin

Bu da bana kalan yalnız selvi gölgesi

 

 

Özcan Ünlü

(Yedi İklim, Temmuz 2014)

 

 

 

Hayat unutuyor bazen yorgunluk oluyor her şeyin adı

Avuç içlerimden yol yapıyorum kendime

Önümde kocaman bir bulut, dökülecek az sonra

Yapraklar dökülecek tiryakisi olacağız güzün

Herkese bir renk kalacak, öylece başlayacak bir gün

 

 

Mustafa Uçurum

(Yedi İklim, Temmuz 2014)

 

 

 

Gülersin

Bilirim cennet gülersin

Ölümlü bir düşüşle düşmenin sırası değil

 

 

Raşit Ulaş

(Yedi İklim, Temmuz 2014)

 

 

 

Nadir görülen seyri yayılır gözlerine sabahları cennetin

Mutluyum çünkü müjdelendim \ zira aşkın mertebemdir.

 

 

Metin Tonbul

(Yedi İklim, Temmuz 2014)

 

 

 

Aşkın alkışlar yağmuruyla orkestra susuyor

Balerinler bir sigara yakıyor hemen sahne arkasında

 

 

Berat Bıyıklı

(Yedi İklim, Temmuz 2014)

 

 

 

Yolu hiç uzak değil düşümdeki yerlerin

Umudumu ve kendimi kaybettiğimden beri

 

 

Cihan Taşan

(Yedi İklim, Temmuz 2014)

 

 

 

Kopuyor  parmaklarım kundağın kan

Sustu ninni  ağzımı dikti o kara iplik

Hangi duayı sürsem gözlerime yaş

Oysa pembe kurdeleler saçların papatya inceliği

 

 

Sümeyye Şeker

(Yedi İklim, Temmuz 2014)

 

 

 

Belki gelirsin, bir çay bahçesinde sevginin resmî dili olur susuşumuz

Ben sana gökyüzü olurum açık, sen bana serçe ürkek, ahşap bir masada

Belki gelirsin, güneş de çıka gelir naftalin kokusu üzerinde bir yerlerden

Sıcak iki dilim ekmek gibi küçük ellerini banarsın yüreğimin dumanına

 

 

Erdem Arslan

(Yedi İklim, Temmuz 2014)

 

 

 

işte orda duruyorsun

sanki ben yokum

nerde değilsem ordasın

bir bir kesip bölsek o anları

ne faydası var yok ki faydası ben neyim

gülünç durumlar yok mu ah

kendimizi yalnızlığa alıştırdığımız akışlarımız

kaybetme korkusu tedirginlik ve sonsuz kez yaratılış

varlığım bir sonrakine armağan

seni kaybedince yitirdiğim şey sadece sen değilsin

mesela zalime küfretme gücüm kalmadı

halbuki zalime küfretme gücünü insan bununla değil

caminin yanında gördüğü fast food restorantıyla kaybeder

 

 

Muhammed Cemal Ünal

(Yedi İklim, Temmuz 2014)

 

 

 

heybende mayınlar sınırı geçince sen

hep ikindiyi müteakiben kuşun kanadını kırkikindiler

yağmalarken toprak kokusunu kahrolacağız babaanne

içimiz içimize dönecek

tarhanayı kim ıslatacak

biraz vakit geçecek

çamın bala kardığı bir aralık ki arefe olur

öyledir ki bayramlarda muhakkak yağmur yağar

ağzımız kulaklarımızı yırtacak

hava kış kar kıyamet aczin matlubuna meyyal

tek bir es tek bir nefes ve tek bir virgül kullanmadan

dolduracağım arasat manzumelerini pencerene

 

fihrist / sağlık skandalı / bibliyografya / tansiyoncu coss / iğneci nermin

 

büyük on üç küçük sekiz babaanne

orta dünya mordor theme

 

herkes yerli yerinde

 

 

Bahadır Dadak

(Yedi İklim, Temmuz 2014)

 

 

 

Sesi insanın boğazında sertleşiyor kaldıkça

Anladım ve öyle inatçı bakıyor ki gözlerin

Göğün böyle ısrarına mavi denir türkçede

 

 

Fatih Kınalı

(Yedi İklim, Temmuz 2014)

 

 

 

Sen şimdi tutup pek çok ölüye selam vereceksin

Yeni bir dizeye hicret etmek, diyeceğiz

Bir yenilikten her dem utanarak

Eski bir geliş olarak sen yine gelsen

Sen çıksan diyorum

Sen gelsen, boynun,

Susulacak ne çok şey var

 

 

Melike Kılıç

(Yedi İklim, Temmuz 2014)

 

 

 

Zaman mı konuşur

Yoksa ben akıp gider miyim

Bir bilen çıkıp başımı döndürmeli

Yaşamak bugün

Usanç tüküren bir makineyse

Bütün çarklara pas çalmanın

Vaktine erdik demektir.

 

 

Cemil Tunç

(Yedi İklim, Temmuz 2014)

 

 

Hazırlayan: Fatma Şengil Süzer

İZDİHAM

 

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: