Nurdal Durmuş, Geçen sadece zamanmış meğer, geçmeyen her şey

veda!

birinci gün – martılar bu şehri terk etti
ters giydiğim ayakkabılarla, adını bile bilmediğim sokaklarda yürüyorum.
levha yok, yön yok, ışık yok.
sağa sola belirsiz çırpınışlar,
anlamsızlık ne acı.
ağaçlar göğümün gölgesi sanki, simsiyah duruyor.
kusursuz modeliyim hayal ve ızdırabın.
zihnimde kirlenmiş ayak izleri,
yağmur yüzümü saklayamıyor.

ikinci gün – ahh, gazaplanır
ciğeri acır mı rüzgarın,
sigaramın dumanından?

üçüncü gün – bir gün gitsen bile hatıran yeter
bütün kaldırımlar yalana boyanmış, hepsi aynı şarkıyı söylüyor.
sokak caddeye kavuşmadan geri dönüyorum,
kalabalıklar en büyük yalanıdır dünyanın,
bir yalan daha eklemek istemiyorum.

dördüncü gün – sen varsın orada

beşinci gün – çok önceden belli olan bu ayrılık
yangınlar geliyor üzerime ve aklımı tutuyor dört nala koşan atlar
omuzlarımda iğdiş edilmiş hayaller var.
farkındayım rüzgar beni duymuyor.

altıncı gün – gül, ey saf çelişki
bir tarafta göz göze gelmeye korkarken
diğerinde morarmıştır azabımın dudakları.
kırmızı kurdeleler damlıyor ellerime
ellerim yüzümde.

yedinci gün – priez pour lui
bana çıktı piyangosu hüznün.
kuma sallıyorum sandalın küreklerini.
bu küçük ülkenin kapılarını ardına kadar kapatıyorum, gireceğin hiçbir yer kalmıyor.
ki yalnızca ölüler çıkıyor bu kapılardan ve bir daha dirilmiyorlar
alışmak diye bir şey varmış
alışınca aşılırmış.
mezar taşına
ur gibi bir çentik atıyorum

sekizinci gün – bıraktığım düşü kim büyütecek
gece; rayların üzerine uzanıp beklemenin tedirginliği
buradan bir tren geçecektir
buradan çok ağır bir tren geçecektir.
damarlarıma ekmek doğrayarak geçecektir.
şiirler ve şarkılar kahrolsun.

dokuzuncu gün – yolun karşısına geçerken elleri bırakılan çocuklardık
adım atamaz oldum sonra, durup kaldım.
pencereleri saydım, kapıları, arabaları, minareleri,
kıvılcımları.
yürürken sildiğimi sandığım,
kovulmuşluğun ayak izlerini saydım.
ellerimi indirdim,
ellerimde kan izi.

onuncu gün – direnmek zor artık
ama gitmeme izin verdin diyor estragon.
belki de bekliyor
hiçbir zaman gelmeyecek olanı.

on birinci gün – insanın insana verebileceği en değerli şey yalnızlıktır
o siyah bakışları süpür,
kum tanelerini de.
yalnızlık ki en güzel mevsimidir kalbimin
kalbim ki dünyanın en kötü başkenti.

on ikinci gün – zaman kuyusu
toprak yüzlü bir adamım ben,
sahte bir yeşillik duruyor alnımda ve cepleri susmalar dolu bir kuyu.
ben iyi bir adam olamadım.
iyiler erken ölüyor.
dört parmak kenarında
bekliyor karamsar
/uzakta deniz gözüküyor./

on üçüncü gün – kopardım lanetli gün defterimden bu uğursuz yaprakları
bir kayanın üzerinde oturuyorum
ayaklarıma dalgalar çarpıyor
dalgalarda kan izi

on dördüncü gün – unuttum, unuttum seni.
sularımız çekiliyor, ağlamak ne güzel.

on beşinci gün
geçen sadece zamanmış meğer, geçmeyen her şey.
mutlu ol!

Nurdal Durmuş

İZDİHAM

İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın