Mustafa Kutlu, Dergi

Bildiğimiz kağıda basılan dergilerin ömrünü tamamladığını düşünüyorum. Tecrübe ile sabit. Çünkü ben de bir dergi çıkarıyorum. Hem de 25 yıldır. Peki sebep ne?

Modern teknolojinin hükmünü yürüttüğü alanlarda yeni icat etkisini çöpe atar. Mesela televizyonun yaygınlaşması ile radyonun pabucu dama atılmıştır. Evet hâlâ radyo âşıkları vardır ama bir avuç. Dergiler de böyledir. Yıllarca takip ettiği dergi ile okur arasında fikir bir yana hissi bir bağ oluşur.

Hele sosyal medya yaygınlaştıktan sonra ne dergiye ne gazeteye itibar kalmadı. Tramvayda, metrobüste, hatta sokakta bakıyorum herkesin elinde veya kulağında bir telefon.

Nasıl bir telefon ama?
Hem telefon, hem televizyon, hem mektup, hem gazete. Ben kullanmadım bu yüzden bilmiyorum, kimbilir daha ne marifetleri var.

Al bir telefon ileşitim alanında her işini gör.

Televizyondaki tartışmalara bakıyorum, kimse şu dergide okudum, şu gazetede okudum demiyor; şunun tweet’i, bunun tweet’i diye konuşuyor. Konuşuyor çünkü internet karşılıklı konuşmayı (atışmayı) da hallediyor.

Kimsenin uzun makaleler okumaya vakti yok; özetin özeti iki paragraf yetiyor. Nabi Avcı buna “enformatik cehalet” demişti. Çok haklı.

Peki bütün bunlara karşılık hergün neden yeni yeni dergiler çıkıyor. Veya sen neden Dergâh’ı çıkarmayı sürdürüyorsun. Şudur: Dergi bir dâvâ, bir sevdâ, bir tutku bir fikriyat ve bir ciddiyettir. Dergiyi çıkarmasam bir kolumu kesmişler gibi olurum.

Dergi hakkında umumi bilgiler de verelim.

Belirli aralıklarla çıkan, belli konularda ve çeşitli yazarlar tarafından yazılmış yazılardan meydana gelen süreli (periyodik) yayım. Gazete, genel olarak günlük çıktığı ve habere dayandığı halde, dergi belirli aralıklarla çıkar ve bir fikre dayanır. Gazete büyük halk çoğunluğuna hitap ettiği halde, dergi teknik, sanat, mizah, çocuk, kadın veya siyaset dergisi olmasına göre belirli bir zümreye hitap eder. Böylece derginin okuyucuyu sayısı gazeteden daha sınırlı fakat daha seçkindir. Bildiğim çok satılan ve okunan en son popüler dergi “Nokta” idi.

Dergiler haftalık, on günlük, on beş günlük, aylık, iki aylık, üç aylık, dört aylık, altı aylık, yıllık, bazan da (Türkiyat mecmuası gibi) belirsiz süreler içinde yayımlanır. Haftada iki kere çıkan mizah dergileri vardır. Macaristan’da XIX. asırda günlük şiir dergileri çıktığı da görülmüştür. Dergilerin ebadı, cep kitapları büyüklüğünden başlayarak, günlük gazete ebadına kadar değişir. Sayfa sayısı Orhan Veli’nin tek yapraktan ibaret Yaprak (1949-50) dergisi hariç tutulursa 8 sayfadan yüzlerce sayfaya kadar çıkabilir. Çeşitli ve daha çok günlük konulardaki yazılardan meydana gelen ve resimli olarak çıkan dergilere magazin denir. Dergiler konularına göre, haber ve yorum dergileri, meslek dergileri, ilmî dergiler, fikir ve sanat dergileri, magazinler, çocuk dergileri, kadın dergileri ve siyaset dergileri gibi sınıflara ayrılır.

Dünyada bilinen ilk dergi 5 Ocak 1665’te Paris’te çıkan Journal des savats’dır.

Türkiye’de ilk dergi Vakâyî-i tıbbiye’dir (1850-1851). Daha sonra Münif Paşa’nın Cemiyet-i ilmiye-i Osmaniye adına çıkardığı Mecmûa-yı fünun (1862-1867) önemli bir dergidir. Daha geniş bilgi için Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi “Dergi” maddesine bakabilirsiniz. (Dergâh Yayınları)

 

Mustafa Kutlu
İZDİHAM

İzdiham 27. Sayısına ulaştı. Bu sayıda Mustafa Kutlu, Gökhan Özcan, Bülent Parlak, Ali Ayçil, Fatma Şengil Süzer, Atakan Yavuz, Berkan Ürgen, Yasin Kara, Çağatay Hakan Gürkan, Nurdal Durmuş, Dilek Kartal, Onur Bayrak, Eda Tezcan, Seda Nur Bilici, Zeliha Yurdaer, Hakkı Özdemir, Feyza Özcan, İbrahim Varelci, Mustafa Toprak, Muhammed Palewi, Özer Turan, Halil Kurbetoğlu, Yunus Meşe, Mazlum Mengüç, Ferhat Toka, Mücahide Orak, Mücahit Gündoğdu, Kevser Tekin, Elif Atasoy, Hatice Çay ve Yağız Gönüler yer alıyor. İzdiham hepimiz ölecek yaştayız demeye devam ediyor. İzdiham dergisinin 27. sayısına buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: