Nazan Bekiroğlu’nun La’sından bölümler seçtik

1. Kimi zaman şeytan dokunmuş düşünü hayra yoramayan Havva,kimi zaman af dileyerek kırk yıl göz yaşı döken Adem gibiyim.

2.Ama O gizli bir hazineydi.Daha fazla bilinmek,farklı bir nazarla seyredilmek istedi. Yaratmaya devam etti.

3.Hele hele kendisine öğretilen isimlerin arasında öyleleri vardı ki Adem o sayfalara göz bile gezdiremedi. Kan dökmek,fesat çıkarmak,bozgunculuk yapmak,emanete ihanet etmek. Bir çocuk masumiyetinde ne olduklarını anlamadı Adem ama ağırlıklarını sol göğsünün altında,kalbinin üzerinde hissetti.

4. Olumsuzluğun ruhu,yaratılacak ve yaşatılacak,ve hepsi de ölümü tadacak insanları doğru yoldan çıkaracağını söylerken bile Rabbinin izzet ve şerefine and içti. Ağız dolusu Rabbim dedi.

5. Saf güzelliğin haberi Havva’daydı. Ona bir kez bakanın,hiç bilmese de bir Yaratıcı’nın varlığına inanması kaçınılmazdı.

6.Adem’in ismini Yaratıcı vermişti.Havva’yı Adem adlandırdı. Havva’nın adı adına,ruhu ruhuna, varlığı varlığına katıldı. Bedeni? Zaten kaburgası kadar Adem’e yakındı.

7.Adem’in Havva’ya bu ilk bakışı cennette bile kalbe sığmayan aşkın arı duru bakışı. Her görüşünde ilk kez görür gibi. Her bakışında son kez bakar gibi.

8. Ve Havva ile çift olduğunda  Adem yalnızlığın ancak Allah’a mahsus olduğunu anladı.

9. O kadar güzeldi ki Havva uğrunda çok acı çekilebilirdi. Ve bir değil bütün kaburgalarını verse Adem,onun gibi bir tane daha gelmezdi.

10. Bir sonsuzluk vehmi,bitimsiz bir şimdi. Lakin geçti. Hazdan acıya,arzudan utanca döndüğü anda Adem,henüz cenneti yitirdiğini bilmeden cenneti özledi.

11. Ben kendimi o yasak ağacın altında buldum. Adını Sen sınav koydun.Düşmekten başka yolum,yasak meyvenden başka azığım yoktu bu oyunda. Bunu Sen de biliyordun.Oyunu sen kurdun. DİYEBİLİRDİ AMA DEMEDİ.

12.  Öyle büyüktü ki kaybı Adem’in,insan neslinden hiç kimse bir daha bir cennet kaybetmeyecekti.

13.Hoş buldu dünyayı,dünya onu hoş buldu. Koca cennete sığamamıştı Adem dünyaya sığdı.

14.Cennetten sürgün edilmiş kadının cennet şimdi ayaklarının altındaydı.

15. Kabil’in de efendisi gibi ilk günahı kibirdi son günahı umutsuzluktu.

La:Sonsuzluk Hecesi, Nazan Bekiroğlu
Hazırlayan: Elif Topal
İZDİHAM
İzdiham'ın 37. sayısında Rainer Maria Rilke'nin vasiyetnamesi Sema Peltek'in çevirisiyle Tükçe'de ilk kez İzdiham'da yayımlanıyor. Müslüm Gürses’i kapağına taşıyan İzdiham Dergi’nin Ekim-Kasım sayısı; Meltem Gülname Kaynar’ın hazırladığı İzdiham Maarif Takvimi’yle başlıyor. Rilke’nin Vasiyetnamesi ilk kez Sema Peltek'in çevirisiyle Türkçe yayımlanırken Gökhan Özcan’ın kendine has bir tarzda yazdığı yazısıyla devam eden bu sayıda Gerard de Merval’in morg kaydına yer veriliyor. Erhan Tuncer köşesinde Yeşilçam Şiirlerinden oluşan bir yazı dizisine başlarken; birbirinden farklı üsluplarıyla dikkat çeken ve bu sayıda yer alan yazarlar: Ali Ayçil, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Çağatay Hakan Gürkan, Dilek Kartal, Faruk Aksoy, Furkan Güngör, Güray Süngü, Hakan Göksel, İbrahim Varelci, Melda Zirek, Muhammed Güleroğlu, Oğuzhan Bükçüoğlu, Seda Nur Bilici, Talip Kurşun, Tuğba Karademir, Turan Karataş, Yasin Kara. Şiirleriyle: Bülent Parlak, Abdülhamit Güler, yer alırken; öyküleriyle: Arzu Özdemir, Emine Şimşek, Zeynep Kahraman Füzün; masalıyla: Meryem Ermeydan yer alıyor. Filmler ve Replikler köşesini Berat Karataş hazırladı. Etibar Hesenzade Şehriyar'ın biyografisini yazdığı, Arzu Özdemir'in de bir şiirini çevirdiği dergide: Enes Aras, Mercedes Kadir’i; Ferhat Toka, Cahit Zarifoğlu’nu; Özer Turan, Bakunin’i; Yunus Meşe, Kadı Burhanettin’i anlatıyor. Röportajlarda; Beyazıt Bestami dolarla, Hacı Ahmed Eriş oto tamircileriyle, Mustafa Toprak Ahmet Hamdi Tanpınar ile konuştu. izdiham dergisinin 37. sayısına BURADAN ulaşabilirsiniz.    

Bir Cevap Yazın