Nihan Kaya, Sanat Taklit Edilemez

Nihan Kaya, sanatın taklit edilemezliğini kaleme aldı.
Romantik döneme kadar, edebiyatta ‘taklit’ olağan kabul ediliyordu. Sözgelimi 18. yüzyılın ilk yarısında, taklit edilen hiçbir yazar bunu günümüzde olduğu gibi öfkelenerek karşılamıyor, aksine, yazar taklit edilmekten memnuniyet duyuyordu. Taklit etmek taklit edilen yazarı onore eden, onun beğenildiğine işaret eden bir davranış olarak görüldüğü gibi, genç veya usta herhangi bir yazarın başka bir yazarı taklit etmesi de toplumun gözünde onu küçülten, gayrimeşru bir durum değildi. Bugünkü ‘intihal’ tartışmaları o zamanlar yaşanmazdı. Yazarla mukallidi arasında daha ziyade sevgi ifadeleriyle dolu yazışmalar olurdu.
Romantik edebiyatın orijinalliğe yaptığı vurguyla beraber ‘taklit’ (‘imitation’) kavramına dair algılar ve tartışmalar da değişmeye başladı. Romantik edebiyatın özgünlüğü yücelten çıkışı son derece yerindeydi; fakat bugün unutulan şey, taklit edilmenin taklit edilen yazara gerçek bir zarar vermediğidir. Zira, bir metni sanat eseri yapan şeyi taklit edebilmek mümkün değildir. Metnin kendi yazarı dışında bir kimse yazarın metin yoluyla yarattığı şeyi başka bir metinde yeniden yazamaz; yaratılan şeye dair bazı kalıpları ancak tekrar edebilir. Eğer bir başkası, yazarın yarattığı şeye dair birtakım unsurları alıp onları yeniden yaratıyorsa, ortaya çıkan şey zaten o ilk metinden başka, özgün bir eser olacaktır. Eserin özü, değeri onun sanatındadır, ki bu da ancak tek kişi tarafından yaratılabilen, tekrar edilemeyen, kendisinden başka bir şeye benzemeyen, benzetilemeyen bir olgudur. Aynı şey iki kere yaratılamaz. Taklit edilebilen de yaratılmış olan sanat eseri değil, ona ait bazı özelliklerdir.
‘Taklit’ kavramını bugün anladığımız şekilde kullanırsak, Shakespeare’in Petrarch’ı taklit ettiğini mi söyleyeceğiz?
Shakespeare’den bahsedince akla gelen ilk şeylerden biri olan meşhur Shakespeare sonelerinin Petrarch’a dayandığını edebiyat tarihçileri bilir. Geniş kitleleri etkisi altına almayı başarmış bir şair olan Petrarch’ın şiirleri, 16. yüzyıl İngiltere’sinde  Sir Thomas Wyatt ve Surrey Kontu Henry Howard tarafından “taklit” edilmiş, bu şairler Petrarch’ı taklit ederken onun kafiye düzenini abba abba cde cde şablonundan alarak abab cdcd efef gg halinde kullanmışlardır. Wyatt ve Howard’ın Petrarch’tan uyarladığı kafiye şemasını aralarında Shakespeare’in de bulunduğu bir dizi İngiliz şair model olarak almıştır.
Şiir her ne kadar Tanpınar’ın dediği gibi, dilin bir ritmin etrafında toplanması, baştan aşağı bir biçim meselesi olsa da, önemli olan Shakespeare’in bu formun içinden kendi formunu, sesini yaratmasıdır. Shakespeare’in kafiye şemasının menşe itibariyle Petrarch’a ait olduğunu bilmemiz, gözümüzde Shakespeare’in sonelerini daha değersiz ya da Petrarch’ı Shakespeare’den daha değerli kılmaz. Sanatın baştan aşağı biçimden ibaret olduğunu söylediğimiz yerde bile, sanat yalnızca kendi biçiminin ifadesidir ve kendisininkinden başka bir biçimi taklit edemez. Şiir taklit edilebilir, ama şiir sanatı asla.
Edebiyatta, Homer’in anonim bir destanı hikaye ettiği İlyada’sı ile Emily Bronte’nin Uğultulu Tepeler romanı arasında, yaratıcı yazarlığın niteliği açısından aslında hiçbir fark yoktur. Homer yazdığı bütün olayları doğduğunda hazır bulmuş olsa da onları her yaratıcı yazarın yaptığı gibi yeniden yaratmıştır. Leyla ile Mecnun kendisinden önce defalarca kaleme alınmış olsa da bugün bu eseri Fuzuli ile birlikte hatırlamamız da aynı nedendendir. Edebiyatta bir eseri önemli kılan zannedildiği gibi konusu olsaydı, Marcel Proust edebiyat sanatının en önemli ustaları arasında sayılamazdı.
Edebiyat eserini sanat eseri yapan onun teması, dili, kurgusu değildir. Sanat sinerjik bir hadise olmakla beraber, onu oluşturan unsurların ne şekilde biraraya geldiği de değildir. Sanat eseri, değişmez bir kural olarak, bileşenlerinin toplamından fazlasını verir. Estetikçiler sanatta iki ile ikinin toplamının dört etmediği hususunda her zaman hemfikir olmuşlardır ve sanat zaten malzemelerinin toplamının ötesine gittiği noktada başlar.
İki artı ikinin dördü aştığı yer, asla taklit edilemeyecektir.
Çok Not: Bu yazı, 24 Ocak 2011 tarihinde, ‘Shakespeare Petrarch’ı Taklit mi Ediyordu?’ başlığıyla Taraf gazetesinde yayınlanmıştır.
Nihan Kaya
İZDİHAM
“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın