Mustafa Safa, Almanya’da Eğitim Sistemi

Almanya’nın eğitim sistemi beş aşamalıdır ve bu beş aşama birincil, ikincil I, ikincil II, üçüncül ve dördüncül olarak adlandırılır.

Dördüncü kısım akademik veya halk eğitim merkezleri boyutunda sürekli eğitim odaklıdır, dolayısıyla bu eğitim sistemi insana yaşam boyu bir tahsil sunmaktadır. Her ne kadar bazı eyaletlerde zorunlu da olsa, okul öncesi eğitimi bu eğitim sistemi içerisine dâhil değildir. Zira Almanya’nın federatif yapısı eğitim sistemi farklılıklarını doğurur. Kapsayıcı bir eğitim sistemi olmasına rağmen, bazı eyaletler tarafından değiştirilebilir sistem, hatta her okul müdürünün bile değişiklik yapabilmesi söz konusudur.

Birincil eğitim, yani ilkokul 4 seneden ibarettir. Bazı eyaletler yönlenme aşaması olarak İkincil I kısmında bulunan 5. ve 6. sınıfları da ilkokula dâhil etmektedir. İkincil I aşaması, ortaokullar, Hauptschule, Realschule, Gymnasium olarak ayrılmakta veya bu değişik seviyeleri kapsayan Gesamtschule adlı okullar tarafından yürütülmektedir. İkincil II aşaması, lise olarak tabir edebileceğimiz seviye, Gymnasium ve mesleki eğitim olarak ayrılır ve öğrenciler 10. sınıftan itibaren bu aşamaya girerler. Ülkenin eğitim sistemindeki üçüncül kısım üniversiteler ve yüksekokullar, iş akademileri, bölüm okulları diye adlandırılan, edinilen mesleğin üzerine yüksek tahsil görme üzerine planlanmış, bölümler içerir. Dördüncül kısım ise bahsettiğimiz üzere sürekli eğitimi ele almaktadır.

6 yaşından itibaren çocuklar ilkokula başlarlar, doğum günü 30 Hazirandan önce olması şartıyla, sonra olması halinde bir sonraki yıl ilkokula başlayabilir. Bu aşama 4 yıl olmasına rağmen Brandenburg ve Berlin eyaletlerinde 6 yıldır, fakat bu eyaletlerde de 5. sınıfta başlayan ortaokullar mevcuttur. İlk aşamada çocukların kendi potansiyelini keşfetmesi amaçlanmaktadır. Dolayısıyla ilk iki yılda, çoğu yerde diğer senelerde de, çocuklara hiçbir not verilmemektedir, onun yerine sözlü değerlendirmeler (Verbalbeurteilung) verilir. Dilimize sözlü değerlendirme olarak çevirsek de bunlar yazılı ve resmi şekilde de verilebilir. Öğrenci için sınıf öğretmeni en önemli figür olup öğrenim zorluklarını bu sözlü değerlendirmelerle önlemlerini alarak çocuğa katkıda bulunur. Bu önlemler dâhilinde alınan tedbirler ile sınıf tekrarı olmaması amaçlamaktadır ve ilkokulda sınıf tekrarı olmaz. Ayrıca ilkokul, çocuğun aile dışındaki ilk toplumsallaşma durağıdır ve bu aşamada toplum bilinci, sosyal çevreye uyum gibi konulara ehemmiyet verilmiştir. Dersler genelde Almanca ve Matematik üzerine yoğunlaşmaktadır ama bunun haricinde Din, Sosyal ve Müzik bilimleri eklenebilir. Bunlar sınıf öğretmeni odaklı ilerler ama çoğu ilkokul, lokalizasyon olarak, kiliselerin yanında olduğundan din insanları ve/veya değişik insanlar rehber, idol, ekol olarak, sınıf öğretmeni aracılığıyla, gösterilebilir.

Aslında ilkokullar pedagojinin yoğun izlenildiği birimlerdir, dolayısıyla ilkokul sınıf öğretmenleri eğitimlerinde yoğun pedagoji eğitimi almışlardır. Engelliler gibi özel insanların okulları haricindeki en yoğun pedagoji burada görüldüğü için sınıf öğretmeni yeni pedagojik yöntemler izleyebilir. İstediği yeni metodu -proje dersi, açık ders, serbest çalışma, drama, oyun gibi birçok metot- uygulayabilen ilkokul öğretmenleri son yıllarda genelde yabancı dil üzerine yoğunlaşmışlardır. Ayrıca son zamanlarda ilkokullarda heterojenlik artmakta ve sınıflarda zamana göre -öğlenci, sabahçı gibi- ayrılma söz konusu olmaktadır.

İkincil I eğitimi, ortaokul, bir yönlendirme aşamasıdır.

Öğrencilerin seviyelerine göre yönlendirilmeleri hedeflenen bu aşama Hauptschule diploması veya ortaokul diploması ile biter. Hauptschule 9. sınıftan sonra nihayete ererken Realschule 10. sınıfla biter ve 10. sınıfı bitiren biri ortaokul diploması almaya hak kazanır. Bu aşama öğrenciyi üç seviyeye ayırır Hauptschule ve Realschule ortaokul olarak kabul edilirken 5. sınıfla başlayıp 13. sınıfla biten Gymnasium lise olarak kabul görür. Bu aşamada hem sınıfta kalma oranlarının çok olması hem de seviyeler arasındaki geçişlerin fazlalığı, pedagoji uzmanlarının dikkatini çekmekte ve bunun önlemini almaya çalışmaktadırlar. Çocukların ergenlik çağları ve dönemsel meseleleri hasebiyle seviyesinin tam belirlenememesi sıkıntı oluşturmakta ve çocukların gelişimini de etkilemektedir. Bu seviyeleri teker teker inceleyelim:

Hauptschule insanların daha çok el becerileri üzerinde durur ve pratik çalışmalarla bunları açığa çıkarır. Dolayısıyla öğrencilerin el becerileri keşfedilerek bu konular üzerinde yoğunlaşması sağlanır. 9. sınıfın nihayete ermesiyle keşfedilen bir meslek üzerine yoğunlaştırılması amaçlanır ve bu sayede meslek kazandırılır. Bazı eyaletler hauptschule konseptine karşı çıkmaktadırlar ve bunları realschule ve/veya gesamtschulelerde toplarlar. Genelde sınıf öğretmeni velilerle birlikte öğrencilerin hangi okula girmesine karar verir ama Bavyera ve Baden Württemberg eyaletlerinde velinin söz hakkı yoktur. Bu aşama üzerinde tartışmaların çıkma sebebi ise genelde hauptschulelerde, velilerin söz hakkı olmadığı eyaletlerde, anadili Almanca olmayan çocukların bu okullardaki popülasyon yoğunluğudur. Bu sorunu çözme yöntemleri olarak bazı eyaletler hauptschuleleri kaldırmak istemişlerdir ama Bavyera, Baden-Württemberg, Berlin, Hessen, Aşağı Saksonya ve Kuzeyrhein Westfalen eyaletleri bu sistemle devam etmek istemektedirler. Doğu Almanya’dan gelen eyaletler hauptschule sistemini hiç kabul etmemiştir ve Hamburg, Schleswig-Holstein und Rheinland-Pfalz eyaletleri bu sorunlardan sonra hauptschuleleri realschuleler ile birleştirmiştir.  Doğu Almanya’nın Federal Almanya’ya katılımı ile gelen eyaletlerde değişik eğitim seviyeleri içermesi ve eyaletlerin farklı eğitim sistemleri hasebiyle eyaletler arası taşınma veya okul değiştirme süreci denklik sorunlarıyla doludur. Ama özellikle Bavyera eyaleti okulundan istenilen denklik her eyalette kabul görmektedir.

Realschule, ortaokul olarak, öğrencilerin ilkokuldan liseye geçişi arasındaki bir seviyedir. Burada öğrenciler genel kültür dersleri ve birey olma bilinci kazanırlar. Hauptschuleden ziyade gerçek olarak ortaokul eğitimini burada alabilmekte olan öğrenci yine becerilerini ve istidadını keşfetmektedir. Gymnasiuma kıyasla daha fazla el becerileri ve meslek odaklı eğitim olmasına rağmen alacağı ortaokul diplomasıyla meslek üzerine alacağı lise eğitiminin yanında abitur denilen normal lise diploması alabilme hakları da vardır. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere bazı eyaletlerde hauptschuleler ile beraberdirler.

Gymnasium İkincil aşamanın iki kısmını da içerir yani 5. sınıf ile 13. sınıf arasında eğitim verilir. Üniversite veya yüksekokula gidebilmenin tek yolu bu okuldan geçer. Abitur ile biten bu seviyede insanlara teorik bilgi aktarımı diğer aşamalara nazaran daha fazla yapılmaktadır. Genelde öğrencilerin çoğu 10. sınıftan sonra bu aşamaya başlarlar. Diğer aşamalarda yoğun olarak öğretilen mesleklerin pratik kısmı iş yerlerinde aktif çalışarak, staj görerek, okullarda pratik yaparak sağlanırken bu aşamada bu yöntemler isteğe bağlıdır. Bunun yanında diğer aşamalarda pratik öğretilen mesleklerin teori kısmına hâkim olması beklenilen seçilmiş öğrenciler kendi istidadını keşfederek bazı alanlara yoğunlaşırlar. 7. ve 8. sınıftan itibaren özellikle birkaç derse yoğunlaşması istenilen öğrenci 10. sınıftan sonra 3 derse yoğunlaşıp bu derslerden sınav olarak 13. sınıfta diplomasını alabilmektedir. Genel olarak her öğrencinin iki tane yabancı dil öğrenmesi beklenilir bunun yanında bu aşamadakilerin toplum bilinci ve bireyselleşme sorunu yaşamamışı gerekir.

Gesamtschule sistemi Almanya’da en fazla tartışılan sistemdir. Hauptschule, realschule ve gymnasiumu içine alan bu okul tipi, her öğrenciye aynı dersi vermektedir. Burada öğrencilerin farklılıkları, istidatları uygun seviyede ayyuka çıkmamakta, çıksa da istenilen her ders/iş her şekilde gösterilmemektedir. Bu sistem ekonomik olarak uygun olmasına karşın iyi ve kötü arasındaki farkı açmakta; iyi olan öğrenci kendini kötülerle kıyaslamakta, kötü olan öğrenci ise motivasyon kaybına uğramaktadır. Bazı eyaletlerde özellikle nüfus yoğunluğunun fazla olduğu bölgelerde, Kuzeyrhein Westfalen gibi, bu sistem var olmakla beraber birçok eyalette bulunmamaktadır. Bu sistemi içeren ama başarılı olan İskandinav ülkeleri öğrenciyi seçmekte Almanya’dan daha başarılıdır. Eğitimcilerin çocuklarla ilgilenme düzeyi daha kaliteli olduğu için, özellikle Finlandiya, bu sistemle kaliteli öğrenciler yetiştirmektedir.

İkincil II aşaması lise olarak değerlendirilebilir. Mesleki lise ve normal lise olarak ikiye ayırabiliriz:

Normal lise aşaması 11. sınıf ile başlar ( G8 denilen sistemde ise 10. Sınıf ile başlar bu sistemde seçilmiş öğrenciler gymnasiumun ilk aşamasında yoğun olarak teorik görmüşlerdir) ve öncelikle bir yıllık başlama yılı ve sonrasında iki yıllık mezun olma yılı olarak iki bölüme ayrılmaktadır. Başlama yılında değişik okullardan gelmiş öğrenciler aynı seviyeye çekilir ve bitirme aşamasına hazır hale gelir.  Bu aşamada en önemli olan faktör alanlaşmadır. Normal lisede değişik dersler üzerine yoğunlaşması beklenilen öğrenci alan liselerinde de eğitim görerek yoğunlaşmasını sağlayabilir. Alan liseleri sayı azlığı hasebiyle öğrenci seçimini mülakat ve sınavlarla birçok yönden yapmaktadır. Dolayısıyla özel alan liseleri ve özel normal liseler de mevcuttur. Bu sistem sonunda öğrenciler lise diplomasıyla yüksekokul ve üniversitelerde okumaları hedeflenir. Dersler üzerine yoğunlaşmanın olduğu ilk yer bu seviyedir. Kurs sistemi le çalışmakta ve öğrencileri belirli dallara itmektedir. Bunun yanında en az iki yabancı dil eğitimine ehemmiyet verilmektedir. İstenilen derslerin olmadığı halde öğrenci bazı dersleri başka okullarda da alabilmektedir. Bu sistemdeki sorun Bavyera eyaletinde lise diploması alanlar, öğrencilerin sadece %34ünü (2005 yılında) oluşturmaktadır. Diğer taraftan üniversite ve yüksekokullardaki öğrencilerin %53,4 ü Kuzeyrhein-Westfalen eyaletinden lise diplomasına sahiptir.

Meslek liseleri klasmanında ise birçok değişik okul tipi görülebilir. Almanya’da zorunlu eğitim kişinin 18 yaşına kadardır. Dolayısıyla hauptschule veya realschuleden mezun olan birisi şayet mesleğe başlamamışsa mesleki hazırlık okullarına(BGJ) gider veya mezun olmaya hak kazanamamışsa yine bu minvalde başka isimlendirilmiş (BVJ) okullara gider. Meslek eğitimi alan birey bu okullardan sonra mesleklere başvuru yapar. Genel olarak meslek liseleri değerlendirildiğinde ise karşımıza, hauptschule ve/veya realschuleden sonra istidadını keşfeden bireyin istediği meslek yerine başvurması ile gerçekleşen ve kabul görmesi halinde meslek yerinin anlaşmalı olduğu meslek lisesine yönlendirilmesi ile oluşan, ausbilbung sistemi çıkar. Meslek edinirken bu meslek yerinde çalışıp aynı zamanda lisede teorik eğitimini almaya başlayan birey mesleğine göre 3 veya 3 buçuk yıl boyunca bu okula devam eder.

Okulun sonlarına doğru pratik kısım daha da artarak teorik kısım azalır ama genel itibarı ile haftanın yarısını iş yerinde geçiren birey diğer yarısını da okulda geçirir ve mütekabilinde maaş alır. Bu aşamayı bitirmiş öğrenci veya realschuleyi bitirmiş öğrenci mesleki yönlendirme liseleri (BOS, FOS) veya meslek liseleri (berufskolleg, beruliches gymnasium) diye adlandırılan liselere girmeye hak kazanmış olur. Bu çeşit meslek liseleri ise öğrencilere lise diploması vererek yüksekokul ve üniversite öğrenimi görmeye hak kazandırır. Bu tip liseler de normal liseler gibi başlangıç yılı ve bitirme yılları olarak 3 seneden ibarettir. Meslek liseleri genelde Teknik Lise, İşletme Lisesi, Gıda Bilimleri Lisesi ve Biyoteknolojik Lise dallarında olsa da özel okullarla başka dallara yönelmek isteyenlere fırsatlar tanınmıştır. Berufskolleg adındaki mesleki lise ise sadece iki yıl eğitim vermekte olup öğrencilere kendi alanlarında üniversite ve yüksekokul imkânı tanırken diğer mesleki liselerde öğrenciler genel lise diploması ile üniversite ve yüksekokullarda istediği bölümü okuyabilir.

Eğitim sisteminin birincil ve ikincil kısmına değinmiş olduk.

Özellikle müdür ve eğitimcilerin çok fazla söz sahibi olması, öğrenci yönlendirme aşamasında eğitimcinin velilerle ve öğrenciyle yakınlaşması, öğrencinin istidadının keşfedilmesi için harcanan çaba, hemen hemen ilk 6 sene düzgün ödev ve derslerin olmaması, toplum bilinci ve sosyalleşmeye odaklanarak birey yetiştirmeye çalışmak gibi birçok faktör dikkatleri celp etmektedir. İdeolojik olarak ilkokulda ve ortaokulların başlarında yoğun dini eğitim ve ekol seçimi sağlanmaktadır fakat bu da müdür ve/veya öğretmenlerine göre değişir. Bu konuda hususi olarak Waldorfschule isimli okullara değinmekte fayda var. Rudolf-Steiner okulları olarak da adlandırılan bu okullar özel okul statüsündedir. Ülkemizdeki köy enstitülerine benzer bir sisteme sahip olan bu kurum Rudolph Steiner’in antropozofik yaklaşımı ile temellenmiştir. Mayıs 2015 verilerine göre 1063 tane Waldorfschule vardır; bunların 720 si Avrupa’da 232 si Almanya’da ve 125 i ABD genelindedir. Bu okullar Steiner’in düşünme, hissetme ve isteme üçlü yaklaşımı ile temellendirilmiştir. Düşünme aşamasında çocukların entelektüel gelişimine, hissetme aşamasında sanat gelişimine ve isteme aşamasında el becerisi gelişimine odaklanılmaktadır. Aslında Almanya’daki üçlü ortaokul sistemin temeli de buraya dayandığı düşünülür. Okulların bu kadar yaygın olması bazı terör örgütlerini anımsatmıyor değil ama sistemin sağladığı faydadan dolayı da bu kadar yaygınlaşmış olabilir.

Üçüncül aşamada 2007 verilerine göre 391 yüksekokul 124 üniversite bulunmaktadır.

Bunların arasında pedagojik, teolojik, sanatsal yüksekokullar bulunmaktadır.  Bu okullara merkezi bir sınav olmamakla beraber lise diploması ile girilebilir. Bazı okullar özel olarak mülakat, sınav ve/veya diploma not ortalaması istemektedir. 2011 itibarı ile 1,9 milyon üniversite öğrencisi bulunmaktadır. Bu aşama 2008 itibariyle yüksekokullar genel yönetimin yasalarından çıkarılıp eyalet yasalarına bağlanmıştır yani her eyaletin yüksekokul yönetmeliği ve kanunu farklıdır. Yeni bilgi üretimi üzerine odaklanmış bu aşama üniversite ve yüksekokulların yanında yarı zamanlı okunup yarı zamanlı çalışılan iş akademileri (BA) ve bir alan üzerinde teknisyen ve usta vasfı kazanmak için olan alan okulları (Fachschule) içermektedir. Bu okullara giriş şartları yukarıda belirttiğimiz üzere lise diploması olup, sadece bazı mesleklere yoğunlaşmak suretiyle mesleki eğitim sonrasında da bu okullarda tahsil görülebilir. Üniversite giriş şartları eyaletten eyalete değişebileceği gibi okuldan, okula da farklılık göstermektedir. Genelde not ortalamasının iyi olmasını isteyen bölümler/okullar öğrencilerin, diploma notuna göre, birkaç yıl beklemesi halinde eğitim görmesini kabul ederler.

Geçimi sağlayabilmesi için ülkemizdeki KYK benzeri BAFöG adlı burs/kredi sistemi ile öğrencilere harçlık verilmektedir. Lakin 2007’den bu yana olan öğrenim harçları öğrencilere zorluk çektirmekte olup birçok öğrencinin tahsilini bırakmasına sebebiyet vermiştir. Buna karşın özellikle hukuk fakültelerinde öğrencilere başlangıçta senet imzalatmışlar ve bırakması halinde borçlu bırakmışlardır ama bu tedbir de tahsil bırakma oranlarını fazla etkilememiştir. Bir üniversitede harçlar genelde tüm bölümlerde aynıdır ve 2010 yıllarında yaklaşık olarak bir dönem için 600 € civarı bir öğrenim harcı ödenmek zorundadır. Üniversitelerdeki yoğun öğrenci olması ve bunlarla ilgilenme sorunu olduğu öne sürülerek 2006 da harç sistemi getirilmiş ve daha kaliteli bir yüksekokul seviyesi amaçlanmıştı. Aynı zamanda iktisadi sorunlar yaşayan eyaletler akademik çalışmaları fazla destekleyememekte ve piyasadaki şirketlerden yardımlar istemektedir. Deutsche Forschungsgemeinschaft (Alman Araştırma Topluluğu) projelerin bir kısmını desteklese de eyaletler tarafından projelerin çoğunun ekonomik bir faydadan ziyade ideoloji yaklaşımlar ve propaganda içermekte olması hasebiyle şikâyet edilmektedir.

Sistem olarak 5 yıllık Diploma sistemine sahip olan Almanya, ülkemiz ve diğer AB ile ilgili ülkeleri kapsayan, Bologna süreciyle 3 yıllık lisans ve 2 yıllık lisansüstü sistemine geçiş yapmıştır. Diplom sistemi diğer ülkelerde denklik olarak lisansüstü mezuniyetine tekabül ediyordu lakin AB uyumu Almanya’nın bu sisteminden feragat etmesine neden oldu. Lisanstaki dersler ülkemizde bulunan AKTS sistemine uygundur fakat az ders ile çok kredi verilmektedir yani bir öğrenci dönemde ortalama 3 ders vermektedir ama okul bitimindeki kredisi ülkemizdeki lisans mezunu kredisi ile aynıdır.

Staj ve öğrenim sistemleri Bologna sözleşmesi nedeniyle ülkemize benzerdir lakin bir dersi ikinci sefer veremeyen bir öğrenci okuldan atılır ve o dersi içeren başka bir bölümü aynı eyalet içinde okuyamaz. Dolayısıyla isteyen istediği bölüme gitmekte olup bitirme oranı başlama oranına nazaran gayet düşüktür. Sistem olarak tartışılan konu ise yüksekokulların çoğunu iyi seviyeye getirmek mi, yoksa üniversitelerin bazılarını yücelterek bunlardan mezun olanları özel kılmak mı? Bu konuda farklı eyaletlerin farklı stratejileri vardır ve cevabı tam açıklığa kavuşmamıştır lakin tüm sistemin amacı dünya genelindeki araştırma rekabetini yakalamaktır. Genelde ülkenin güney tarafına doğru araştırma oranları artmakta olup ülke stratejik olarak bu araştırma trendini genele yaymak istiyor. Haricinde araştırma konusunda yüksek seviyedekiler genelde bazı enstitüleri, Max-Planck Enstitüsü gibi, seçmekte ve diğer tarafları istememektedir. Bunun haricinde başka ülkelere göç eden araştırmacılar da mevcuttur lakin tahsilinden sonra genelde geri dönerler.

Dördüncül aşamada ise sürekli eğitim merkezleri, halk eğitim merkezleri, akademik ilerlemeler gibi ömür boyu eğitim ele alınmaktadır.

Bu aşama her türlü eğitimin devamını kapsamaktadır ve Eğitim Bakanlığınca ilk aşamadan sonraki farklı her eğitim olarak ele alınmıştır. OECD ülkelerinin çoğunda bu aşama üçüncül aşamanın içindedir lakin Almanya özellikle bu konuya ehemmiyet göstermiştir. Aslında bu öğrenmenin çoğu gayrı resmî olup standardize etmesi zordur lakin resmi olarak meslek üzerine genel veya politik olarak eğitime devam edilmesi söz konusudur. Mesleki eğitim devamında sürekli eğitim kavramı ile karşılaşılmaktadır. Eğitimin devam edebileceği kurumlar arasında karşımıza kütüphaneler, halk eğitim merkezleri, kiliselerin eğitim merkezleri, sendikalar, meslek odaları, özel eğitim danışmanlık merkezleri, yüksekokullar ve akşam liseleri çıkmaktadır. Ayrıca son zamanlarda E-learning kavramı popülerleşmekte ve insanlar dünyanın değişik eğitim kurumlarından ders görebilmektedir. Genel olarak yaşamın ilk dönemlerinde alınan eğitimler daha fazla olmakla beraber hayat boyu tahsil mühim bir meseledir.

Dolayısıyla meslek yapmış(ausbildung) bir insan mesleğe başladıktan sonra değişik seviyelerde yer almaktadır. Bu seviyelerin geçişi tahsilin ardından sınavlar ile gerçekleşir. Bir işçi kabul edici tahsil, devam edici tahsil, uyum tahsili ve yükselme tahsili aşamalarından sonra iki aşamalı usta tahsili aşamasına geçer. Usta tahsili yukarıda belirttiğimiz üzere bazı yüksekokullarda yapılır. Bu tahsiller sırasında işveren işçi ile uyum göstermekte olup, boş zaman vermekte ve kısmi olarak eğitim masraflarını da karşılamaktadır. Yüksekokullardan sonra da başlanabilen akademik hayat ülkemize benzer şekilde ömür boyu sürmektedir.

Bunların yanında akşam okulları mevcuttur ve bir öğrenci fazla seviyede ortaokulda sınıf tekrarı yapmışsa eğitim hayatına akşam okullarından devam edebilir veya tahsiline işe başladıktan sonra ehemmiyet vermesi gerekenler bu yolla ortaokul ve liseleri bitirerek yüksekokullara gitmeye hak kazanmaktadırlar. Haricinde değindiğimiz üzere ülkede özel okullar mevcuttur. Dershane sistemi yerine ödevlere yardım sistemleri vardır ve bunlar bazı kurumlar tarafından yapılabildiği gibi şahıslar tarafında da yapılabilir.

Engelli okulları ele aldığımızda ise fiziksel ve zihinsel engellilerin yanında terbiye veya eğitim zorluğu çekenleri de bu okullarda görebiliriz. Hastalığı bulunmayan öğrenciler genelde çocuk esirgeme kurumlarından veya sosyal çevreye uyum sorunu yaşayan çocuklardır. Bu tip okullara normal ortaokul diploması verilip verilmeme hususu çok tartışılmakta olup Baden-Württemberg eyaletinde normal diploma verilmektedir. Fakat anadili Almanca olmayan ailelerin, özellikle velilerin söz hakkı olmadığı eyaletlerde, eğitim zorluğu çeken çocukların seçilmesinin suiistimal edilebileceği üzerinde durmuşlardır.

Mustafa Safa Karagöz

İZDİHAM

“İzdiham, 31. Sayısında kapağı okuyucuları istediği şekilde tamamlasınlar diye manşeti siz atın dedi.” İzdiham Dergisi’nin 31 sayısı müthiş bir içerikle okuyucusunun karşısına çıkıyor. Edebiyat dünyasında yeni bir çığır açan İzdiham’ı mutlaka okuyun. İçeriği ile göz kamaştıran İzdiham’ın 30. Sayısı okuyucusuna anlamı büyük, yıllarca saklanacak bir hediye de veriyor. Herkes, herkesle gerçekten selamlaşsın diye.
İzdiham dergisinin 31. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın