Nurdal Durmuş, Bir Bayram Düşlemesi

Sabah nasip dolsun diye açılan pencereler, huzura gönderilmek için usulca yatağından uyandırılan çocukluk.

Kötünün bilinmediği, iyilikten başka şeyin olmadığı, olamayacağı günler.

Bir elbise, bir ayakkabı, bir gömlek hayali.

Kınalı bir koç: İsmail’i kurban eden İbrahim’in resmedildiği o kartpostal.

Kapı kapı dolaşıp “Bayramınız mübayek olsun bey amca hanım abla…” diyerek şeker toplamanın mutluluğu.

Apartman kapılarından kovulmadığımız, sokaklardan kaçırılmadığımız, camilerden dışlanmadığımız, başımıza çorap örülmeyen o günler…

Kötü nedir bilmeyen çocukların hep iyilerle karşılaştığı dünya…

Kent nedir, kaos nedir, cinnet nedir, büyümek nedir bil­mediğimiz günler…

Mahallesi, çeşmesi, bakkalı olan bir hayat ve herkesin birbirini tanıdığı, güvendiği günler.

Başımızı okşayan, gözlerimizden öpen; ellerini öptüğü­müz münevver teyzelerin, müşfik dedelerin şefkati, hayır duaları…

Aile.

Sokakta dolaşan huzur, tadına doyulmaz bayram, bağ, bahçe, bahar…

Bayramı aynı gün, neşesi aynı gün, hüznü, mutluluğu aynı gün olan insanlar…

Zamanı ve bayramı yaratan Allah’ın boşlukları nasıl da şefkatle doldurduğunu hissettiğimiz umut ve hayaller…

Adı bayramdı hepsinin.

Her insanın özlediği kadardı bayram.

Doğduğumuz ev, tahtadan arabalar, çocukluk arkadaşları, düşe kalka büyüdüğümüz yollar, tırmandığımız kiraz ağaçları, korkusuz yürünen caddeler-sokaklar, uzak mahallelerden bile edindiğimiz arkadaşlar, aşklar…

Evet, eskiden bayramlar ve hayat güzeldi ama biz de daha güzeldik…

Sonra şairin dediği gibi: “Biz büyüdük ve kirlendi dünya.

Şimdi gelen güne bakınca “ne gün aydın, ne gece kara, bir garip dünya” deyip geçmiş zamanın arkasına saklanan o güzel günleri arıyor insan.

İnsan geçmişinde kendi yüzünü arıyor.

İhtirasların önümüzü kestiği, aklımızın karıştığı, zamanımızın yetmediği, bu kötürüm çağdan hicret etmek istiyor insan.

Bu ülkenin insanları birbirleri için dua etmeyi bırakmasınlar,

Bir bayram namazı çıkışında tanımadığı insanlara sarılarak kardeş olmaya devam etsinler,

Bayram ve bayramın bahar coşkusu kursağımızda bırakılan yaşama sevincine rağmen gelsin istiyor.

Belki geçmiş kadar güzel değil ama bir bayram daha geldi işte.

O bayram ki “yaklaşmayı, yakınlaşmayı” hatırlatsın bize.

Bize bizden daha yakın olana sevdiklerimizden vermeyi, sevindirilmesi gerekenleri sevindirmeyi hatırlatsın bize.

Paylaşma ve dayanışmanın getirdiği ruh, bizi birbirimize kavuştursun!

Coğrafi uzaklıklar, kalplerde yakınlaşsın!

Bayramdır çünkü!

Verilecek selamımız vardır, uzatılacak elimiz.

Bayramınız bahar olsun.

 

NURDAL DURMUŞ

İZDİHAM

İzdiham 28 Çıktı. İzdiham 28. Sayısında da yine herkesten farklı, her şeyden özgün, her şeyden daha şiir. 28. Sayı ile İzdiham yepyeni bir yolculuğa daha başladı.  Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Bekir Şamil Potur, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Alper Çeker, Yunus Meşe, Emine Şimşek, Ferhat Toka, Bilge Çiğe, Mücahit Gündoğdu, Sema Evin, Meltem Gülname Kaynar,  Hatice Çay ve Yağız Gönüler hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham 28. Sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: