Nergihan Yeşilyurt, Hayvan Filtresi

Bugün gelmişim, bu dünya bunu sil
Bir başkasıyla açıklanabilirliğim felce uğramış
Acemiliğimle muhkem
Kendime kıvrılmış bir sayfa, kıyaslanamamış bir cümle ısmarlamışım
Ucunda bir silgi, bu dünya bunu sil
Peşin alınmış bir insanlıktan müteşekkil aslında bütün hayvanlarım
Mümkün bütün kulelere kendimi yerleştirmişim

Bir adın terkisinde asılı kalır mıydı kaybolmak da
İlk dinlenme yerinde bir başka adla takas edilip
Bir nedene ibadet edilir miydi, belki bir cüzdü
Kilometrelerce göğe çekilmiş

Bütün hayvanları aynı tebeşirle –aynı ikircikli harflerle- ıslak otlar üzerine
Hepsinin de nehri aşmışlığı var
Öperken yazmışlar benlik divanına
Çürük ve ağzına kadar dolu, çünkü çağın ilk yorgunu
Burada, bu yalanın altında asılmıştı
Öperken, bir çiti kırmıştı bakışı, toparlanırken aceleyle
Arkasında gölge gibi durmuştu bütün kapılardaki boşluklar
İki kaşıkla tutup çekmişlerdi beni dünyaya doğru
Tamam, aslında bu çok zaman önceydi, ama unutamıyorum
Büyük kaşıklarını, büyük ağızların

O ağızlar içinde Tanrı olan bir mendil verirler işte
Aslında aklımda birer kürsüden ibaret şimdi hepsi
Yaklaştıkça yozlaşıyorlar, ne kadar daha sağlam durabilirim karşılarında

Bütün hayvanlar aynı çayırda, aynı kırık çiti geçince
Bana varacaklar, orada keskin, kımıltısız bir su gibi
İncecik duracağım, yollar gibi duracağım, haritasını dizinin dibinde unuttuğum
Çünkü neyle başlasam söze: anne olsun defter

Birbirine değdiği andan itibaren ayrılmaya başlayan iki şey hakkında konuşmak istiyorum
Kalabalıklarından, yüksünmeden birbirine abanan karanlık şeylerin
O şeyler, benim, uzun bir gölgenin ucunda senin
Ne zaman bir ele uzansam bir radyo açılacak
Uzay boşluğuna yaslanacak bu sokak; ihanet
Merhamet birimiyle bir buçuk saat
Sürdürmeyeceğim elbet
Meydanın en açık yerinde durmayı:
Bu göğüs tüfeğe
Avına koşarken hayvanlarım, bu dünya bunu sil

Kaybolabilir kaderleri yürüttüğümüz izlek
Bir hareket, ille bir kök, yeni imla bulunabilir
Çiçek-böcek filtresinden geçirilip pıhtılaştırabilirim.

 

 

 

Nergihan Yeşilyurt, Mahalle Mektebi 18 (Temmuz-Ağustos)
İZDİHAM

 

 

 

 

İzdiham Dergisinin 29. sayısı çıktı.  İzdiham 29. Sayısını hiçbir şey için okumayacaksanız bile 00.05.1965 tarihinde Elazığ Akıl Hastanesi’nde yatan Urfalı bir hastanın Allah’a yazdığı mektup için okuyun!   İzdiham 29. sayıya buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın